TBMM Genel Kurulu

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu: - "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle ilgili AK Parti içerisinde en ufak bir tartışma asla ve kat'a söz konusu değildir. Algılar başka, gerçekler, olgular bambaşkadır. Bir algı operasyonu uzun süredir profesyonel bir şekilde ortaya konmaya çalışılıyor ama hakikat apaçık ortada, millet görüyor" - CHP Grup Başkanvekili Engin Altay: - "Gezi sürecini yeniden terörize etme üzerine topluma bir mesaj veriliyor. Bu bir kumpastır" - MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay: - "Artık Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden bir geri dönüş söz konusu değildir. Şimdi tek amacımız, bu sistemin bütün kurul ve kurallarıyla yerleşip işlemesine katkıda bulunmak, buna gayret etmek, bütün siyasi partiler olarak buna katkı vermektir"

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle ilgili AK Parti içerisinde en ufak bir tartışma asla ve kat'a söz konusu değildir. Algılar başka, gerçekler, olgular bambaşkadır. Bir algı operasyonu uzun süredir profesyonel bir şekilde ortaya konmaya çalışılıyor ama hakikat apaçık ortada, millet görüyor." dedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan, Tekirdağ'ın Çorlu ilçesindeki tren kazası davasının üstünü kapatma çabalarının olduğunu iddia ederek, bu durumun da acılı olan ailelerin sinirlerini altüst ettiğini söyledi. Ailelerin adalet beklediğini dile getiren Türkkan, acılı aileleri incitmeden adaletin eksiksiz işletilmesi gerektiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Çin'de, bu ülkenin devlet medyasına Sincan Uygur Özerk Bölgesi'yle ilgili verdiği röportajı eleştiren Türkkan, "Soydaşlarımızın Çin zulmü altında mutlu bir yaşam sürdüğünü ifade etmek gaflet ve dalalet içinde söylenmemişse şüphesiz şifa bulmaz bir cehalettir." ifadesini kullandı.

Suriyelilerin, "Halepli Taksi" adı altında korsan taksi durağı açtığını söyleyen Türkkan, "Bizim esnafımız vergi verirken Suriyelilerin vergisiz çalışmasını kabul etmiyoruz. Vatandaşlarımız Suriyelilere harcanan para ve uygulanan imtiyazlardan oldukça şikayetçi." diye konuştu.

- "FETÖ ile mücadelenin, hiçbir aksamaya uğramadan devam etmesi gerekir"

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, bugünün, terör örgütü FETÖ'nün spor kulüplerine karşı düzenlediği "şike kumpası"nın yıl dönümü olduğunu anımsatarak, FETÖ ile mücadelenin hiçbir aksamaya uğramadan devam etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Devletin, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ ile her alanda mücadele ettiğini belirten Akçay, FETÖ'nün devlet mekanizmalarını felç etmek için kurduğu Ergenekon kumpası davasının sözde yargılamalarıyla mahkum edilenlerin tamamının beraatine karar verildiğini, adaletin geç de olsa tecelli ettiğini vurguladı. Beraat edenlere "geçmiş olsun" temennisinde bulunan Akçay, "Bu tarz sinsi, illegal terör örgütlerinin devlet içinde devlet olma girişimlerine karşı daima uyanık olunması, mücadelenin her alanda gösterilmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz." dedi.

Akçay, 3 Temmuz 2013'te, Mısır'da ülkenin seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi ve iktidarının askeri darbeyle görevden uzaklaştırıldığını, Mursi'nin yanı sıra yüzlerce kişinin hapse atıldığını ve idam edildiğini anımsatarak, Mursi'nin de 18 Haziran'da yargılandığı mahkeme salonunda şüpheli bir şekilde hayatını kaybettiğini dile getirdi. Erkan Akçay, 3 Temmuz'un, Arap Baharı'nın Sisi gibi darbeye ve dikta yönetimlerine nasıl evrildiğinin sembol tarihlerinden biri olduğuna dikkati çekerek, Türkiye'de de aynı art niyetlerle 15 Temmuz 2016'da FETÖ'nün hain darbe girişimiyle demokrasiye kastedildiğini, millete yönelen tankların ve uçakların milletin basiretiyle defedildiğini kaydetti.

İstanbul'da yenilenen seçim üzerinden bir sistem tartışmasının başlatılacağı öngörüsünün partisince daha önceden ortaya konulduğunu dile getiren Akçay, "Artık Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden bir geri dönüş söz konusu değildir. Şimdi tek amacımız, bu sistemin bütün kurul ve kurallarıyla yerleşip işlemesine katkıda bulunmak, buna gayret etmek, bütün siyasi partiler olarak buna katkı vermektir." değerlendirmesinde bulundu.

- "Aileler çok acılı"

HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, Çorlu'daki tren kazası davası sürecinde yaşananları izlediklerini aktararak, ilk duruşmada kolluk kuvvetlerinin aldığı tutumun kendilerini şaşırtmadığını söyledi. Oluç, "Aileler çok acılı, yakınlarını olmadık bir faciada kaybetmişler ve bu acının görünmesi ve bu acının daha fazla yaşanmaması, büyütülmemesi için de gereken adımların atılması gerekiyor." ifadesini kullandı.

Türkiye'de erişime engelli internet siteleri, haber ve sosyal medya içeriklerinin toplamına dair resmi bir istatistiki bilgi bulunmadığını, İfade Özgürlüğü Derneğinin, "Engelli Web 2018" isimli raporuna göre, Türkiye'de 2018 sonu itibarıyla erişim engeli bulunan web sitesi sayısının en az 245 bin 825 olarak saptandığını aktaran Oluç, Avrupa Konseyi ülkeleri arasında Türkiye'deki gibi internet içeriklerine müdahale eden bir başka ülkenin bulunmadığını ileri sürdü.

Oluç, "İnternet sitelerini kapatmak, erişim engeli getirmek Türkiye'nin demokrasiden nasibini almaması demektir aslında. Kendi toplumundan gerçekleri saklamak isteyen bir iktidar son derece baskıcı bir anlayışa sahip olduğunu göstermektedir. Bu sansürcü anlayıştan vazgeçmek gerekir." diye konuştu.

- "Parlamentodaki herkes oturup düşünmeli"

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, partisinin eski genel sekreterlerinden Şeref Bakşık'ın vefat ettiğini belirterek, kendisine Allah'tan rahmet, CHP'liler ve vatandaşlara da başsağlığı temennisinde bulundu.

Çorlu'daki tran kazasına yönelik görülen davanın ilk günündeki olaylara ilişkin de değerlendirmede bulunan Altay, yargının içinde bulunduğu hal üzerine parlamentodaki herkesin oturup düşünmesi gerektiğini söyledi.

İstanbul'da yenilenen seçimler üzerinden CHP ve Millet İttifakı olarak bir şımarıklık, böbürlenme, zafer sarhoşluğu içine girmediklerini belirten Altay, ancak İstanbul'da yenilenen seçimin, yeni sistemin Türkiye'de çalışmadığını, işlerliğini ve kamuoyundaki karşılığını şimdiden yitirdiğini gösterdiğini savundu. Altay, AK Parti ve diğer siyasi partilerin içerisinde de bu yönde tartışmaların yaşandığını iddia etti.

Gezi davasının 6 yıl sonra yeniden açıldığını hatırlatan Altay, doğa ve çevre hassasiyetiyle başlayan mücadeleyi terörize edenin dönemin valisi ve emniyet müdürü olduğunu öne sürdü. Altay, "Şimdi bunlar bir kenara konulmuş, Gezi sürecini yeniden terörize etme üzerine topluma bir mesaj veriliyor. Bu bir kumpastır." dedi.

