Türkiye’de Sosyal Mekanlarda Hayat Kontrollu Sürebilecek mi?

Türkiye’de “kontrollu” olması şartıyla kafe, restoran, kırahaathane gibi mekanlar kapılarını iki buçuk aylık süreç sonunda açtı. VOA Türkçe işletme sahipleri ve müşterilere mikrofon uzattı. Sosyalleşme ve ekonomik iyileşme beklentisine karşın salgının yeniden güç kazanması endişeleri de sürüyor

Türkiye’de Sosyal Mekanlarda Hayat Kontrollu Sürebilecek mi?

Türkiye’de “kontrollu” olması şartıyla kafe, restoran, kırahaathane gibi mekanlar kapılarını iki buçuk aylık süreç sonunda açtı. VOA Türkçe işletme sahipleri ve müşterilere mikrofon uzattı. Sosyalleşme ve ekonomik iyileşme beklentisine karşın salgının yeniden güç kazanması endişeleri de sürüyor.

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 28 Mayıs’taki kabine toplantısı sonrasında ilan ettiği normalleşme takviminde Corona virüsü salgınında hayata geçirilmiş pek çok yasaklama bugün sona erdi. Böylece restoran, kafe, pastane, kıraathane, çay bahçeleri, dernek lokali, yüzme havuzu, kaplıca türü işletmeler Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen kurallar dahilinde saat 22.00’ye kadar hizmet vermeye başladı. Bu işletmeler, İçişleri Bakanlığı’nın genelgesiyle 16 Mart’ta faaliyetlerine ara vermişti. Bu dönemde unlu mamul ruhsatı olan pastaneler ile paket servis iznine sahip restoranlar, oturma mekanları kapalı olmak şartıyla satışlarına devam edebilmişti. Ancak paket servis hizmeti olmayan alkollü restoranlar ile kafeler süreç boyunca kapalı kalmıştı. Starbucks, Kahve Dünyası gibi zincir kafe işletmeleri de faaliyetlerini durdurmuştu.

Bugün başkentte özellikle kafelerde müşteri ilgisi yoğunluğu gözlemlenirken, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “yeni normal dönem”de mutlaka “kontrollu sosyal hayat” çağrısına uygun şekilde kurallara uyulması konusunda soru işaretleri bulunuyor.

Ankara’da butik kahve mağazaları, 1 Haziran’la birlikte yaz mevsiminin de başlamasıyla, açık hava mekanlarını kullanarak Sağlık Bakanlığı’nın kurallarına uyabilme rahatlığıyla hizmet vermeyi başladı. Kent genelinde yaygın olan bu işletmeler, özellikle küçük mekanlara sahip olmaları nedeniyle gelecek kış döneminde olası Covid-19 salgını endişesini de duyarak, şimdilik 2,5 aylık kapalı kaldıkları dönemdeki gelir kaybını azaltmayı hedefliyor. Kafeler, görece orta ölçekli mekanlara sahip oldukları için Sağlık Bakanlığı’nın rehberinde öngörüldüğü şekilde masalarını yüzde elli oranda azaltmış durumda iken içeride de hizmet sunabiliyor. Alkollü mekan ruhsatına kafeler veya restoranlar da iç mekanlarında düzenlemelerini yerine getirirken, tüm işletmelerde el hijyeni için dezenfektasyon, kolonya bulundurulduğu görülüyor. Bütün işletmeler açısından kira, kredi çekmekteki zorluklar ise ortak sıkıntılar olarak işaret ediliyor.

Zincir kafe işletmeleri ise, kentteki pek çok noktada geniş mekanlarda hizmet sundukları için kapalı ortamda da masa azaltma gibi kurallara uyumda sıkıntı yaşamıyor. Bununla birlikte bazılarında ciddi şekilde müşteri yoğunluğu olduğu gözlemleniyor.

Müşteriler ise, bir masa için üç müşteri sınırlandırmasından şikayetçi dört arkadaş olarak buluştuklarında neler olacağını sorguluyor.

En dertli mekanlar kıraathane işletmeleri gibi görünüyor

Sosyalleşme mekanları arasında en karamsar işletme sahipleri ise, kıraathane sahipleri olarak ön plana çıkıyor. Kıraathane işletmecileri, kapılarını açmış olmalarına rağmen iki nedenle müşterilerini memnun edemeyeceklerine dikkat çekiyor. Birincisi bu mekanlardaki müşterilerin 65 yaş ve üzerindeki emekliler olması ve bu yaş grubu için sokağa çıkma yasağının devam etmesi. İkincisi de Sağlık Bakanlığı’nın fiziksel teması en aza indirmek amacıyla kıraathaneler için okey, kart oyunları gibi masa oyunları oynanmaması kuralı getirmiş olması. İşletmeciler, hem asıl müşteri kitleleri evlerinde olduğu için hem de normal koşullarda çay içmekten öte kıraathaneye oyun oynamaya gelindiği için kapılarını açmalarına rağmen pek kazanç elde edemeyeceklerini düşünüyor.

