“Türkiye’de Tecrübeli Hakim ve Savcı Eksikliği Yargıyı Krize Sürüklüyor”

Reuters haber ajansı Türkiye’de özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden ardından yargıda yaşanan değişimi ele alan kapsamlı bir analiz haber yayımladı. Haberde, çok sayıda hakim ve savcının yerine hükümete yakın, genç ve tecrübesiz hukukçuların getirilmesinin, yargıyı krize sürüklediği belirtildi

“Türkiye’de Tecrübeli Hakim ve Savcı Eksikliği Yargıyı Krize Sürüklüyor”

Reuters haber ajansı Türkiye’de özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden ardından yargıda yaşanan değişimi ele alan kapsamlı bir analiz haber yayımladı. Haberde, görevden alınan ya da cezaevine konulan çok sayıda hakim ve savcının yerine hükümete yakın, genç ve tecrübesiz hukukçuların getirilmesinin, ülkede yargıyı krize sürüklediği belirtildi.

Reuters’ın özel haberinin giriş bölümünde, Türkiye’de son dönemde yargıdaki görev değişikliklerinin ne kadar sık olduğu iki örnekle açıklandı. “Kürt siyasetçiler Gültan Kışanak ve Sebahat Tuncel’in geçtiğimiz yıl terör örgütü mensubu oldukları gerekçesiyle suçlandıkları yargılama sürecinde 16 kez davanın hakimi değişti” denildi.

Diyarbakır’da görülen davanın az sayıda duruşmayla sonuçlandığı ancak bu süreçte bile üç hakimden oluşan mahkeme heyetinin sürekli değiştiği vurgulandı. Yargılama sürecinde suçları henüz sabit olmadığı için masum olan iki kadın Kürt siyasetçinin haklarında verilen “suçlu” hükmünü duymaları için mahkeme salonuna sadece bir kez getirildikleri belirtildi.

Avukatları Cihan Aydın, mahkeme heyetinde kimin olacağını bilmediği için güçlü bir savunma oluşturmanın da imkansız hale geldiğini savundu. Reuters’a konuşan Aydın, çoğu genç ve tecrübesiz olan hakimlerin herhangi bir açıklama yapılmaksızın değiştirildiğini söyledi.

“Hakimlere bunları öğretmek görevimiz haline geldi”

Diyarbakır Barosu Derneği’nin de başkanı olan insan hakları avukatı Cihan Aydın, dava sürecinde yaşananları, “Mahkeme başkanı da dört kez değişti. Her duruşmada yeni bir hakim heyeti oluyordu. Biz de her seferinde savunmaya baştan başlamak zorunda kalıyorduk” sözleriyle anlattı.

“Hakimlerin binlerce sayfalık dava dosyasını okumasının mümkün olmadığını ve bu nedenle de iddianamenin içeriğini özetleyip açıklamak zorunda kaldıklarını” belirten Cihan Aydın “Hakimlere bunları öğretmek görevimiz haline geldi” şeklinde konuştu.

Reuters haber ajansına göre, mahkeme yetkilileri ise davayla ilgili açıklamada bulunmaktan kaçındı.

Haberde, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından terör suçlamaları ve toplu tutuklamaların sıradanlaştığı Türkiye’de avukatların ve yargıda görevli başka kaynakların dava sırasında hakimlerin sürekli değiştiğini söyledikleri belirtildi. Türk yetkililerinse bunların sağlık ya da idari sebeplerle yapılan rutin değişiklikler olduğunu savunduğu kaydedildi. Reuters’ın görüştüğü avukatlarsa, bu değişikliklerin hükümetin yargı üzerindeki denetimi arttırma yöntemi olduğundan emin olduklarını ifade ediyor.

İstanbul’da yaşayan ve Türk siyaseti üzerine analizleriyle tanınan Gareth Jenkins, “Hakimlerin sürekli değişmesi çok basit ama kullanışlı bir mekanizma. Hükümetin yargıya bu şekilde her müdahale edişinde, hakimlerin hükümetin çıkarlarına karşı davranmamayı öğrendikleri yüzlerce dava oluyor” değerlendirmesinde bulundu.

Reuters haber ajansına göre, ne Cumhurbaşkanlığı ne de Adalet Bakanlığı haberle ilgili ayrıntılı sorulara yanıt verdi. Türkiye’de yargı yetkililerini atayan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yılmaz ise, Türkiye’nin yargı sisteminin dünyadaki diğer ülkelerin gerisinde olmadığını savundu.

“21 bin hakim ve savcının yüzde 45’i 3 yıl ya da daha az tecrübeye sahip”

Reuters haberinde, Türkiye’de yargının uzun süredir siyasi çıkarları gerçekleştirme amacıyla bir araç olarak kullanıldığını, muhaliflere göre Erdoğan yönetiminde bu durumun daha önce benzeri görülmemiş bir boyuta geldiği kaydedildi.

Haberde, “Yapılan tasfiyede hükümetin verdiği rakamlara göre binlerce hakim ve savcı görevden alındı. Görevden alınanların yerine ise, darbe girişimiyle bağlantılı soruşturmalarda iş yükünde yaşanan artışla baş edemeyecek tecrübesiz kişiler getirildi” denildi.

Reuters’a konuşan İstanbul Barosu Derneği Başkanı Mehmet Durakoğlu, Erdoğan hükümetinin yargıyı muhaliflere karşı bir araç olarak kullandığını, hükümetin sandıkta siyasi olarak yapamayacağı şeyleri bu yöntemle yapmayı başardığını belirtti. Türk hükümeti ise ülkedeki hukuk sisteminin Batı ülkelerindeki sistemler kadar ilerlemiş olduğunu ve ulusal güvenliğine yönelik tehditlerin sıkı terörle mücadele yasalarını gerektirdiğini savunuyor.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan Mehmet Yılmaz ise, iş yükünün artması gibi bazı sorunlar yaşadıklarını kabul etti, iş yükünün dünya genelindeki ortalamanın önemli ölçüde üzerinde olduğunu söyledi.

‘’HDP’lileri savunan avukatlar da yargılandı’’

Reuters haberinde, Erdoğan’ın yaklaşık 20 yıldır yönettiği Türkiye’de bu yönetime karşı zaman zaman meydan okunduğu belirtildi. 2013 yılındaki Gezi Parkı gösterilerinin ve 2015’te Kürt sorununun çözümü için barış görüşmelerinin sonlandığının hatırlatıldığı haberde, hükümetin kendisine meydan okunduğu bu durumlara her seferinde sert müdahale ile karşılık verdiği belirtildi.

Reuters, barış görüşmelerinin çökmesinden bu yana, TBMM’nin ikinci en büyük muhalefet partisi konumunda olan HDP’nin yüzlerce üyesinin ve destekçisinin ya gözaltına alındığını ya da cezaevine konulduğunu söylediği aktarıldı. HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 2016 yılından bu yana terör suçlamasıyla cezaevinde tutulduğu, Demirtaş’ın bu suçlamaları reddettiği hatırlatıldı.

Haberde HDP’lileri savunan avukatların da yargılama ile karşı karşıya kaldıkları belirtildi. Diyarbakır Barosu Başkanı Cihan Aydın’ın 2017 yılında mahkeme sürecini sekteye uğrattığı gerekçesiyle para cezasına çarptırıldığı hatırlatıldı.

Haberin bu bölümünde Cihan Aydın’ın şu değerlendirmesine yer verildi: “Avukatların ve aktivistlerin takibi uygulaması da aynı eğilimin ve zihniyetin parçası. Bu zihniyet de herkesi takip etmek ve her ihtimale karşı da herkes hakkında hazırda bir dosya bulundurmak. Çok konuşmaya başlarsanız ya da hükümeti çok eleştirirseniz, yüksek profilli önemli dava dosyalarını üstlenirseniz ya da benim gibi meşhur bir avukatsanız, bu gibi durumlarla karşılaşırsınız.”

“Akademisyenlere yönelik iddianameler kopyala-yapıştır”

Yargılamaların akademisyenlere de uzandığının vurgulandığı haberde, “Barış İçin Akademisyenler” davası hatırlatıldı. Geçen yıl akademisyenler hakkında verilen kararı Anayasa Mahkemesi’nin bu kişilerin ifade özgürlüğü hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle reddettiği belirtildi. Ancak birkaç gün sonra bu karara ilişkin bazı siyasetçiler ve medyadan gelen eleştiriler üzerine, Anayasa Mahkemesi’nin alınan kararın akademisyenlerin görüşlerini savunduğu anlamına gelmediğini vurgulayan yazılı bir açıklama yaptığının da altı çizildi.

Söz konusu bildiride imzası bulunan 2 bin akademisyenden biri olan Bilgi Üniversitesi’nden Yonca Demir, Reuters’a yaptığı değerlendirmede, “Mahkemede söylediklerinizin hakimler üzerinde bir etkisi yok. İddianamelerden tutun da verilen kararlara kadar her şey kopyala-yapıştır. Evet herkesin siyasi görüşleri olabilir ama onlar kanuna uymak zorunda. Ama bunun yerine mahkemede ideolojilerini sergiliyorlar” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden geçen 4 yılda 91 binden fazla kişinin cezaevine konulduğu, hükümetin darbe girişiminin arkasında olmakla suçladığı Fethullah Gülen’le bağlantılı oldukları gerekçesiyle 150 binden fazla kişinin ya görevden alındığı ya da görevlerinin askıya alındığı belirtildi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’ün yaptığı açıklamaya göre, geçtiğimiz Kasım ayı itibarıyla, 3.926 hakim ve savcının görevden alındığı kaydedildi. Reuters’a konuşan eski Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit de Reuters’a yaptığı açıklamada, bu görevden almalar sonucunda deneyimli hakim ve savcı eksikliği yaşandığını söyledi.

“Yeni hakim ve savcılar tecrübesiz”

Reuters’ın Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’ndan aldığı rakamlara göre, darbe girişiminden bu yana en az 9 bin 323 yeni hakim ve savcı atandı. Bu da Türkiye’de görevli 21 bin hakim ve savcının en az yüzde 45’inin 3 yıl ya da daha az deneyime sahip olduğu anlamına geliyor.

Reuters’a konuşan TBMM Adalet Komisyonu’nun Ak Partili Başkanı Hakkı Koylu, bazı hakimlerin ve savcıların yeterli eğitimleri olmadan atandıklarını kabul ederek “Ne yazık ki her şey rastgele oluyor. Bu nedenle de üst mahkemelerin bu kararları itiraz üzerine düzeltmesini umabiliyoruz” şeklinde konuştu.

“Modern Türkiye tarihinin en adil hukuki süreçleri”

Habere göre, darbe girişiminden bu yana Türkiye’de 500 binden fazla kişi hakkında soruşturma açıldı. 2019 sonu itibarıyla da 230 bin soruşturmada yargılama süreci başlamış değil. Bazı şüphelilerse haklarında iddianame hazırlanmadan ya da duruşma tarihi belirlenmeden aylarca cezaevinde tutuldu. Reuters’a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın ise darbe girişimi davalarının “modern Türkiye tarihinin en adil hukuki süreçleri” olduğunu” savundu.

Haberde Türkiye’de Corona virüsü salgınına karşı hükümetin attığı adımlara ilişkin internet ve sosyal medya ortamında yapılan eleştirilere yönelik yeni gözaltı dalgalarının devam ettiği belirtildi. İçişleri Bakanlığı’nın geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamaya göre, 402 kişinin salgınla ilgili “asılsız ve provokatif paylaşımlarda bulundukları” gerekçesiyle gözaltına alındığı kaydedildi.