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun attığı tweet'lerden dolayı yargılanmasını kumpas olarak değerlendiren Altay, "İstanbul İl Başkanımızın, 6-7 yıl önce attığı tweet'ler üzerinden yargılanmaya başlaması bize göre İstanbul'un son seçimde ortaya çıkan iradesinin yargılanmasıdır. Bunun da Ergenekon gibi benzer kumpas davalarından bir farkı yoktur." görüşünü dile getirdi.

- "Burada yapılan iş asla bir çevrecilik meselesi değil"

AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın G-20 Zirvesi'nde Türkiye lehine önemli kazanımlara imza attığını belirtti. Erdoğan'ın, bölgesel ve küresel anlamda insanlığın daha iyi bir geleceğe sahip olması açısından gerek G-20'nin gerekse de BM'nin yeniden yapılanmasıyla ilgili önemli çağrılarda bulunduğunu dile getiren Akbaşoğlu, Türkiye'nin, G-20 Zirvesi'ne bir mühür vurduğunu kaydetti. Akbaşoğlu, ayrıca G-20'de Türkiye'nin, S400 savunma füzeleri konusunda önemli kazanımlar elde ettiğini de vurguladı.

İstanbul'da yenilenen seçimin rövanşının alındığına ilişkin birtakım değerlendirmelerin hakikatle hiçbir ilgisinin bulunmadığını ifade eden Akbaşoğlu, şunları kaydetti:

"Bir algı yönetimi çerçevesinde birtakım iftirayı ifade eden diktatörlük, otokratiklik, faşizanlık gibi her türlü kötü kelimenin bulunup yakıştırmaya çalışılmasını seçimden önce duymuştuk. İstanbul'un ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlıklarının verilmeyeceğiyle ilgili bir ton gerçek dışı laf ortaya konulmuştur. O lafı söyleyenler, gerçekten demokratik bir olgunlukla bu hususta hem Sayın Cumhurbaşkanımızın hem AK Parti'nin demokratik olgunluğunu tebrik etmek durumunda değiller mi? Birçok cümlenin boşa çıktığını ve iftira niteliğinde olduğunu milletimiz görmüyor mu?"

Mısır'da halk oyuyla seçilen Cumhurbaşkanı Mursi'nin kanlı bir darbeyle alaşağı edildiğini söyleyen Akbaşoğlu, o dönemde Tahrir Meydanı'nı harekete geçirenlerle Gezi olaylarında Taksim Meydanı'nı harekete geçirenlerin aynı el olduğunu belirtti. Akbaşoğlu, "Mısır'da uluslararası el netice aldı ama Türkiye'de devlet, millet kaynaşmasıyla ve Cumhurbaşkanımızın da liderliğiyle gerçekten demokratik usuller çerçevesinde o günkü Turuncu Devrim girişimleri netice alamadı." değerlendirmesinde bulundu.

Akbaşoğlu, çapulculuğu ve vandalizmi hiç kimse, hiçbir hukuk sistemi ve hiçbir devletin meşrunun göremeyeceğini kaydederek, "Burada yapılan iş asla bir çevrecilik meselesi değil." dedi.

AK Parti'li Akbaşoğlu, "Gezi olayları sonuçta yargının önündedir. Yargı, kim suçlu kim suçsuzsa ortaya koyacaktır. Hiçbir suçlunun arkasında durmuyorum. Hangi bürokrat, hangi siyasetçi olursa olsun. Kanunlar herkese eşit. Kim kanunlara aykırı davranışta bulunmuşsa hepimiz için bu kurallar geçerlidir." diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne ilişkin konuşmalara da değinen Akbaşoğlu, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle ilgili AK Parti içerisinde en ufak bir tartışma asla ve kat'a söz konusu değildir. Algılar başka, gerçekler, olgular bambaşkadır. Bir algı operasyonu uzun süredir profesyonel bir şekilde ortaya konmaya çalışılıyor ama hakikat apaçık ortada, millet görüyor." ifadesini kullandı.