Suriyeli ve Türkiyeli Kadınlar Göç Hikayelerini Sanatla Anlattı

Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaşla birlikte dünyanın birçok bölgesine sığınmak zorunda kalan mülteciler gittikleri yerlere sanatlarını da götürdü. Suriye sınırında bulunan Gaziantep’te ise Suriyeliler ve Türkiyeliler arasında “kardeşlik köprüsü” kurmayı amaçlayan bir sergi düzenlendi

Suriyeli ve Türkiyeli Kadınlar Göç Hikayelerini Sanatla Anlattı

Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaşla birlikte dünyanın birçok bölgesine sığınmak zorunda kalan mülteciler gittikleri yerlere sanatlarını da götürdü. Suriye sınırında bulunan Gaziantep’te ise Suriyeliler ve Türkiyeliler arasında “kardeşlik köprüsü” kurmayı amaçlayan bir sergi düzenlendi.

Gaziantep’te Kırkayak Kültür Merkezi bünyesinde kurulan Mutfak/Matbakh Kadın Atölyesi, “Sanatta Kadın Birlikteliği” projesi kapsamında birlikte üreten Suriyeli ve Türkiyeli kadınlar, ürettikleri eserleri sergilemek için ‘Sanatta Kadın Birlikteliği’ adlı bir girişim başlattı.

Suriyeli ressam Falak Al Ghazzi ve Bengü Karaduman’la atölyede beraber çalışan Suriyeli ve Türkiyeli kadınlar ortak yaptıkları resim, heykel, kumaş baskı ve takıları, Gaziantepli ve Suriyeli sanatseverlerin beğenisine sundu. Münif Paşa Halk Kütüphanesi’nin sergi salonunda düzenlen açılışa, Kırkayak Kültür Merkezi Genel Koordinatörü Vural Tarlan, Ayşegül Ateş ve atölyede çalışan kadınlar katılırken çok sayıda sanatsever de açılışa ilgi gösterdi.

​“Birlikte yaşam mümkün”

Mutfak/Matbakh Kadın Atölyesi kurucularından Ayşegül Ateş atölyeyi dört Türkiyeli kadınla birlikte 2015 yılında kurduklarını söyledi. Atölyenin amacının birlikte yaşamayı öğretmek olduğuna dikkat çeken Ateş, “Bizim bir felsefemiz var. Biz Kırkayak Kültür Merkezi olarak ‘Birlikte yaşamak mümkün’ diyoruz. Bunu da biz kültür ve sanat yoluyla sağlıyoruz. Mutfak sadece bir yemek alanı değil aslında bütün üretim alanlarının birleştiği bir yapı temsili bir mekandır. Aktivitelerimizde Suriyeli ve Türkiyeli kültür takipçilerini bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Biz aynı ortamda aynı sergiyi ve filmi izleyebilir, aynı yemeği yapabiliriz diyoruz. Bu atölye ile ortak bir dil oluşturduk. Bu ortak dili iki tarafa da yansıtarak birbirimizi anlamaya çalışıyoruz. İleriki yıllarda Gaziantep’te Suriyeli ve Türkiyeli halkları birlikte yaşamı mümkün kılmak adına çalışmalarımızı arttırarak devam ettireceğiz” diye konuştu.

​“Sanat yoluyla temas kuruldu”

Serginin küratörlerinden Damla Deniz Cengiz ise Suriyeli ve Türkiyeli kadınlar olarak 2016 yılından bu yana kentte bir arada yaşamanın yollarını aradıklarını paylaştı. Hem teoride hem de pratikte bu arayışa cevap üretmeye çalıştıklarını aktaran Cengiz, bu sergiyi de arayışın pratik kısmı olarak nitelendirerek, şöyle devam etti: “Bu projeyle hem sanatta bir birliktelik yaratmaya çalıştık hem de sanat yoluyla bir birliktelik yaratmaya çalıştık. Bir Türkiyeli bir Suriyeli kadın sanatçıyı Felek Elgazi ve Bengü Karaduman’ı üç hafta boyunca burada ağırladık. Suriyeli ve Türkiyeli kadınları bir arada üretmeye teşvik ettik. Kadınlara kendi göç hikâyelerini anlatma fırsatı sunduk. Mesela kolye, heykel ve kumaş baskı gibi şekillerde hikâyelerini anlattılar. Tabi arada bir dil bariyeri vardı. Ancak dil yoluyla olmasa da sanat yoluyla birlikte kurdular. Sanatla temas alanını genişleterek ciddi bir yol kat ettik. Bu proje sayesinde çok ciddi arkadaşlıklarda kuruldu. Suriyelilerle birbirimizden çok farklı değiliz. Arada bazı farklılıklar ancak bu da bizi zenginleştiriyor. Aslında bu projeyle bir araya geldiğimiz zaman ne kadar güzel şeyler üretebileceğimizi göstermek istedik.”

Atölyede birlikte üreten kadınlar sergi açılışından önce düzenlenen söyleşide atölyeye yönelik düşüncelerini sanatseverlerle paylaştı. Sergi ve söyleşinin sunumları bütün katılımcıların anlayabilmesi için Arapça ve Türkçe olmak üzere iki dilde yapıldı.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler