Türkiye’de Muhalefet Normalleşmeyi ve Ekonomiyi Tartışıyor

1 Haziran'da başlayan normalleşme sürecinden görüntüler muhalefet cephesinde “ikinci dalga” endişesine yol açtı. TBMM’nin yasama gündemine, Covid-19 salgınında yaşanan ekonomik sıkıntılar ve sağlık çalışanlarıyla ilgili yasal düzenlemeler gibi konu başlıklarını almaması da muhalefetçe eleştiriliyor

Türkiye’de Muhalefet Normalleşmeyi ve Ekonomiyi Tartışıyor

Türkiye’de muhalefet, 1 Haziran’dan itibaren sosyalleşme mekanlarının da faaliyete geçilerek normalleşme sürecinin, Corona virüsü salgını riski sürmesine rağmen hızlı olduğu ve ekonomide yeterince önlem alınmadığı eleştirisinde bulunuyor.

TBMM’nin yasama faaliyetlerine 16 Nisan’da ara vermesinden 48 gün sonra bugün çalışmalarına başlamasıyla birlikte, Türkiye’nin salgın sürecindeki durumu da tartışılıyor. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 22 Mayıs’taki kabine toplantısının ardından kafe, restoranlar, kıraathaneler, spor tesisleri gibi pek çok sosyalleşme mekanının 1 Haziran’da hizmete başlayacaklarını açıklaması, gündemdeki yerini koruyor. Pazartesi başlayan normalleşme sürecinden görüntüler ise muhalefet cephesinde “ikinci dalga” endişesine yol açtı. TBMM’nin ise yasama gündemine, Covid-19 salgınında yaşanan ekonomik sıkıntılar ve sağlık çalışanlarıyla ilgili yasal düzenlemeler gibi konu başlıklarını almaması da muhalefetçe eleştiriliyor.

''Her türlü uzlaşmaya hazırız''

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay bugün TBMM'deki basın toplantısında, çok hızlı normalleşmeye geçildiği eleştirisinde bulundu. Altay, “Meclis 48 gün sonra açılıyor ama gündem bekçiler. Yaklaşık 50 gündür kapalı olan TBMM'ye, sevgili Sağlık Bakanımız gelseydi, TBMM'ye bir bilgi verseydi. TBMM'de en çok çoğunluğu bulunan siyasi parti geleydi, 'Ey CHP, ey muhalefet, gelin Covid ile mücadelede yaşamını yitiren sağlık çalışanlarının şehit sayılmasıyla ilgili kanun teklifini bir günde çıkarıverelim’ dese fena mı olurdu? Çiftçi inim inim inliyor. Birinci parti deseydi, 'Engin Altay çiftçi perişan gelin bu konuda bir şey yapalım' Milletin derdi ile dertlenmeyen Meclis olmaz olsun” dedi.

Altay, CHP olarak Covid-19’un “iş hastalığı sayılması” ile sağlık çalışanlarına haklar tanınmasını istediklerini belirterek, “AK Parti'ye sesleniyorum. Gelin Meclis'in yarınki gündemini birlikte belirleyelim, her türlü uzlaşmaya hazırız. Sağlık çalışanlarımızın şehit sayılması ile ilgili teklifimizi ya da onların getireceği teklifi hemen geçirelim. Gelin atama bekleyen sağlıkçılarımıza bu kadroları verelim” diye konuştu.

Altay, TBMM’nin gündemine mutlaka, sağlık çalışanlarının özlük haklarını, tarımdaki çiftçileri ve salgın gerekçeli yasaklardan etkilenen esnaflarla ilgili ekonomik desteklemeleri alması gerektiğini belirterek, bu konuda AKP’nin getireceği teklifleri yasalaştırmaya destek vereceklerini söyledi.

''Salgında ciddi risk sürüyor''

CHP’nin tıp doktoru milletvekillerinden İstanbul Milletvekili Ali Şeker de VOA Türkçe’ye yaptığı açıklamada, Türkiye’nin çok hızlıca normalleşme kararı aldığını oysa henüz Corona virüsü salgınında ciddi riskin sürdüğünü ifade etti. Ali Şeker, sosyal mesafe maske kullanımı gibi kurallara da ülke genelinde uyumda sıkıntılar gözlendiğini ve bunun da 1 Haziran’dan itibaren salgın riskini artırdığını işaret etti. Şeker, 65 yaş ve üstündekiler açısından ise sokağa çıkma yasağı kararını, riskin varlığı düşünüldüğünde, doğru bulduklarını belirterek, bu yaş grubundakilere biraz daha bu duruma dayanmaları çağrısında bulundu.

İyi Parti adına Erzurum Milletvekili Naci Cinisli ve Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş da TBMM’nin ve Türkiye’nin salgından olumsuz etkilenen tarım kesimini mutlaka gündemine alması gerektiği mesajını verdi. İyi Parti adına yapılan ortak açıklamada, “Çiftçimiz büyük sorunlarından biri de kredi borçlarıdır. Kredi borçları bugün 130 milyar liraya dayandı. Bununla beraber çiftçimizin 2006 yılından beri alması devlet tarafından alması gereken paranın ödenmediğini görüyoruz. Bugün çiftçimiz 130 milyardan daha fazla devletten alacaklıdır. Pandemi sürecinden sonra vahim bir durum ortaya çıktı. Malumunuz ithalat yaptığımız ülkeler, haklı olarak ihracat yapmaktan vazgeçtiler. Çünkü onlardaki tarım faaliyetleri de azaldı ve kendi halklarını beslemek, kendi kendilerine yetebilmek için ihracat yapmaktan vazgeçmeye başladılar. Biz bugün dolarımız olsa bile halkımızı Allah korusun açlıkla bırakabiliriz. Bu yalnızca iktidarın değil bizlerin de sorunudur” denildi.