HABER

Türkiye'yi aydınlık yarınlar bekliyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2010 ve sonraki yılların Türkiye için başarılarla dolu parlak yıllar olacağını söyledi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2010 ve sonraki yılların Türkiye için başarılarla dolu parlak yıllar olacağını söyleyerek, "Bütün karamsarlara inat, bütün kötümserlere inat, tüm felaket tellallarına inat, ben Türkiye'yi aydınlık yarınların beklediğine inanıyor, bu azimle gayret gösteriyoruz" diye konuştu.

Erdoğan, Milli Eğitim Bakanlığı'nın "Beş Yılda Beş Bin Öğrenci Projesi" kapsamında lisans üstü eğitim için yurt dışına gönderilecek öğrenciler bilgilendirme toplantısına katılarak konuşma yaptı. Erdoğan, 41 öğrencinin daha dünyanın en iyi üniversitelerine uğurladıklarını belirterek, Türkiye'de 94'ü devlet, 45'i vakıf olmak üzere toplam 139 üniversite bulunduğunu kaydetti. Bunların 63'ünün kendi dönemlerinde açıldığını hatırlatan Erdoğan, artık üniversitesi olmayan il kalmadığının altını çizdi. Erdoğan şöyle konuştu:

"Kırşehir'de, Batman'da, Yozgat'ta, Kırklareli'de, Mardin'de, Şırnak'ta Hakkari'de üniversitelerimiz bu şehirlerimizin umudu, vizyonu haline geldi. Bu üniversitelerimizde, inanıyorum ki, oralarda barışın tohumları atılıyor. İnanıyorum ki, ekonomik hareketlenmenin tohumları atılıyor. Belki bugün değil; ama en geç yarın bunlar gerçekleşecek. Bu noktada umutlarım kesinlikle sonsuzdur."

-"PARLAK YILLAR OLACAK"-

Başbakan Erdoğan, "İlim, Çin'de de olsa alınız" sözünü hatırlatarak, "İlim dünyanın en uzak bir ucunda bilgi ve bilim olsa, onu almak bizim medeniyetimizin de gereğidir" diye konuştu. Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bugün yeni üniversite kurulmasına karşı çıkanlar, yarın inanıyorum ki, oradan yetişmiş son derece donanımlı öğrenciler karşısında inanın mahcup olacaklardır. Türkiye çok hızlı bir şekilde büyüyor. Bunu Ankara'da, Türkiye'de kalırsak göremeyiz; ama dünyayı gezip dolaştıkça Türkiye'nin ne denli hızlı büyüdüğünü o zaman çok daha iyi hissediyorsunuz. Türkiye, ekonomisiyle, dış politikasıyla, sosyal güvenlikleriyle büyüyor. 7 yıl önce dünyanın 26. büyük ekonomisiydik, bugün 17. büyük ekonomisi haline geldik, Avrupa'nın 6. büyük ekonomisiyiz.

2010 yılı da, sonraki yıllar da Türkiye için milletimiz için başarılarla dolu parlak yıllar olacak. Bütün karamsarlara inat, bütün kötümserlere inat, tüm felaket tellallarına inat, ben Türkiye'yi aydınlık yarınların beklediğine inanıyor, bu azimle gayret gösteriyoruz."

-ÖĞRENCİ BURSLARI-

Öğrencilere verilen burs ve kredilere ilişkin konuya da değinen Erdoğan, bu konuda kesin talimat verdiğini, isteyen her öğrenciye burs ve kredi verileceğini söyledi. Burs ve kredi alan öğrenci sayısının şu an yaklaşık 1,5 milyon olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, 2002'de burs ve kredi olarak ödenen paranın 45 TL olduğunu, bu ay yapılan son zamla birlikte üniversite öğrencilerine ödene rakamın 200 TL'ye çıkarıldığını söyledi.

-"BİZ YAPAMADIK SİZ YAPIN"-

Başbakan Erdoğan, yurt dışına öğrenci gönderilmesi çalışmalarının devam ettiğini ve açığı kapatmak için 2010 yılında bin ile bin 500 öğrenci için duyuru yapma hazırlıklarının sürdürüldüğünü kaydederek şöyle devam etti:

"Hiç çekincemiz yok, hiç tereddütümüz yok. Yeter ki bu ülkenin gençleri okusun. Biz bunu istiyoruz. Biz bunu yakalayamadık, biz bundan istifade edemedik. Ama istiyoruz ki yeni nesil, yeni kuşak bunlardan istifade etsin. Yeter ki bu ülkenin zeki öğrencileri en iyi okullarında okusun, en kaliteli eğitimi alsın. Gittiğimiz ülkelerde o ülkenin liderleriyle bunları konuşuyoruz. Tabii, onlar da, 'Ne demek. Kapılarımız açık' diyorlar. Bu adımları atıyoruz. Yeter ki, bugünde Türkiye'nin geleceğine hazırlık yapılsın.

Gazi Mustafa Kemal, bunu 1920'li yıllarda fark etmişti. Yurt dışına ilk öğrenci gönderme kararı bizzat Gazi Mustafa Kemal'in verdiği talimatla 1929 yılında çıkarılan kanunla verilmiştir. Yeni Türkiye'nin fabrikaları, demir yolları, kara yolları, köprüleri işte o mühendislerin eliyle inşa edildi."

-"TÜRKİYE'NİN TEMSİLCİSİ OLACAKSINIZ"-

Konuşmasında öğrencilere bazı tavsiyelerde de bulunan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Öğrenim için gittiğiniz yerlerde aynı zamanda Türkiye'nin birer misyon şefi olacaksınız. Adeta öyle çalışacaksınız. Birer başkonsolos gibi, birer büyükelçi gibi çalışacaksınız. Bunun da çok önemli bir vazife olduğunu hatırlatmak istiyorum. Sizlerin gideceğiniz ülkelerde, yaşayacağınız şehirlerde, öğrenim göreceğiniz okullarda ülkemizin tanıtım elçisi gibi görev yapmanız gerekiyor. Türkiye adına oluşmuş önyargıları yıkmak, Türkiye'yi tarihiyle, kültürüyle dünya mirasına sağladığı katkılarla tanıtmak, özellikle ülkemizin son dönemde kaydettiği küresel nitelikteki başarıları aktarmak göreviniz olmalıdır."(ANKA)

Geri Dön