"Türkiye koşmak istiyor, Anayasa müsade etmiyor"

KOCAELİ (İHA) - Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin uluslararası yeni değişimi ancak anayasasını yeniden yazarak yakalayabileceğini belirterek, "Yapısal reformlara ihtiyacımız var. Mevcut Anayasa üzerinde yapılan değişiklikler sistematiği bozmaktan başka işe yaramıyor" dedi.

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) ve TOBB tarafından ortaklaşa düzenlenen "Türkiye Ekonomisinde Durum, Riskler ve Fırsatlar" konulu 4. Kartepe Ekonomi Zirvesi, 14-16 Mart tarihleri arasında basın ve iş dünyasından temsilcilerin katılımıyla Kocaeli Maşukiye'deki The Green Park Resort Kartepe'de gerçekleştirildi. Toplantıların ikinci bölümünde söz alan ve gazetecilerin sorularını cevaplayan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye ekonomisinin genel durumu, riskleri, fırsatları, yönetim ve yatırım ortamlarının iyileştirilmesi konularında bilgiler aktardı. Türkiye'nin koşmak istediğini ancak Anayasa'nın buna müsaade etmediğini anlatan Hisarcıklıoğlu, "Yapısal reformlara ihtiyacımız var. Sürdürülebilir büyümeyi devam ettirmek ve zenginlik için hukuk, yargı ve mevzuat reformu çok önemli. Bunları yapmadan bir yere gidemeyiz. Dünya Bankası verilerine göre, Türkiye'de yüzde 100 haklı olduğunuz bir konu bile hukuka düştüğünde 2.5 yıldan önce çözülmüyor. O halde işlerinizi nasıl yürüteceksiniz" dedi.

Yolsuzluk ve israfla mücadelede Anayasa engeliyle karşılaşıldığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, yolsuzluk ve haksızlıklardan kurtulmanın yolunu şeffaflık olarak gösterdi. Sorunun yönetim kalitesinin arttırılmasıyla çözüleceğine vurgu yapan Rifat Hisarcıklıoğlu, "Anayasa'nın yaklaşık 57 maddesini değiştirdik ancak istenilen olmadı. Tersine Anayasa sistematiğini kaybetti. Yasa ve mevzuat bütün işlere engel oluyor. Anayasa'nın maddelerini değiştirmek kifayet etmiyor. Artık toptan ele alınıp yeniden yazılması en önemli görev" diye konuştu.

Son dönemdeki global kriz senaryolarına da temas eden TOBB Yönetim Kurulu Başkanı Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin uluslararası piyasalarda nereye gideceği belli olmayan bir çalkantının tam ortasında ekonomiye odaklanması gerektiğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, kriz girdabında boğulmamak için acilen önlemlerin alınması ve "yola çıkmadan araçtaki farların iyi kontrol edilmesi"ni istedi.

"HİÇBİR VATAN EVLADI KRİZ BEKLEMEZ"

Hisarcıklıoğlu, krizin tanımını yaparken, "Gelirle gideriniz arasındaki olumsuzluklar sebebiyle borç almak zorundasınız. Aldığınız borcu ise çeviremiyorsunuz. O zaman kriz olur" dedi. Türkiye'de şu anda bir krizden bahsedilemeyeceğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Cari açığımızı finanse ediyoruz, borçlarımızı ödüyoruz. Ödemezsek kriz olur. Kriz yok. Ancak çalkantılı bir döneme giriyoruz. Kriz olursa özel sektör, Türk şirketlerinin yaklaşık 120-130 milyar dolar civarında. Allah korusun böyle bir şey olursa özel sektör krizi yaşanır ki 2001 krizini hep birlikte arar duruma düşeriz. Öyle bir şeyi beklemek, ummak hiçbir vatan evladının yapacağı bir iş değildir. Tedbirli olmak lazım" şeklinde konuştu.

Bahsedilen mortgage krizinin ABD'ye 600 milyar-1 trilyon dolar arasında zarar şeklinde yansıyacağını ifade eden Hisarcıklıoğlu, "Türkiye'yi esas etkileyecek alan ihracat. AB ve ABD'ye mal satıyoruz. Bir kriz durumunda küçülme yolunu seçecek ülkeler, ihracatımızda düşüşlere sebep olacaktır. Diğer taraftan ihracatımızın yüzde 41'i tüketim. Bu büyümede Türkiye'nin tüketim mallarından dolayı direkt olarak etkilenmesi söz konusudur" dedi. Global kriz karşısında Türkiye'nin yapısı itibariyle riskli ülkeler arasında yer aldığına dikkat çeken Rifat Hisarcıklıoğlu, kırılganlık ve risk algılamalarını IMF ve AB çıpalarındaki zayıflama olarak gösterdi. Reform sürecinde bir durağanlık ve ataletin gözlemlendiğini, mali disiplinde de önceki yıla göre yüzde 180 oranında bozulma olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, "Bu şunu gösteriyor ki, devlet ne kadar az harcarsa yani mali disipline ne kadar dikkat ederse hem enflasyonla mücadelede hem de büyümedeki rakamlar iyileşiyor. Tersine faiz dışı harcamayı arttırdıkça, vergi tahsilatını yükselttikçe enflasyonda düşüşü sağlayamıyoruz. Dolayısıyla büyümedeki başarı hikayesi sona eriyor. Onun için mali disiplin, Türkiye'nin büyümesi açısından çok önemli" ifadelerini kullandı.

"Merkez Bankası faizleri indirirken, piyasalar faizleri yükseltiyorsa bunda bir sorun var demektir" diyen Hisarcıklıoğlu, ekonomik risk faktörlerinin yanında Türkiye'de hiç eksilmeyen siyasi faktörlerin risk algılamasını arttırdığını ifade etti. Hisarcıklıoğlu, "İşte bunlar ortaya çıkınca gelişen piyasalara göre siz daha fazla borçlanıyorsunuz. Pahalı borçlandığınızda bunu 70 milyon ödüyor. Makro ekonomi çok önemli. Diğer taraftan İkiz açıklar denilen cari denge ve sosyal güvenlik ülkenin başına büyük
bela. Şayet Türkiye her gün 100 milyon dolar bulamazsa kriz var demektir" ikazını yaptı.

Risk algılamasını hafifleten iyi gelişmeler de olduğunu, bunlardan birinin GSMH'deki yeni hesaplamayla makro dengelerin daha iyimser hale geldiğini kaydeden Hisarcıklıoğlu, istihdam paketi, üretimi teşvik uygulamaları ve hükümetin sosyal güvenlik reformu konusundaki kararlılığının riski azalttığını dile getirdi. Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin yüksek ve sürdürülebilir bir büyümeye devam edebilmesi için ikinci nesil reform paketi kavramına sahip çıkıp eylem planına açması gerektiğinin önemine değindi.

"2009 TOBB SEÇİMLERİNDE BİR HAKKIM VAR"

Ekonominin Türkiye'de birinci gündem maddesi olmasını istediklerini, ekonomideki gelişme ve zenginliğin konuşa konuşa ve tartışa tartışa sağlanacağını kaydeden Rifat Hisarcıklıoğlu, bu arada 2009 yılında yapılacak TOBB seçimlerini hatırlattı. Hisarcıklıoğlu, "Her zaman iş alemi ile siyaset-bürokrasi arasında köprü olduk. TOBB'u siyasetin arka bahçesi yapmadık. 364 oda 9 bin 200 üyeli TOBB'un kendi işim için kesinlikle referans olarak gösterilmesine müsaade etmedim. Başkan olarak şahsımla ilgili kimseden hiçbir talebim olmadı. Benim tek talebim, isteğim Türkiye'nin, Türk iş dünyasının zenginleşmesidir. Başkan olarak bir kez daha seçilme hakkım var. 2009'da aday olur muyum, olmaz mıyım bilmiyorum" diyerek sözlerini tamamladı.