Kıraathane işletmecisi Niyazi Türkmenoğlu, okey, tavla gibi masa oyunlarına yasak getirilmesinden yana dertli olduğunu vurgulayarak, “Biz de şaşırdık şimdi ne yapacağız bilmiyoruz, bekliyoruz. Çok etkileyecek iki buçuk aydır yatıyoruz çünkü. Dükkanımda kira işliyor ben işsizim, hepimiz işsiziz. Hiçbir yerden gelir yok. Devlet diyor ki bize para veriyoruz diyor ama ben şu ana kadar hiç para görmedim devletten, bir lira bile. Bana sürekli mesaj geliyor ‘10 TL biz bize yeteriz Türkiyem’. Ama devlet bana vermedikten sonra ben devlete nasıl para vereceğim” diye sıkıntılarını anlattı.

Kıraathane sahibi Okan Çağan da oyun meselesindeki sıkıntıyı işaret ederek, tek kullanımlık oyun kağıdı hazırlığı yaptıklarını ancak şimdi kullanamadıklarını söyledi. Çağan, “Masaların arasını açtık, masaları yarı yarıya kaldırdık. Hijyen için tek kullanımlık masa örtüsü siparişi verdik. Dezenfektan, yüz maskesi, eldiven, tek kullanımlık oynanmak üzere kağıt yaptık ama tabii ki İçişleri Bakanlığı Genelgesi’nde ‘kahvelerde oyun oynanmayacak’ denildi. Bu da bize ayrı bir külfet getiriyor. Dükkan açık, boş oturuyoruz. Para kazanacağımızı düşünmüyoruz açıkçası masrafımızı kurtarsak, çalışanlarımıza bakar, faturalarımızı ödersek yeterli” dedi. Çağan, “Kiramızı, elektrik, doğalgaz paralarını ödeyemedik kapalı olmasına rağmen medyada söylendiği gibi değil faturalar gelmeye devam ediyor. Üç aylık bir süreçte maddi olarak bizi içeri attı hiçbir destek de göremedik. Sosyal devlet ruhunu devletten bekliyoruz, bize yardımcı olması gerekiyor. Çünkü krediye başvurduğumuzda vergi borcunuz var diye bizi geri çevirdiler bu da şunu gösteriyor ki televizyonda anlatıldığı gibi değil. Ya söylediklerini yapsınlar ya da söylemesinler” sözleriyle işin ekonomik boyutuna tepki gösterdi.

İlk günün merakıyla gelmiş müşteriler de oyun yasağından şikayetçiydi. Kıraathane müşterisi Fatih Erdal, Türkiye’nin bir kültürü olduğunu belirtiyor kahve kültürünü ve özlediğini vurgulayarak, “Kahveler insanların bir araya gelip sohbet ettiği yerler ama bir çay ocağı gibi değil. Oyunlara yasak koydular, kağıt, tavla ve okeye. İnsanların kahveye şimdi geleceklerini pek zannetmiyorum” görüşünde. Bir başka kıraathane müşterisi Bayram Yılmaz, “Özledik evet özlemez olur muyuz? Açılır açılmaz arkadaşlarla bir araya gelip oturalım okey, tavla, kağıdımızı oynayalım diye çıkıp geldik. Ama bırakın oynamayı bir masada iki kişi birden oturamıyorsunuz tek kişi, kahveye gelmenin bir anlamı yok yani bu şartlarda. Oyun yasak diyorlar oynayamayacaksam ben kahveye neden geleyim anlamı yok kahvenin açılmasının da bir anlamı yok” diye konuştu.

Butik kahve mekanları gelecek kıştan endişe duyuyor

Ankara’da özellikle butik kahve mekanları çok yaygın ve genellikle yoğun ilgi görüyor. Bu mekanlardan birisi de Pangea Kahve. Sahibi Ömer Tezok, 75 gündür kapalı oldukları için diğer işletmelere kıyasla daha az sıkıntı yaşadıklarını, personel olarak eşiyle birlikte çalıştıkları ve kira giderleri de olmadığı için kapalı kalmayı atlatabildiklerini ifade etti. Şimdilik açık mekanda Sağlık Bakanlığı’nın kurallarına uygun hizmet verecekleri için sorun olmadığını kaydeden Tezok, gelecek kıştan yana endişesini ise, “Butik kahveyiz ve çok küçük bir kapalı alanımız var. Bu iş kışında devam ederse çok büyük zorluklar çekeceğimizi düşünüyoruz. Bunun için tedirginlik yaşıyoruz ama hep iyi olur diye pozitif düşünmeye çalışıyorum. Kışı kötü geçiririz” diye anlattı.

Grano Kahve çalışanı Umut Şahin de maddi zorluk çekilmesine rağmen kendi işletmelerinde işten çıkarma olmadığını, kapalı kalma sürecini atlattıklarını belirterek, “İçerideki oturma alanlarımızı yarıya indirdik dışarıyı da tabii ki. Talep olsa da maalesef kabul etmemek zorunda kaldık. Onların sağlığı bizim satışlarımızdan daha önemli. Zaten sürecin başından bu yana da faaliyette değildik. Açıklanan genelgeyle kafe-restoranların bir şekilde işlemesi yasaktı. Bizler ‘gel-al’ gibi paket servisi gibi şeylerle bu yasağın açıklarını aramadık. Ne müşterilerin ne de bizlerin sağlığını riske atmadık. Zorluk çeksek de açmadık, çalışanlarımız kısa çalışma ödeneğinin yanı sıra ne bir işten çıkarılma ne de ilave ücretsiz izin gibi bir şey söz konusu olmadı. Herhangi bir daralmaya da gitmedik” dedi.

Rispetto Kahve sahibi Nihan Aytar, kapalı kaldıklarını dönemde ekonomik olarak zorlandıklarını ve kira ertelemesi yaptıklarını neticede kira ödemek durumunda olduklarını anlatarak, kredilerden faydalanmaya çalıştıklarını ama KOBİ’ler için zor olduğunu söyledi. Aytar, bugünkü müşteri ilgisi içinse “Çok kaygılıyız o yüzden açılmasına sevindik. Bugün beklediğimizin üstünde bir yoğunluk var aslında. Tabii çok kapalı kaldı insanlar, sıkıldılar ve bir anda dışarıya çıktılar. Umarım kurallara uyulur ve pandemi sürecini ilerletmez. Bu şekilde devam ederse iyi olur çünkü ekonomi canlanmalı. Aslında bizim için kolay gibi görünse de zor çünkü insanlar zincir, kurumsal yerlere gittiklerinde kurallara daha çok uyuyorlar. Ama küçük yerlerde müşterilerimizle aramızda bir bağ oluyor, arkadaş gibi oluyoruz. Bazı imtiyazlar istiyorlar biz de o imtiyazları tanıyoruz aslında. Ama bu süreçte yapamayız kurallar var. Bence küçük işletmeler için çok zor bir süreç olacak. Büyük bir yerde her tarafa yazarsınız güvenlik koridorları koyarsınız ama belik müşterilerimizde ufak tefek kırgınlıklar oluşturacak. Zamanla karşılıklı anlayış olacaktır diye düşünüyorum” diye konuştu.

Müşteriler kafelerde endişeli de olsalar sosyalleşmekten memnun

Amelie’s Garden ortağı Emel Ekin ise, aynı zamanda alkollü mekanlarını da açtıklarını belirterek, 30 personele sahip olduklarını ve hiçbirini bu süreçte işten çıkarmadıklarını dile getirdi. Ancak gelecek ikinci dalga ve kış döneminde daha uzun süreli kapanma durumu olursa neler olabileceğinden emin olmadığını vurgulayan Eken, “Öncelikle masalar arasında bir buçuk metre sandalyeler arasında altmış santimetre mesafeyi koruyoruz, dolayısıyla masalarımızda yüzde elli oranında azalmış olduk. Hijyen kurallarına, dezenfeksiyona dikkat ediyoruz maske kullanıyoruz onun dışında genel kuralları takip ediyoruz. Yaklaşık otuza yakın çalışanımız var bizim. Birlikte bir dayanışma içinde üç ay içinde çözdük. Biraz daha uzasaydı bir sorun yaratacaktı ama üç ay içinde çözdük şimdi açıldığı için umutluyuz. Biz de herkes gibi ikinci dalga gelecek mi gelmeyecek mi, o yüzden herkesin kendi sağlığına ve etrafındakilere dikkat etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Herkes normale dönmek istiyor” dedi.

Müşteriler, çok uzun süredir evlerde kalındığını ve sosyalleşme ihtiyacı duyduklarını vurguluyor. Kafelerde bulunmaktan keyif aldıklarını söyleyen müşteriler, Türkiye’de sosyalleşmeye, birlikte olunmaya nasıl önem verildiğini dolayısıyla endişeleri olsa da arkadaşlarıyla buluştuklarını anlatıyor.

Sokaklarda, çevrelerindeki kafelerdeki manzaraları gözlemleyen vatandaşlardan bazıları ise, henüz sosyalleşme mekanlarında buluşmak için erken olduğu görüşünde. İşin ekonomik boyutunu anladıklarını söyleyen vatandaşlar, mekanlarda kurallara uymada sıkıntı olduğunu, içme-yeme eylemleri söz konusu olduğu maskesiz şekilde bir arada bulunulduğunu işaret ediyor.