HABER

TBMM İçtüzüğü'ne kısmi iptal

Anayasa Mahkemesi, TBMM İçtüzüğü'nde değişiklik yapan kararın bazı kurallarını iptal etti - Karardaki, "Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında, Anayasada düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapanlara Meclis'ten geçici olarak çıkarma cezası" verilmesini öngören düzenleme iptal edildi - Bağımsız veya grup kuramamış siyasi partiye mensup milletvekilleri tarafından verilen tekliflerin doğrudan Genel Kurul gündemine alınmasına ilişkin önergelerin işleme konulamayacağına ilişkin düzenleme de Anayasayaya aykırı bulundu - Bu düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırı olduğu, milletvekilleri arasında kanun teklifi verme yetkisi bakımından bir farklılık bulunmadığı belirtildi

Anayasa Mahkemesi, TBMM İçtüzüğü'nde değişiklik yapan kararın bazı kurallarını iptal etti.

CHP, TBMM İçtüzüğü'nde değişiklik yapan 27 Temmuz 2017 tarihli kararın bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüklerinin durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi'nde dava açmıştı.

İçtüzük değişikliğiyle, TBMM'de kanun teklifi veren partinin 5 dakika, diğer partilerin 3 dakika konuşma yapmasını öngören düzenlemenin muhalefetin sesini kestiği iddiasıyla iptali istenmişti.

Anayasa Mahkemesi, bu düzenlemenin iptal istemini reddetti. Süre sınırlamasının yasama organının takdir yetkisi kapsamında olduğu belirtilen gerekçede, genel kurulda yapılacak konuşmalarda herhangi bir süre sınırı öngörülmemesi halinde gerçekleşecek sınırsız bir tartışma ortamı ve sonu gelmeyen görüşmelerin, Meclis çalışmalarını olumsuz etkileyebileceği vurgulandı. Gerekçede, bu nedenle Meclis'in daha etkili ve verimli çalışmasını sağlamak amacıyla konuşma sürelerinin sınırlandırılmasının Anayasa'ya aykırı olmadığı belirtildi.

- İptal edilen hükümler

Karardaki, "Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü esasında, Anayasa'da düzenlenen idari yapısına aykırı tanımlamalar yapanlara Meclis'ten geçici olarak çıkarma cezası" verilmesini öngören düzenleme oy çokluğuyla iptal edildi.

Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesinde, söz konusu tanımlamanın belirsiz olduğu belirtilerek, "Bu durum, özellikle muhalif milletvekillerinin çoğunluk tarafından cezalandırılma tehdidi altında kalmalarına, böylelikle yasama ve denetim faaliyetlerine gereği gibi katılamamalarına yol açacak niteliktedir. Bu itibarla, muhalif milletvekillerinin cezalandırılma tehdidiyle susturulmaları sonucunu doğurabilecek kural, demokratik devlet ilkesiyle bağdaşmamaktadır." tespiti yapıldı.

Demokratik bir devlette özellikle milletvekillerinin, barışçıl olması kaydıyla her türlü görüş ve düşünceyi savunma, ne kadar aykırı olursa olsun her türlü tanımlamayı yapma özgürlüğüne sahip olması gerektiği vurgulandı. Gerekçede, şunlar kaydedildi:

"Aksi halde çoğulcu demokrasiden söz etmek mümkün değildir. Buradaki tek sınırlama, kullanılan ifadelerin ırkçılık, nefret söylemi, savaş propagandası, şiddete teşvik ve tahrik, ayaklanmaya çağrı veya terör eylemlerini haklı göstermek gibi demokratik devlet düzeninde korunması mümkün olmayan bir içeriğe sahip olmasıdır. Kuralla, milletvekilinin ırkçılık, nefret söylemi, savaş propagandası, şiddete teşvik ve tahrik, ayaklanmaya çağrı veya terör eylemlerini haklı göstermek gibi bir içeriğe sahip olması aranmaksızın belirsiz ve öngörülemez bir tanımlamada bulunmaktan ibaret eyleminin ödenek ve yolluğundan kesinti yapılma sebebi sayıldığı anlaşılmaktadır. Kuralın bu yönüyle düşünce açıklaması niteliğindeki beyanları nedeniyle milletvekillerinin her an cezalandırılma tehdidi altında kalmalarına neden olduğu gözetildiğinde milletvekilleri açısından genel olarak ifade özgürlüğünü, özel olarak ise yasama sorumsuzluğunu kullanılamaz ve anlamsız hale getirdiği açıktır."

- Kanun teklifinin işleme alınma şartı

TBMM İç Tüzük değişikliğine ilişkin karardaki, "Teklifin doğrudan genel kurul gündemine alınmasına dair önergelerin ayrı bir siyasi parti grubundan bir milletvekili tarafından yerine getirilmesi halinde işleme alınacağı" şeklindeki düzenleme de Anayasa'ya aykırı bulundu.

Yüksek Mahkemenin gerekçesinde, siyasi parti grubu üyesi olup olmadığı önem taşımaksızın tüm milletvekillerinin Anayasa'nın 88. maddesi uyarınca kanun teklif etmeye yetkili kılındığı vurgulandı.

Ancak dava konusu kuralın, her hafta ayrı bir siyasi parti grubundan bir milletvekilinin önergesinin işleme alınacağını öngördüğü belirtilen gerekçede, bu düzenlemeyle, grup kuramamış bir siyasi partiye mensup ya da bağımsız milletvekillerinin yine içtüzük hükümleri uyarınca verdikleri önergelerin hangi usul izlenerek, hangi anda işleme alınacağı, hatta işleme alınıp alınmayacağı konusunda bir belirsizlik yaratıldığı kaydedildi.

"Teklifin doğrudan genel kurul gündemine alınmasına dair önergelerin işleme alınması sırasında siyasi parti grubu üyesi olma esasının aranması"nın eşitlik ilkesini de ihlal ettiği vurgulanan gerekçede, siyasi parti grubu üyesi olsun ya da olmasın milletvekilleri arasında kanun teklifi verme yetkisi bakımından bir farklılık bulunmadığının altı çizildi.

Gerekçede, "Bu bakımdan aynı hukuki statüye sahip, grup kuramamış bir siyasi partiye mensup ya da bağımsız milletvekillerine tekliflerinin doğrudan genel kurul gündemine alınmasına dair önergelerinin işleme alınması sırasında farklı muamelede bulunulması Anayasa'nın 10. maddesinde ifadesini bulan eşitlik ilkesiyle de bağdaşmamaktadır." denildi.

Geri Dön