---
title: "FENERBAHÇE'DE KADRO MÜHENDİSLİĞİ SIKINTISI"
date: "2026-09-15 08:55:19"
author: "Kerim Kökden"
tags: "Köşe Yazıları"
canonical_url: "https://www.mynet.com/fenerbahce-de-kadro-muhendisligi-sikintisi-190101301232"
original_url: "https://www.mynet.com/fenerbahce-de-kadro-muhendisligi-sikintisi-190101301232"
---
# FENERBAHÇE'DE KADRO MÜHENDİSLİĞİ SIKINTISI
![tnrtnrt](https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/26256491/1200xauto.jpg)
Ligin henüz başında "havlu attı" demek elbette mümkün değil. Ancak zaten İsmail Kartal'ın istifa edip yeniden göreve dönmesiyle ciddi şekilde yara alan Fenerbahçe'de, Gaziantep karşısında alınan bu beraberlik taraftarı adeta kahretti.
Asıl mesele ise sadece alınan 0-0'lık sonuç değil.
Fenerbahçe'nin bugün geldiği noktada kadro mühendisliği açısından ciddi soru işaretleri bulunuyor.
## İSMAİL KARTAL'IN İSTEMEDİĞİ KADRO
![erberberbe](https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/26256494/1200xauto.jpg)
İsmail Kartal'ın göreve geldiği günden bu yana memnun olmadığı konuların başında transfer dönemi geliyor. Tecrübeli teknik adam, maç sonu basın toplantılarında Fred, Talisca ve Oosterwolde'nin takımdan ayrılmasını istemediğini defalarca dile getirmişti.
Aziz Yıldırım yönetimi ise Fred ve Talisca'nın gönderilmesine karar verdi. Oosterwolde de gönderildi ancak sakatlığı nedeniyle yeniden takıma dönmek durumunda kaldı. Dahası, Fred ve Talisca'nın yerine de doğrudan bir alternatif alınmadı. Bugün gelinen noktaya baktığımızda ise tablo çok daha net görünüyor. 10 numara pozisyonunda Asensio'nun sakat olduğu bir maçta, oyuna girerek maçı kurtarması beklenen isim Bartuğ Elmaz oluyor.
İşte zaten gelinen noktayı bundan daha iyi özetleyen çok fazla şey yok.
Bir takımın sezon başında yaptığı kadro planlaması, birkaç sakatlık veya birkaç formsuzluk sonrasında bu kadar kırılgan hale geliyorsa burada sadece teknik direktörü değil, kadro mühendisliğini de sorgulamak gerekiyor.
## BU KADAR KIRILGAN OLURSAN FUTBOLCULARIN KAÇI DİRENÇLİ OLUR?
![788l78](https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/26256497/1200xauto.jpg)
Geçtiğimiz günlerde Roma beraberliğinin ardından beklenmedik şekilde İsmail Kartal istifa etti. Ardından Aziz Yıldırım devreye girerek hocayı ikna etti ve görevine dönmesini sağladı. İsmail hocanın kendi taraftarı tarafından kafasına su şişesi atılması bir yana, medyada ortaya atılan "gönderilecek", "istifa edecek", "transferlerin eksik yapılmasından memnun değil" gibi haberlerin de kendisini fazlasıyla yıprattığı anlaşılıyor.
Basının tavrını tartışmak başka bir konu. Elbette bir teknik direktörün hakkında çıkan her habere cevap vermesi veya bunlardan etkilenmesi beklenemez. Ancak bir teknik direktörün, özellikle de Fenerbahçe gibi büyük bir camianın başındaki kişinin bu kadar kırılgan bir görüntü vermesi ciddi bir problemdir. Nitekim Aziz Yıldırım da Roma maçının ardından hocayı yedirmeyecekleri minvalinde açıklamalarda bulunmuştu.
Ama burada çok daha önemli bir soru var:
Lideri bu kadar kırılgan olan bir takımın oyuncuları ne kadar dirençli olabilir?
Bir futbolcu, hocasının birkaç gün önce istifa ettiğini ve ardından yeniden göreve döndüğünü gördüğünde, o teknik direktörün devamlılığına ne kadar inanır?
Takım arkadaşlarıyla birlikte sonuna kadar mücadele edeceğine, hocasının arkasında duracağına ne kadar emin olabilir?
Futbolda teknik direktör sadece taktik veren kişi değildir. Aynı zamanda takımın psikolojik lideridir.
Oyuncu, hocasına baktığında güven görmek ister. Dirayet görmek ister. Kriz anında arkasında duracak bir lider görmek ister.
Sen kendi koltuğundan bu kadar kolay vazgeçersen, oyuncundan 90 dakika boyunca savaşmasını nasıl beklersin?
İşte asıl can sıkıcı nokta burada başlıyor.
## TOP SENDE, SKOR NEREDE?
![4f139bc7-6134-49d2-8191-1e9f00c67338](https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/26256503/1200xauto.jpg)
Gelelim Gaziantep maçına...
Futbolda yıllardır değişmeyen bir tartışma var: Topa daha fazla sahip olan mı kazanır, yoksa topu daha doğru kullanan mı?
Fenerbahçe'nin Gaziantep deplasmanında aldığı 0-0'lık beraberliğin ardından ortaya çıkan istatistik, bu tartışmayı yeniden alevlendirecek cinsten. Sarı-lacivertliler topa yüzde 68 oranında sahip oldu. Yani maçın neredeyse üçte ikisinde top Fenerbahçe'nin ayağındaydı. Ama tabelaya baktığımızda koca bir 0 görüyoruz.
İşte futbolun, bazen istatistiklerden çok daha acımasız olan gerçeği tam da burada başlıyor.
## TOPA SAHİP OLMAK, MAÇA HÜKMEDEBİLMEK Mİ?
![8ş9i89i](https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/26256506/1200xauto.jpg)
Fenerbahçe'nin son maçlarına baktığımızda aslında çok daha ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Gençlerbirliği karşısında yüzde 71 topa sahip oldu ve maçı 2-1 kazandı. Lyon karşısında yüzde 52 ile oynadı, karşılaşma 1-1 sona erdi. Konyaspor karşısında yüzde 49 topa sahip olmasına rağmen 4-2 kazandı. Lyon deplasmanında yüzde 41 ile oynadı ve 2-1 galip geldi. Samsunspor karşısında ise topun yüzde 42'si Fenerbahçe'deydi ve sarı-lacivertliler sahadan 2-0'lık galibiyetle ayrıldı.
Sonra Beşiktaş maçı...
Yüzde 50 topa sahip olundu, Fenerbahçe 2-1 kaybetti. Roma karşısında yüzde 42 topa sahip olundu, maç 1-1 sona erdi.
Ve Gaziantep...
Yüzde 68 topa sahip olundu, skor 0-0. Bu tablo bize aslında çok net bir şey söylüyor: Topun sende olması, skoru da kontrol ettiğin anlamına gelmiyor.
## SORUN SADECE SKOR DEĞİL
![c30c3d6c-cc64-497a-9494-5bc6113f0bf7](https://imgrosetta.mynet.com.tr/file/26256512/1200xauto.jpg)
Fenerbahçe'de bugün konuşmamız gereken yalnızca Gaziantep deplasmanında kaybedilen 2 puan değil. Asıl mesele, neden kaybedildiği. Kadro planlamasında hocanın talepleri ne kadar karşılandı?
Giden oyuncuların yerleri neden doldurulmadı?
Bir teknik direktörün psikolojik olarak bu kadar kolay sarsılmasına neden izin verildi?
Ve en önemlisi, takımın lideri güven vermekte zorlanırken oyunculardan maksimum mücadele nasıl beklenecek?
Bunların hepsi aynı hikayenin parçaları. Fenerbahçe'nin önünde daha ligin başında uzun bir sezon var. Dolayısıyla bugün için "şampiyonluk gitti" demek elbette doğru değil. Ancak sezonun başında verilen sinyalleri görmezden gelmek de doğru değil. Çünkü bazen sezon sonunda kaybedilen şampiyonluğun temelleri, daha ilk haftalarda atılır. Ve bazen yüzde 68 topa sahip olursunuz ama elinizde sadece 1 puan kalır.
Fenerbahçe'nin artık topun kendisinden çok, o topla ne yaptığına bakması gerekiyor.
Çünkü futbolun sonunda kazanan, en çok topa sahip olan değil; skoru yapan takım oluyor.
