SURİYE'DE İŞKENCE MAĞDURLARI REJİMİN ZİNDANLARINI ANLATIYOR - "Tırnaklarımı çekip ayaklarımı kırbaçladılar, buzlu suya soktuklarında o an öldüm zannettim"

Esed rejiminin, askerliği sona ermesine rağmen tezkeresini vermediği ve 3 yıldan fazla farklı birimlerde işkence yaptığı Muhammed Ahmed Ammar: - "Tırnaklarımı çekip ayaklarımı kırbaçladılar. Ayaklarımı buzlu suya soktuklarında o an öldüm zannettim" - "İnsanlara cinsel organlarından elektrik verirlerdi. Bizim koğuşa bir genç getirdiler. Geldiğinde bir şeyi yoktu. Ertesi gün herkese yemek dağıtırken, onu battaniyeye sarılı ve sessiz sedasız dururken gördüm. Onu o kadar dövmüşler ki ağzı gözü şişmişti" - "(Şam'daki 48 nolu güvenlik birimi) Burada Halepli bir genç nefes alamadığı için öldü. Çok dar bir yerdi" - "Tavana asma, elektrik şoku, tekli hücreler, teker işkenceleri...Hepsini gördük" - "Deyrizor'a sevk edildikten sonra akrabalarım vasıtasıyla rejim subaylarına 2 bin 200 dolar rüşvet ödeyerek kaçtım"

İSTANBUL (AA) - MUHAMMED MİSTO/ADHAM KAKO - Beşşar Esed rejiminin, askerliği sona ermesine rağmen tezkeresini vermeyip 3 yıl 3 ay boyunca farklı birimlerde işkence yaptığı Muhammed Ahmed Ammar, "Tırnaklarımı çekip ayaklarımı kırbaçladılar. Ayaklarımı buzlu suya soktuklarında o an öldüm zannettim." dedi.

1990 İdlib doğumlu Ammar, Mayıs 2010'da zorunlu askerlik hizmetini yerine getirmek için rejim ordusuna teslim oldu.

İç savaşın başlamasından birkaç ay sonra, Ekim 2011'de terhisi gelmesine rağmen tezkeresini alamadı.

Firar etmeyi düşünen Ammar, ailesinden bu konuda destek istedi. Ammar, rejimin zindanlarına nasıl atıldığını AA muhabirine anlattı.

Ammar, "2012'nin Nisan ayında köyümden biri aradı. 'Seni oradan alıp köyüne getireceğiz.' Bunun imkansız olduğunu düşünsem de ona 'tamam' dedim. Çünkü görev yaptığım yer, İsrail sınırında Cebel Şeyh bölgesiydi. Oradan kaçmak imkansız gibiydi." diye konuştu.

Konuşmanın ardından 12 saat geçmeden yattığı koğuştan alınarak komutanının olduğu odaya götürüldüğünü anlatan Ammar, "Meğerse bana gelen aramayı kaydetmişler. Bana gelip 'Albay seni bekliyor' dediler. Ne ben onu, ne de o beni tanır aslında. Telefon konuşmasını kaydedecekleri aklımın ucundan bile geçmemişti." dedi.

Ammar, işkenceden kurtulmak için yöneltilen suçu kabul ettiğini söyledi.

Ardından kollarının arkadan bağlanarak kelepçelendiğini, darp edilerek sorguya götürüldüğünü anlatan Ammar, şöyle devam etti:

"Tırnaklarımı çekip 2 binden fazla kırbaç vurdular. Ayaklarımı buzlu suya soktuklarında o an öldüm zannettim."

- Şam'daki günleri

Sorgulanmak üzere başkent Şam'ın güneybatısında yer alan Sa'sa bölgesindeki güvenlik birimine gönderildiği söyleyen Ammar, "Bana 'Sana bu teklifi kim yaptı? Sen kaçmak istedin mi?' diye sordular. Ben de 'Bana o kadar işkence ettiler ki işlemediğim suçu itiraf ettim.' dedim. Bunun üzerine bana aleyhimde kaydedilmiş bir telefon görüşmesi olduğunu bildirdiler. Ancak birkaç ay içinde çıkabileceğimi söylediler."

Sa'sa güvenlik biriminde kendisine ayak işleri yaptırıldığını kaydeden Ammar, o sırada alıkonulanlara yapılan işkencelere tanıklık ettiğini belirtti.

Ammar, Sa'sa'da gördüğü işkenceleri şöyle anlattı:

"İnsanlara cinsel organlarından elektrik verirlerdi. Bizim koğuşa bir genç getirdiler. Geldiğinde bir şeyi yoktu. Ertesi gün herkese yemek dağıtırken, onu battaniyeye sarılı ve sessiz sedasız dururken gördüm. Onu o kadar dövmüşler ki ağzı gözü şişmişti. Yine orada bir gence işkence etmişlerdi. O kadar çok darp etmişlerdi ki çocuğun her yeri şişmişti. Bize 'Onunla konuşmayacaksınız.' dediler."

- 48 nolu birimde tanıklık ettiği işkenceler

Ammar, önce 91 nolu güvenlik birimine, oradan da 48 nolu güvenlik birimine gönderildiğini söyledi.

48 nolu birimde Um Uday isimli bir kadının işkenceden öldüğünü belirten Ammar, şunları anlattı:

"İki katlıydı. 5 nolu koğuşa aldılar beni. Bu birimde çok işkence vardı. Burada Halepli bir genç nefes alamadığı için öldü. Çok dar bir yerdi. Burada kafama yeşil bir boru ile vururlardı."

48 nolu birimde işkence edileceklerin önce gözlerinin bağlandığını dile getiren Ammar, "Tavana asma, elektrik şoku, tekli hücreler, teker işkenceleri...Hepsini gördük." diye konuştu.

- Saydnaya'da işkenceler

Ammar, 48 nolu birimden sonra rejimin en bilinen işkence yuvalarından Saydnaya Cezaevi'ne gönderildiğini, burada 1 yıl 2 ay kaldıktan sonra askeri mahkemeye çıktığını bildirdi.

"Elektrik, teker ve diğer aletlerle yapılan işkenceler gördük. Rastgele vahşice vururlardı. Çok yorulurduk." ifadelerini kullanan Ammar, şunları kaydetti:

"Temmuz 2014'de af kararıyla serbest bırakıldım. Aslında hakim bana olmadık suçlamalar yöneltmişti. Devlete komplo suçlaması dahil. Asker olduğum için beni Tedmur'daki disiplin birliğine sevk ettiler. DEAŞ oraya saldırınca bizi Şam'a gönderdiler. Bir dönem sonra bizi Humus’taki bir bölgeye sevk ettiler. Daha sonra da Deyrizor'a gönderdiler."

Ammar, "Deyrizor'a sevk edildikten sonra akrabalarım vasıtasıyla rejim subaylarına 2 bin 200 dolar rüşvet ödeyerek kaçtım." diyerek, böylece İdlib'deki ailesine kavuştuğunu söyledi.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler