HABER

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Serdar:

-"Kudüs’e komisyon olarak ziyaret düşünülebilecek bir şey ama gündemli toplantılara henüz başlamadık. Başlayınca bunları değerlendireceğiz" -"Yasal düzenlemeler, uluslararası sözleşmelerin iç hukuk metnine dönüştürülmesi, hak ihlallerine yönelik birtakım mekanizmaların aktif hale getirilmesi, sivil toplumla işbirliği ve alınan hukuki önlemler sayesinde, temel insan hakları alanında normalleşme sağlanmıştır"

TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ömer Serdar, Kudüs'e komisyon olarak ziyaret düşünülebileceğini, gündemli toplantılara başlayınca bu konuyu değerlendireceklerini söyledi.

Serdar, Mecliste 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla kahvaltılı basın toplantısı düzenledi.

Türkiye'nin dönüşüm ve değişim sürecinde insan hakları alanında sağlanan gelişmelerin hayati önem arz ettiğini belirten Serdar, 12 Eylül, 28 Şubat post-modern darbesi, faili meçhuller, başörtüsü yasakları, işkence ve parti kapatma davaları, 15 Temmuz FETÖ kalkışması gibi olumsuz hadiselerin ağır bir travmaya sebep olduğunu, bununla birlikte, demokratik hukuk devletinin inşası ve insan haklarını idealize etmek gayesiyle çok yönlü çalışmalar yapıldığını, köklü reformlarla iyileştirmelere gidildiğini ifade etti.

Serdar, askeri vesayetin ortadan kaldırıldığını, etnik ve dini azınlıkların özgürlük alanının genişletildiğini, toplumsal hayatın normalleşmesi için hak ve özgürlüklere dayalı bir siyasi yapı inşa edilmeye çalışıldığını dile getirdi. Serdar, "Özellikle son 15 yılda devletimiz ve hükümetimiz, bu alanda büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Yapılan yasal düzenlemeler, uluslararası sözleşmelerin iç hukuk metnine dönüştürülmesi, hak ihlallerinin tespiti ve önlenmesi amacıyla birtakım mekanizmaların aktif hale getirilmesi, sivil toplumla işbirliği ve alınan hukuki önlemler sayesinde temel insan hakları alanında normalleşme sağlanmıştır." değerlendirmesini yaptı.

Sivil denetimin sağlanması, işkenceye karşı sıfır tolerans,farklı dil ve lehçelerde yayın ve propaganda hakkı, siyasi partilerin kapatılmasının zorlaştırılması, başörtüsü yasağının kaldırılması, düşünce, inanç, ibadet ve örgütlenme özgürlüğünün tesisi, adalet reformu, kadın erkek fırsat eşitliğinin sağlanması ve dezavantajlı kesimlere pozitif ayrımcılığı önceleyen çağdaş uygulamaların, Türkiye'nin ve dünya kamuoyunun takdirini kazanan reformlar olarak göze çarptığını belirten Serdar, 2010 yılında halkoylamasına sunularak kabul edilen Anayasa Değişikliği Paketinin de bu alandaki faaliyetlere katkı sağlayan düzenlemeler içerdiğini anımsattı.

-Filistin'de yaşananlar

Serdar, Türkiye'nin, insan hakları alanında içe kapalı olmayı değil, proaktif bir politika izlemeyi benimsediğini, yeryüzünün bütün coğrafyalarındaki gelişmeleri dikkatle takip ettiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Sınırlarımızda yaşanan insanlık dramlarına karşı duyarlılığımız, sığınmacı krizine yönelik çabalarımız, soydaşlarımız konusundaki hassasiyetimiz ve yeryüzünün bütün kriz bölgelerinde yaşanan sorunların çözümüne yönelik faaliyetlerimiz, Türkiye Cumhuriyetinin içtenliğinin, aktifliğinin ve kararlılığının göstergesidir.

Ne yazık ki 21. yüzyılda yerkürenin bazı bölgelerinde insan hakları acımasızca çiğnenmeye devam edilmektedir. Suriye, Arakan, Filistin, Afganistan, Somali, Doğu Türkistan gibi ülkelerde ağır hak ihlalleri yaşanmakta ve o bölgelerde yaşayanlar, insanlık dramlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Tüm dünyanın ortak değeri olan Kudüs, son günlerde tekrar bir krizle gündeme gelmiştir. Kudüs meselesi özelinde Filistin'de yaşanan hadiseler, insan hakları felsefesinin çok çok uzağındadır. Buna ilaveten ırk temelli politikaların, yabancı düşmanlığının, İslamofobinin ve farklılıklara tahammülsüzlüğün Kıta Avrupası'nda yükselişe geçtiği gözlemlenmektedir. Yaşanan bütün bu olumsuz gelişmeler, küresel barış ve evrensel huzur ideallerimizi tehdit etmektedir. Hak ve hürriyetlerin muhafaza edilmesi ve dünyamızın geleceğini tehdit eden bu tehlikeleri önlemek adına uluslararası insan hakları örgütlerine büyük görevler düşmektedir. BM, Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi gibi küresel kuruluşlar, yaşanan insani krizlerin sona ermesi için daha çok çaba sarf etmeli, nefret içeren kutuplaştırıcı politikaların karşılık bulmaması için daha kuvvetli refleksler ortaya koymalıdır."

Serdar, 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla, yarın TBMM'de "İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin Kabul Edilişinin 70. Yılına Girerken" konulu üst düzey açık oturum gerçekleştirileceğini bildirdi.

-"Cezaevlerinde doluluk dışında ciddi sorun görünmüyor"

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Serdar, hak ihlalleri konusunda kurumlara yapılan başvuruların hassasiyetle değerlendirilip sonuçlandırıldığını söyledi.

Cezaevlerindeki denetimlerin çok ciddi yapıldığına işaret eden Serdar, yaşanan darbe girişiminin ardından son zamanlarda cezaevlerinde doluluk oranlarından söz edildiğini aktardı. Hükümetin bu konuda ciddi tedbir aldığını, cezaevi yapımına gidildiğini; mahkum ve tutuklular için insani koşulların oluşturulması anlamında gerekli hassasiyetin gösterildiğini vurgulayan Serdar, "Şu aşamada doluluk dışında cezaevlerinde çok ciddi bir sorun görünmüyor." diye konuştu.

Serdar, komisyonun Kudüs'e bir ziyaret planlayıp planlamadığı sorusuna, şu yanıtı verdi:

"Kudüs, uzun zamandan beri çözüm bulunamamış bir konu. Oradaki hak ihlalleri tartışmasızdır. Dünyada barışın konuşulduğu bir dönemde, ABD yönetimi, aldığı bu kararla kendini barış denkleminin dışına itmiştir. Kudüs'e komisyon olarak ziyaret düşünülebilecek bir şey ama gündemli toplantılara henüz başlamadık. Başlayınca bunları değerlendireceğiz."

(AA)

Geri Dön