HABER

''Türkiye'nin 'Avrasya mı, Batı mı' seçimi olmamalı''

Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney: - ''Rusya, hem bizim komşumuz hem Karadeniz'de önemli bir güç hem de enerji konusunda Türkiye'nin en büyük tedarikçisi. Dolayısıyla ne Türkiye Rusya'yı göz ardı edebilir ne de Rusya Türkiye'yi'' -" 'Avrasya mı, Batı mı' seçimi olmamalı. Tam tersine Türkiye, bölgesel örgütlenmeleri ne kadar çok çeşitlendirirse o kadar fazla faydalanabilir'' - ''Türkiye, bir NATO gücü ve bu alanda Türkiye ile iş birliği yapması aslında Batı karşısında Rusya'nın elini de güçlendiriyor. Tüm bunları iki ülke arasındaki karşılıklı bağımlılığın Türkiye lehine pozitif gelişmeler olarak okuyabiliriz''

İSTANBUL (AA) - GÜLSÜM İNCEKAYA - Bahçeşehir Kıbrıs Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler (İİSB) Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, Türk dış politikasının Avrasya ya da Batı gibi iki şık arasında sıkışıp kalmaması gerektiğini belirterek, ''Rusya, hem bizim komşumuz hem Karadeniz'de önemli bir güç hem de enerji konusunda Türkiye'nin en büyük tedarikçisi. Dolayısıyla ne Türkiye Rusya'yı göz ardı edebilir ne de Rusya Türkiye'yi. 'Avrasya mı, Batı mı' seçimi olmamalı. Tam tersine Türkiye, bölgesel örgütlenmelerini ne kadar çok çeşitlendirirse o kadar fazla faydalanabilir.'' dedi.

Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Cumhurbaşkanı Erdoğan'a gönderdiği yeni yıl mesajında ''Ankara ve Moskova'nın Avrasyan'nın güvenliğini birlikte güçlendirmeye devam edeceğine eminim.'' ifadesini ve son dönemlerde sık sık gündeme gelen Türkiye, İran ve Rusya üçlüsü ile oluşturulacak Avrasya Birliği tartışmalarını AA muhabirine değerlendirdi.

Türkiye ile Rusya arasında uçak krizinden sonra normalleşme ile birlikte iki ülke arasındaki ilişkilerin adım adım ciddi bir ivme kazandığını kaydeden Prof. Dr. Güney, önümüzdeki üç yıl içinde bu ilişkilerin daha operasyonel hale gelmesinin beklendiğini söyledi.

Güney, eskiden Türkiye Rusya arasında kısıtlı ticari ilişkiler olduğunu hatırlatarak ''Eskiden ticaret ve enerji alanında ilişkilerimiz vardı. Enerji boyutu ise daha çok doğal gaz temini ile kısıtlıydı. Nükleer santral çalışmalarında da bildiğiniz gibi uçak krizi ile beraber bir duraklama yaşanmıştı. Gerçi o zaman Rusya'nın da ciddi iktisadi sorunları vardı. Krizden sonra bu konuda da hız kazanıldı. 2022 yılında bu ilişkilerin operasyonel hale geleceği söyleniyor.'' diye konuştu.

Türk Akımı'nın çok önemli bir proje olduğunu bunun da sadece Türkiye'nin gaz tedariki meselesi ile ilgili olmadığını aktaran Güney, şunları kaydetti:

''Eskiden Mavi Akım, bir de Batı Hattı vardı. Şimdi Türk Akımı ile hem Türkiye doğrudan gaz tedarik ederek olası krizlerden bertaraf oluyor hem de Avrupa'ya yönelik ikinci hat konusunda bir merkez haline geliyor. Sırbistan da hattın kendi topraklarından geçmesi talebinde bulundu hatta Yunanistan bile Akdeniz'de Güney Kıbrıs üzerinden Türkiye ile bir rekabet içerisinde olmasına rağmen bu projede yer almak istiyor. Şunu söylemeye çalışıyorum, Rusya ile enerji ve ticaret boyutundaki ilişkiler eskisinden daha ileri bir noktada şu anda.

Bunun ötesinde savunma sanayi ve askeri alanlardaki iş birlikleri var. S-400 meselesinde Türkiye geri adım atmayacağını özellikle yineledi. Tabii bu Rusya için çok çok önemli. Çünkü Türkiye, bir NATO gücü ve bu alanda Türkiye ile iş birliği yapması aslında Batı karşısında elini de güçlendiriyor. Tüm bunları iki ülke arasındaki karşılıklı bağımlılığın Türkiye lehine pozitif gelişmeler olarak okuyabiliriz. Astana süreci de çok önemli. Türkiye'nin Suriye sahasındaki başarıları özellikle Afrin meselesinde Rusya'nın hava sahası ile ilgili Türkiye'ye yardımda bulunması, en son ABD'nin Suriye'den askerlerini çekme mevzusunun hemen akabinde Rusya, Türkiye'ye yeniden yeşil ışık yaktı. Suriye'de terörizmle mücadelede iş birliğinin devam edeceğini söylüyor.''

-''Türkiye sadece bir eksende kalamaz''

Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, Türkiye ile Rusya arasında sadece Avrasya'da değil Akdeniz'e kadar uzanan bir alanda iş birliği oluşmasının önemli olduğuna dikkati çekti.

''Çünkü Rusya büyük bir güç, Türkiye de jeo-stratejik konumu itibarıyla çok önemli bir ülke'' diyen Güney, ''Türkiye Rusya için hem Karadeniz'de çok önemli hem de Akdeniz'de. Dolayısıyla Moskova, birlikte iş birliğinin bölgeye de istikrar sağlayacağı düşüncesinde. Yani şu an itibarıyla ilişkiler iyi gidiyor. Bunun sinyallerini de Putin nezdinden yapılan açıklamalardan alıyoruz.'' değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Güney, Rus Siyaset Bilimci Prof. Dr. Alexandr Dugin'in ortaya attığı Ankara-Moskova-Tahran'ın oluşturduğu Avrasyalı imparatorluk üçgeni felsefesinin uygulanabilirliğinin sadece belirli noktalarda mümkün olduğuna dikkati çekti.

İran-Rusya-Türkiye arasında oluşan ittifak benzeri iş birliğinin ABD'nin olumsuz politikaları sonucunda zorunlu bir şekilde oluştuğunu anlatan Güney, şöyle devam etti:

''Rusya, İran ve Türkiye'den oluşan bir üçlü ittifakın olabileceğini sanmıyorum. Çünkü Türkiye küresel ve bölgesel her türlü örgütün içerisinde olmak zorunda. Türkiye, eskisi gibi sadece belli ülkelere yönelik politika üreten bir ülke değil. Türkiye, Afrika'nın en ücra yerlerine kadar gidip üs kuruyor. Okul, üniversite açıyor, fabrika kuruyor. Somali bunun en önemli örneği.

Avrasya'daki ülkelerinin oluşturduğu örgütlenmelerin içinde yer alıyor ve almalı da zaten. Bugünün dünyasında sadece bir eksende durmak pazarlık gücünüzü azaltır. O nedenle de 'Avrasya mı, Batı mı' seçimi olmamalı. Tam tersine Türkiye, içinde bulunduğu bölgesel örgütlenmeleri ne kadar çok çeşitlendirirse, ilişkilerini ne kadar zenginleştirirse o kadar fazla faydalanabilir. Türkiye jeo-politik konum itibarıyla zaten hem Asya'da hem Avrupa'da, hem Kafkasya'da hem Orta Doğu'da kökleri olan bir ülke. Bu bağlamda zengin bir ülke. Dolayısıyla Türkiye'nin çok rahat bu bölgelerde bu örgütlenmelerin içinde yer alabilecek kapasitede bir ülke olduğunu düşünüyorum.''

- ''Türkiye ile İran bölgesel birer güç''

Prof. Dr. Güney, ortak bir tarihi geçmişe sahip olan Türkiye ile İran'ın asgari müştereklerde birtakım ortaklıkları olduğunu, Rusya ile kurulan ilişkinin ise farklı bir boyutta değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çekti.

Rusya'nın Rusya, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konsey'inde bir güç, eskinin süper gücü olduğuna vurgu yapan Güney, ''Dolayısıyla Rusya'yı bir kenara koyarsak İran ile olan ilişkimizin çok da güveniliri olduğunu sanmıyorum. Çünkü Türkiye ve İran bölgesel birer güç ve geçmişten günümüze bölgede hep birbirine rakip olmuş iki ülke. Bir de şunu göz önünde mutlaka bulundurmak lazım; İran ne zaman Batı ile ilişkileri bozulsa yüzünü Türkiye'ye döner." değerlendirmesini yaptı.

İki ülkenin askeri gücünün de aşağı yukarı denk olduğunu ifade eden Güney, "İran şu anda yaptırımlardan dolayı çok ciddi açmazlarla karşı karşıya. Ekonomik baskılar altında ve ABD radarında bir ülke. Dolayısıyla konjonktürel olarak konu bazlı iş birlikleri olur ama bunun üzerinden Avrasya Birliği ya da üçlü bir ittifak çıkmaz. İran ile ilişkiler hiçbir zaman çatışmaya yol açmayan rekabetçi ve inişli çıkışlı bir ilişki. Dolayısıyla İran ile olan ilişkilerimiz bunun üstüne çıkmaz bu şekilde devam eder.'' yorumunda bulundu.

- ''Türkiye bu iki süper güç arasında dengeleyici siyaset sürdürecektir''

Prof. Dr. Nurşin Ateşoğlu Güney, Türkiye ile Rusya arasındaki yakınlaşmanın ABD ve Batı tarafından soğuk savaş yılları da dahil hiçbir zaman hoş karşılanmadığını anlattı.

ABD ve Batı'nın, Rusya ve Türkiye iş birliğinin bölgedeki dengeler açısından tehlikeli bulduğuna da işaret eden Güney, ''Çünkü iki önemli ve güçlü ülke bir araya geldiği zaman muhakkak ki bölgedeki etkisinin çok güçlü olacağının farkındalar ki İran'ın da içinde olduğu Astana süreci bunun en somut örneği. NATO üyesi Türkiye'nin özellikle savunma sanayinde Rusya ile iş birliği kabul edebilecekleri bir şey değil. Farkındaysanız Türkiye'nin yıllardır isteyip alamadığı Patriotların satışını ivedilikle onayladılar. Bu durum Türkiye'yi elbette olumsuz etkilemez çünkü Türkiye hala bir NATO ülkesi." dedi.

Türkiye'nin bu iki süper güç arasında dengeleyici siyaset sürdüreceğini belirten Güney, "Rusya, hem bizim komşumuz hem Karadeniz'de önemli bir güç hem de enerji konusunda Türkiye'nin en büyük tedarikçisi. Dolayısıyla ne Türkiye Rusya'yı göz ardı edebilir ne de Rusya Türkiye'yi. ABD ve Batı'nın bu ilişkiyi engellemesi mümkün değil. Sadece rahatsız olmaya devam ederler. 'Avrasya mı, Batı mı' seçimi olmamalı. Tam tersine Türkiye, bölgesel örgütlenmeleri ne kadar çok çeşitlendirirse o kadar fazla faydalanabilir.'' ifadelerini kullandı.

Güney, Türkiye, Rusya ve İran'ın (Astana Üçlüsü) Fırat'ın doğusunda PKK/PYD sorunu konusunda anlaşması durumunda Suriye'de de barışın sağlanabileceğine inandığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Türkiye güney sınırındaki PYD tehdidin ortadan kaldırılması konusunda Rusya'yı arkasına alırsa ve kısmi olarak da ABD desteği sağlanırsa ben Suriye'de barışın daha kolaylaşacağını düşünüyorum. Türkiye Suriye'den toprak istemiyor. Bu noktada Rusya ile Türkiye uzlaşıyor zaten. Sadece sınırlarında terörist yapılanmasını istemiyor. Bu bağlamda Rusya'nın Türkiye'nin tezine yaklaşacağına inanıyorum.''

Geri Dön