HABER

Tüp bebek uygulamasındaki son gelişmeler

Tüp bebek uygulamasındaki son gelişmeler

Tüp bebek tedavisi doğal yoldan çocuk sahibi olamayan çiftlerin laboratuvar ortamında kadın eşten elde edilen yumurtalarla erkekten elde edilen spermlerin döllenmesi ile döllenen yumurtların ana rahmine yerleştirilmesi sonucu elde edilen bir gebeliktir. Bu şekilde elde edilen gebeliğin doğal yolla elde edilen gebelikten hiç bir farkı yoktur. Ferti-Jin Kadın Sağlığı ve Yardımcı Üreme Teknikleri Merkezi Klinik Direktörü Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Seval Taşdemir, Mynet okurları için yazdı.

Tüp Bebek Tedavisinin Süreci Nasıl Gelişmektedir?

Bu tedavi; tedaviye başlanılan andan itibaren 15-20 günlük bir süreci kapsar. Problem ister kadından ister erkekten kaynaklansın tedavinin birinci basamağı kadın eşte yumurta gelişiminin sağlanmasıdır ve yaklaşık 10-12 günlük hormon ilacı kullanımı surer ve bu hormone ilaçları kanalıyla kadında 10 ile 15 arasında yumurta gelişiminin sağlanması beklenir. Yumurta gelişimi sağlandıktan sonra ikinci basamak ameliyathane ortamında kadından yumurtaların toplanması ve erkekten elde edilen spermlerle döllenmenin sağlanmasıdır. Klasik tüp bebek yönteminde spermlerle yumurtaların yanyana koyularak dollenmesi saglanır ya da mikroenjeksiyon yontemiyle spermlerin özel igneler yardımıyla özel bit mikroskop altında tek tek yumurtalara yerleşmesi ile elde edilir. üçüncü basamakda elde edilen döllenmiş yumurtaların özel bir katater aracılığıyla anne rahmine yerleştirilmesi yani transfer kısmı gerçekleştirilir. dördüncü basamakda da bu transfer işleminden yaklaşık 10 gün sonra kanda yapılan gebelik testi ile gebeliğin saglanıp saglanamadığının test edilmesidir. Bu basamaklardan geçilip pozitif deger elde edildikten sonra, elde edilen gebeligin dogal süreyle elde edilen gebeliklerden ne bir artısı ne de bit eksisine sahiptir.

Yalnız tup bebek tedavisinde çoğul gebeliklerde karşılaşıyoruz bu da gebelik elde etme oranlarını arttırmak için elde ettigimiz embriyoları 3 ya da 4 gibi bir sayıda anne rahmine yerleştirmemizden kaynaklamyor. Ama tabi ki çoğul bebeklerde erken dogumlar, düşükler ve bebeklerdeki gelişme ile ilgili problemlere sık rastlanabiliyor O yüzden tüp bebekteki en buyük çekince çoğul gebeliklerdir.

Tup bebek ilk defa 1978 yılında tip alanında uygulamaya konuldu ve konulduğu tarihlerde başarı oranları % 1 0 civarındaydı fakat günumüzde belli hasta gruplarında %70-%80'e varan gebelik oranları elde edilmektedir. Bu kadar yüksek gebelik oranlarının elde edilmesinde özellikle başarılı merkezlerdeki bu alanları izledigimiz zaman ozamandan bugüne değin değişik bir çok teknolojik imkanlar bu alanda bizlere sunuldu gerek bu teknolojik imkanların sunulması gerek tup bebek eğitiminin daha bilinçli bir zemin üzerine oturtulması artı bilgi birikiminin ve her geçen gun de tup bebek alanındaki bu disiplinli çalışma bilincinin daha da oturmasıyla bugünki başarılara imza atıldı

Tüp Bebek Tedavisinde ki Teknolojik Gelişmeler Nelerdir?

Mikroenjeksiyon Tipi Tüp Bebek: Mikroenjeksiyonla tüp bebek uygulaması ilk defa 1992 yılında tıp alanında ygulamaya konuldu ve nobelle ödüllendirildi. 1995 yılından itibaren de Trkiye'e uygulamaya girdi, Ozellikle ileri derecede erkek kısırlığının veya ileri anne yaşlarmın elde edilen yumurtasl zor olan yumurtanın dollenmesini saglamak gibi bir çok başarısızlıkla sonuçlanan tüp bebek tedavi programındaki hastalarda başarıyı arttırıp olumlu sonuç elde edilmesini saglanmıştır.

Lazerle Tomurcuklanma: Tüp bebek alanındaki ikinci teknolojik uygulamalardan birisi de lazerle tomurcuklanmadır. bu da embriyoların çeperindeki zona, anne rahmine tutunurken bu tabakanın erimesi lazım, biliyoruz ki ileri anne yaşlarında bu tabaka kalın oluyor veya genç yaşta olmasına ragmen bazı kişilerde bu tabaka kalın oluyor ve embriyolar anne rahmine tutunamıyor. Bunu ileri anne yaşlarında veya defalarca tüp bebek yapılıp da netice alamayan hasta gruplarında sık görüyoruz. Bu gibi hastalarda ozellikle zona tabakasına uygulanacak lazerle tomurcuklanma işlemi bebek bağının arttırılmasında önemli bir hizmet sunmaktadır.

Mikro-Tese Yöntemi: Tüp bebek alanındaki gelişmelerden birisi de mikro-tese yönteminin tıp alanında kullanılmasıdır. Tese azosperm dediğimiz menisinde hiç sperm bulunmayan erkeklerde ufak bir cerrahi işlem ile yumurtalıklarından doku parçalarının alınması ve bu doku parçalarından sperm elde edilmesi ile mikroenjeksiyon tipi tüp bebek tedavisinin uygulanmasıdır. Mikrotese özellikle yumurtalarında üretimin çok azaldığı bölgesel odaksal üretimlerin söz konusu oldugu azospermik vakalarda çok zor elde edilebilecek spermleri elde etmemizi saghyor. Ve bu şekilde de spermi çok zor elde edilen hastalarda sperm elde edilerek ve akabinde uygulanan mikroenjeksiyon tipi tüp bebek yontemiyle çocuk sahibi olma imkanı vermiştir.

Lenfosit Aşısı: Diger bir teknolojik gelişme de lenfosit aşısı. Tekrarlayan düşüklerde ve defalarca tiip bebek uygulayıp da netice alamayan hasta grupları incelendiği zaman hiç bir neden bulunamamaktadır. Bunlarda tabi ki yapılacak ilk işlemlerden birisi genetik inceleme. Kişiler saglıklı olmalarına rağmen genetik yapıda bir bozukluk olabilir, eşlerin genetik yapıları incelenir bir takım tahliller yapılır bunlar şeker hastalığı, tiroid hastalığı gibi hastalıklardır bunlar tiip bebek alanındaki başarısızlığı getirir. Y ani kişiler detaylıca incelendigi zaman başarısızlığın nedenini açıklamayan bir savla karşımızda ve tiip bebek alanında tedaviye giren basta sayısı arttıkça bu hasta grubunun da sayısı gittikçe artmaktadır. Bu hastalara yapılan incelemelerde bağışıklık sisteminin embriyoların anne rahmine tutunmasına engel oldugu gözlemlenmiştir. Yani anne vücudu bebegi yabanco bir madde gibi kabul edip tutunmasını engellemektedir ve bu bebeklerin hiicrelerinin yarısının da babadan geldigi bilinmektedir dolayısıyla yabancı olan hiicreler babaya ait olan hiicreler olarak düşünülüp babanın viücut antijenik özellikleri taşıyan kandaki lenfositler ayrıştırılıp aşı şeklinde anneye ayda bir kez uygulanır. 3 kez uygulandıktan sonra annenin gebe kalması saglanır eger dogal yoldan çocuk sahibi olabiliyorsa o kişinin çocuk sahibi olması önerilir veya tlüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olma imkanı varsa tüp bebek yontemiyle çocuk sahibi olmaları saglandıktan sonra bir kez ve gebelikte bebeğin kalp atışları duyulduktan sonra da bir kez olmak iizere toplam 5 kez yapılan bir lenfosit aşı tedavisi var, yani 3 kez gebelikten önce, 2 kez de gebelikten sonra. Babanın kanı alınıp lenfositleri ayrıştırılıp aşı haline getirilip ön koldan cilt altına uygulanan bir tedavi şeklidir. Eğer hadise bağışıklık sisteminden ise bu tür gebelik kayıplarının veya tüp bebekteki başarısızlıkların önemli bir kısmında başarılı bir sonuç elde etmemizi saglamaktadır. Bunun tipik örneklerini özellikle yurt dışından gelen hastalarımızda gözlemliyoruz. Yurt dışında yaşayan Türk hastalarının devlet tarafından yılda 4 ya da 5 kez tüp bebek giderlerinin ücretsiz yaptırılabilme şansı var. Ve bu haklarını kullandıktan sonra para ile tedavi olacakları zaman da başka teknik imkanların kullanıldığı ülkelerde yaptırmak istiyorlar. Dolayısıyla ülkemize bu tür hasta grup1arı geliyor. Bu da gösteriyor ki bu tür bir problemden kaynaklanan bir başarısızlık söz konusu ise bunların çözümlenmesinde bizlere büyük katki sağlıyor.

Genetik İnceleme: Tüp bebek alnındaki gelişmelerde diger bir imkan da bebeklerin embriyo aşamasındayken genetik incelemesinin yapılmasıdır. Bir takım hastalıklar nesillerden nesillere aktarılabiliyor ve bugün ki teknik imkanlarla bunları tespit etmemiz mümkün ve ozellikle de embriyo aşamasında tespit edersek kişilerin sahip oldukları çocukların sağlıklı olabilmeleri bugünki teknik imkanlarla mevcut özelikle tüp bebekteki genetik inceleme yöntemiyle bunları ayırt etmemiz mümkün.

Donmuş Embriyo Gebeliği: Yine tüp bebek alanında gelişen diğer bir teknik uygulama da embriyoların dondurulması. eğer tüp bebek programına aldığımız hastalarda bu embriyoları elde edersek bunların bir kısmının transfer edilmesini geri kalan embriyoların ise embriyo aşamasında dondurulmasını ve kişiler çocuk sahibi olsa da yeniden çocuk sahibi olmak istediklerinde bir daha böyle geniş kapsamlı bir tedaviye girmelerine gerek yok, bu donduru1muş embriyoların çözülerek anne rahmine yerleştirilmesi gerek ekonomik açıdan gerekse tedavinin zahmeti açısından çok daha hoş bir tedavi. Bu embriyoların dondurulması günümüzde teknolojik imkanların sağlanması ile mümkün.

Blastosist Transfer: Gelişen diğer bir teknolojik imkan da embriyolar oluştuktan sonra 2 veya 3. gün ana rahmine transfer ediyoruz bir kısmını da büyütüp 5 veya 6. günü transfer ediyoruz bu da blastosist transferi dediğimiz ardışık transfer tekniğidir. Bunun tabi tüp bebek alanında ilk başlarda uygulamaya girmesi pek mümkün degildi çünkü ozaman kullanılan standardizasyonu kötüydü bu kadar kaliteli degildi. Günümüzde her geçen gün daha iyi standardize edilmiş ve daha iyi kalitede üretilmekte ve bunlar da bize daha iyi embriyo elde etmemizde hatta embriyoları daha ileri günlere kadar büyütmemizde imkan sağlamakta. Ve elde ettiğimiz embriyolarda yeterli kalitedeyse bu transferi yapıyoruz. Ve gebelik elde etme oranlarında da büyük artışlar elde ediyoruz.

Yazı:http://seval.tasdemir@mynet.com

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön