Suriye’den Kaçtılar Nusaybin’de Öldüler

Türkiye’nin Suriye’ye düzenlediği Barış Pınarı Harekâtı sırasında Mardin’in Nusaybin ilçesine düşen bombalar 12 can aldı

Suriye’den Kaçtılar Nusaybin’de Öldüler

Türkiye’nin Suriye’ye düzenlediği Barış Pınarı Harekâtı sırasında Mardin’in Nusaybin ilçesine düşen bombalar 12 can aldı. Ölenlerden ikisi savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyelilerdi. Bunlardan Hasan Muhammed geride iki çocuk ve gözü yaşlı bir eş bıraktı.

Hasan Muhammed ve Dara Ali, Suriye’nin Kamışlı kentinde yaşıyordu. Ülkelerinde iç savaş çıkınca kaçarak Türkiye’ye sığındılar. Kamışlı’ya komşu olan Mardin’in Nusaybin ilçesine yerleşen iki Suriyeli, beş yıla yakın bir süredir burada yaşıyordu. İkisi de inşaatlarda çalışıp ailelerini geçindirmeye çalışıyordu. Ülkelerini aynı gerekçelerle terk eden Muhammed ve Ali’nin kaderi de aynı oldu. 11 Ekim’de Yeni Turan Mahallesi’ne düşen bombalar 9 kişinin ölümüne neden oldu. Ölenler arasında Hasan Muhammed ve Dara Ali de vardı.

Hasan Muhammed 5 yıl önce eşi Nudem Heci ve bir aylık kızı Çiğdem’le birlikte Nusaybin’in hemen karşısındaki Kamışlı’dan kaçmışlardı. Önce kendilerinden iki yıl önce gelen kız kardeşinin yanına yerleşen Muhammed, daha sonra kendine iş bularak çalışmaya başladı. İnşaatlarda dekorasyon ustası olarak çalışan Muhammed’in küçük oğlu Muhammed, Nusaybin’de doğdu.

Nusaybin’de kendine yeni bir hayat kuran Muhammed, hem ailesini geçindiriyordu hem de Suriye’de kalan anne ve babasına yardım ediyordu. Muhammed’in ablasıSemiha Muhammed, kardeşinin ölümüyle yıkıldıklarını söyledi.

VOA Türkçe’ye konuşan Semiha Muhammed, savaştan kaçtıklarını belirterek, ”O eşi ve 2 çocuğu yaşıyordu burada, kiralık bir evde yaşıyorlardı. Asma tavan ustasıydı, inşaatlarda çalışıyordu. Ailesine bakıyordu, hayatı böyle geçiyordu. İşte mülteci hayatı nasıl olacak ki? Elindeki işi dışında başka bir şeyi yoktu. Çalışıp ailesini geçindirmeye uğraşıyordu, geçimini sağlamaya çalışıyordu. Anne babası Suriye’deydi, bir kardeşi Almanya'da. Hem kendini geçindiriyordu hem de ailesine bakıyordu. Anne ve babasına da para gönderiyordu, kardeşlerine yardım ediyordu. Bizim orada ne toprağımız ne mülkümüz, hiçbir şeyimiz yoktu. Sadece ustalıkları vardı. Çok zorluk çektik, çok zorlandık. Kardeşimizin ölmesi bize büyük bir darbe oldu, çok büyük darbe oldu. Biz savaştan kaçtık, buraya geldik. Kaderi böyleymiş demek ki. Ne diyeceğimi bilmiyorum çok zor. Onun ve çocuklarının hakları kaybolmasın istiyoruz” dedi.

Hasan Muhammed, ilk bomba patladıktan sonra ablası ve çocuklarını kurtarmak için olay yerine gitmiş. Muhammed, onları daha güvenli olan kendi evine getirdikten sonra yaralılara yardım etmek için olay yerine geri dönmüş. Kardeşini son kez kapıdan çıkarken gördüğünü söyleyen ablası “İlk bomba patladığı zaman evde yatıyordu. Bizim aramızda bir sokak vardı, uyuyordu kardeşim. Evin önünde bomba patladıktan sonra eşi ‘Git kardeşini getir’ diye onu gönderdi. Biz evin kapısında bekliyorduk. Bir ara gördüm sonra da bir daha görmedim. İmdadımıza geldi, ‘Çocuklarını al bizim eve git’ dedi. O da oraya geri gitti. Üçüncü bomba ona denk geldi, başına isabet etti. İlk bomba bizim önümüzde patladı ama tam görmedik bilmiyoruz. Beni, eşimi ve çocuklarımı bu köye getirdiler sonra geri gittiler. Beni almaya geldi ama bir daha görmedim. O, bomba patlayan yere gitti ve geldi ‘Bana eve git’ dedi ve sonra kayboldu. Bir daha görmedim. Kardeşim bombanın patladığı yere gitmişti. Bomba patladıktan sonra belki insanlara yardım edebilirim diye, yararlı olabilir diye, insanlara yardım etmeye gitti. Onun evinde patlamadı, imdada gitti” diye konuştu.

Savaştan kaçan Nudem Heci, eşini aynı savaşın yol açtığı bir patlamayla kaybetti. Heci olay gününü VOA Türkçe’ye şu cümlelerle anlattı; ”Biz evdeydik eşim de yatağında uzanmış, dinleniyordu. Bombanın sesi çok güçlüydü, çok yakında patladığını anladım. ‘Korkmayın’ dedi. ‘Pencereleri kapat çocuklar korkmasın’ dedi. Kız kardeşine bakmasını söyledim, çocuklarını buraya getirmesini söyledim. Ondan sonra buradan gideriz dedik. ‘Bomba patlarsa Nusaybin'de kalmayız gideriz’ diyorduk. O da oraya gidiyor, kapıda kız kardeşini görüyor ve ‘Çocuklarını bizim eve götür’ diyor. Tam o sırada bir bomba daha patlıyor. Biz iki bomba zannediyorduk, üçüncüsü de meğer onun yanında patlamış. Üçüncüde ölmüş.”

Eşinin böyle bir olayda öleceğine ihtimal vermediğini söyleyen Heci, artık Suriye’ye dönmeyi düşünmüyor. Heci,“Ben artık Suriye dönemem eşimi burada gördüm, artık dönemem. Eniştem bizi bu köye getirdi eve geri döndü. Biz onu arıyorduk, telefonu çalıyordu ama cevap vermiyordu. Buraya geldiğimizde de aradık ama bir türlü yanıt alamadık. Hastanede bir kadın, onu tanıyan biri benimle konuştu ama yarım ağızla konuştu. Ama biz yine de umudumuzu kaybetmedik, ‘Ölmemiş’ diyorduk. Hastaneye gittik. Bazıları ‘Elinde serum var yaşıyor, iyidir’ dediler. Her tarafa gittik, baktık ama göremedik. Hiçbir yerde bulamadım onu ama bizden sakladıklarını biliyorduk. Biz de deli gibi onu arıyorduk, bütün odalara bakıyorduk. Sabah olunca da cenazesini aldık. Suriye'de savaş vardı, yerimiz kötüydü, burada çalışıyordu, sakindi. Buralar Suriye'den daha sakindi. Burada savaş olacağını tahmin etmiyorduk, burada bir bomba patlayacağını beklemiyorduk. Şehir içinde böyle bir bombanın patlayacağını beklemiyorduk. Kocamın böyle bir bombada öleceğine ihtimal vermiyordum” şeklinde konuştu.

Babalarının ölümünden habersiz olan 5 yaşındaki Çiğdem ile 2 yaşındakiMuhammed, çevrede olup bitenlere anlam vermeye çalışıyor.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler