HABER

Trump’ın Mirası: ‘Muhafazakar’ Anayasa Mahkemesi

Trump başkanlığı süresince yargıda yaptığı atamalarda hem Anayasa Mahkemesi hem de daha genel çerçevede federal mahkemeleri daha muhafazakar bir yapıya büründürdü

Trump’ın Mirası: ‘Muhafazakar’ Anayasa Mahkemesi

Başkan Donald Trump 12 Aralık’ta Twitter’dan “Anayasa Mahkemesi bizi gerçekten hayal kırıklığına uğrattı. Sağduyu ve mantık yok, cesaret yok” diyerek öfkesini dile getirdi.

Trump’ın bu tweet’i, Anayasa Mahkemesi’nin Teksas eyaleti başsavcısının seçimlerde çekişmeye sahne olan ve Demokrat aday Joe Biden’ın kazandığı açıklanan dört eyalette sonuçların geçersiz kılınması için açtığı davayı görmeyi bile reddetmesinden birkaç sonra geldi.

Bu, Anayasa Mahkemesi’nin Trump’ı kızdıran kararlarının ilk örneği değildi. Sadece 5 gün önce, yüksek mahkemenin yargıçları Biden’ın Pennsylvania’daki zaferinin iptal edilmesi için başka bir Cumhuriyetçi yetkilinin girişimini de oy birliğiyle reddetmişti.

Mahkeme, Trump’ın seçim sonuçlarını tersine çevirme yönünde sonuç vermesi gibi ihtimal dışı bir çabasına dahil olmayı reddetse de, 20 Ocak’ta görevi devredecek başkan, hem Anayasa Mahkemesi hem de daha genel çerçevede federal mahkemeleri daha muhafazakar bir yapıya büründürmüş olmakla övünebilir.

Tek dönem başkan olarak Trump, Anayasa Mahkemesi’ne atamalar konusunda çok şanslıydı. Sadece dört yılda mahkemeye üç yargıç atadı ve Richard Nixon’dan bu yana tek dönemde mahkemeye en fazla sayıda yargıç atayan başkan oldu. Bu sayede Trump, 3 liberal yargıca karşı 6 muhafazakar yargıçla mahkemenin ideolojik dengesini önemli ölçüde değiştirdi.

Trump’ın atadığı ilk iki yargıç Neil Gorsuch ve Brett Kavanaugh zaten Cumhuriyetçi başkanların atadığı muhafazakar yargıçlardı. Ancak mahkemenin efsane haline gelen liberal üyelerinden Ruth Bader Ginsburg’un hayatını kaybetmesinin ardından yerine atanan Amy Coney Barrett ideolojik bakımdan Ginsburg’a tamamen zıt bir isim.

New York Üniversitesi Hukuk Fakültesi profesörü ve Anayasa Mahkemesi’yle ilgili bir podcast’ın sunucularından Melissa Murray, “Yıllardır muhafazakarlar ve liberaller arasında 5’e 4’lük dengenin ardından şimdi 6’ya 3 şeklinde bir süper çoğunluk oluştu” dedi.

Murray, 4’e karşı 5 muhafazakar çoğunluğun olduğu dönemde tek bir muhafazakarın bile oyunun yönünü değiştirmesinin liberal bir sonuç ortaya çıkması için yeterli olabildiğine dikkat çekti. Bu belirleyici oyu genelde ılımlı bir muhafazakar olarak görülen Başyargıç John Roberts kullanıyordu.

Ancak Murray, şimdi 6-3’lük muhafazakar süper çoğunlukla bütün hesapların değiştiğini, artık Roberts’ın oyunun o kadar belirleyici olmayacağını söyledi.

Bunun yanında Trump’ın atadığı kişilerin nispeten genç olması, mahkemede çok daha uzun süre yapabilecekleri anlamına geliyor. Son atanan üç yargıcın yaş ortalaması 52.

Örneğin Barrett 48 yaşında ve yerine geçtiği yargıçtan 39 yaş daha genç. Kuzey Carolina Üniversitesi’nde hukuk profesörü Andrew Hessick’e göre bu, Trump görevden ayrıldıktan sonra bile daha uzun yıllar Anayasa Mahkemesi üzerindeki etkisinin hissedileceği anlamına geliyor.

Hessick, “Bu yargıçların tümü 30 yılın üzerinde bir süre mahkemede görevde kalabilir. Bu, belirli haklar üzerinde gerçekten derin etkileri olabilecek çok uzun bir zaman” dedi. Yüksek mahkemenin etkilerinin federal yargıçların geneli üzerinde de hissedilebileceğini belirten Hessick, Trump’ın 200’ün üzerinde katı muhafazakar yargıç atadığını da hatırlattı.

Yargıçlar zaman zaman çizgilerini değiştirebiliyor

Yıllar içerisinde Cumhuriyetçi başkanların atadığı yargıçlardan sola kayanlar oldu. Bu durum Trump’ın atadığı yargıçlardan bir ya da daha fazlasının da aynı yolu izleyebileceği ihtimalini gündeme getiriyor. Ancak Murray’a göre, Trump’ın atadığı kişiler görüşlerinde “ideolojik açıdan daha değişmez” bir çizgiye sahip.

Bununla birlikte, Gorsuch ve Kavanaugh, bazı muhafazakarların tepkisini çekse de, bazen kararlarda mahkemenin sol kanadından yana duruş sergiledi. Örneğin Gorsuch, Haziran ayında, 1964 yasasının LGBTQ çalışanları ayrımcılıktan koruduğunu belirten bir görüş yazısı kaleme aldı.

Bu kararı mahkemenin o dönemki dört liberal yargıcı ve Anayasa Mahkemesi başkanı John Roberts da desteklemişti.

Yine de mahkeme, Trump’ın başkanlık görevine başladığı dört yıl öncesine göre çok belirgin biçimde daha muhafazakar bir yapıya bürünmüş durumda. Mahkemenin özellikle son iki yılda iyice sağa kaymasıyla şimdi Roberts ve Kavanaugh’un sağ ve solun ortasında yer aldığı değerlendirmeleri yapılıyor.

Anayasa Mahkemesi’yle ilgili Empirical SCOTUS adlı blog sitesinin kurucusu Adam Feldman, Trump’ın “mahkemeyi sağa kaydırdığını” belirterek, “Son birkaç başkanlık dönemine baktığımızda bu çok açık” dedi.

Dini özgürlükler

Anketler Amerikalılar’ın giderek daha az dindar hale geldiğini gösterirken, dini özgürlükler çok sayıda muhafazakar arasında önemli bir konu haline geldi. Yüksek mahkemenin de, Murray’nin deyimiyle, dinin özgürce uygulanmasına dair anayasal hakkını “daha güçlü şekilde yorumlamaya” başladı.

Sadece bu yıl içerisinde yargıçlar dini özgürlük savunucuları açısından önemli zafer niteliği taşıyan çok sayıda karara imza attı. Bunlar arasında dini okullara devletten fon desteği, dini okullara öğretmenleri işe alma ya da işten çıkarmada geniş yetkiler verilmesi ve Trump yönetiminin sağlık yasasının doğum kontroluyla ilgili maddesinden çalışanları dini ve ahlaki gerekçelerle muaf tutma planını destekleme gibi kararlar bulunuyor.

Barrett’ın atanmasıyla mahkeme dini özgürlükler konusunda daha da agresif bir konuma sahip oldu. Örneğin Kasım ayında mahkeme, benzer konuda daha önceki iki karardan farklı bir duruş sergileyerek, New York’ta salgın sırasında toplu katılımlı dini ibadetlere getirilen kısıtlamaları engelledi. Bazı çevreler mahkemeyi bu kararla dini özgürlükleri halk sağlığının üzerinde tutmakla eleştirdi.

Başkanlık kararnamelerinin ne kadar ağırlığı var?

Trump görev süresi boyunca bazı tartışmalı politikalarını hayata geçirmek için başkanlık kararnamelerine başvurdu. Anayasal bir konu olan başkanlık kararnamesi konusu son yıllarda pek çok defa yüksek mahkemenin önüne geldi. Genel olarak bakıldığında, muhafazakar yargıçlar başkanlık yetkilerinin daha güçlü bir niteliğe sahip olmasından yana duruş sergiliyor. Yine de mahkeme bazı davalarda Trump yönetiminden yana dursa da, yönetimin aleyhine karar verdiği örnekler de yaşandı.

Virginia Üniversitesi’nden hukuk profesörü Saikrishna Prakash, başkanların anayasal yetkisi konusunda Trump’ın kaybettiği dava sayısının kazandığı dava sayılarından muhtemelen daha fazla olduğunu belirtirken, bunun ender rastlanan bir durum olmadığına işaret etti, “Başkanlar her zaman kazanmaz, her zaman da kaybetmez” dedi.

Mahkemenin Trump yönetimi dönemindeki en tartışmalı kararı 2018’de, Trump’ın çoğunluğu Müslüman ağırlıklı ülkelerden oluşan 8 ülkenin vatandaşlarına seyahat yasağı kararnamesini bozması için bir eyalet tarafından yapılan girişimi reddetmesi oldu.

Beş muhafazakar yargıç adına karar gerekçesini kaleme alan Başyargıç Roberts, Göçmenlik ve Vatandaşlık Yasası’nın başkana vatandaş olmayanların ABD’ye girişini askıya almada “geniş ölçekte takdir hakkı” tanıdığını belirtti.

Trump lehine bir diğer karar da 2019’da geldi. Mahkeme, Trump’ın ABD-Meksika sınırına duvar projesine askeri bütçeden milyarlarca ödenek aktarılması için acil durum yetkilerini kullanmasına izin verdi.

Bununla birlikte, Trump’ın Anayasa Mahkemesi’nde yenilgiye uğradığı davalar da oldu. Örneğin 2019’da mahkeme yargıçları, 4’e 5 çoğunlukla yönetimin 2020 nüfus sayımına vatandaşlık sorusunu ekleme planını reddetti. 2020 yılı Haziran ayında da mahkeme, küçük yaşta aileleriyle kaçak olan ABD’ye gelenleri sınır dışı edilmekten koruyan DACA programının yönetim tarafından sonlandırılmasını engelledi.

Trump’ın mali kayıtlarına ilişkin celpnamelerle ilgili iki davadan birinde de yargıçlar, Trump’ın mutlak dokunulmazlık iddiasını reddetti.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön