Türk'ten AKP'ye hem destek hem de eleştiri

DTP Grup Başkanı Ahmet Türk, AKP hakkında açılan kapatma davasını "demokrasi ayıbı" olarak nitelendirdi ve parti kapatmaları eleştirdi. DTP hakkında açılan kapatma davasında AKP'nin tutumunu da eleştiren Türk, "Bize karşı yapılan bu saldırılara sessiz kalan ve davranışlarıyla bu linç girişimine destek veren iktidar, benzer bir kapatılma iddianamesiyle karşı karşıya kalınca hemen dünyanın en büyük demokratı ve mağduru kesiliyor. Sen sadece ‘kendine mi Müslümansın?' Sen sadece kendine mi demokratsın?" dedi.

DTP'li Ahmet Türk, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, 18 Mart Çanakkale Savaşları ile 16 Mart 1988 Halepçe Katliamı'nın yıldönümlerine ilişkin mesajlarının ardından, AKP'nin kapatılma davasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türk, Danıştay Başsavcısı'nın darbeyi ve idamları meşrulaştıran ve öven yaklaşımının hemen ardından, Yargıtay Başsavcısı'nın AKP'ye karşı açtığı kapatma davasının zamanlamasına dikkat çekti. Türk, "AKP hakkında açılan kapatma davası yoksulluk, işsizlik, ekonomik kriz ihtimali, özgürlükler sorunu, Kürt sorunu, demokrasi gibi Türkiye'nin önündeki acil gündemleri bir çırpıda geri plana itti. Türkiye karşı karşıya bulunduğu temel sorunları tartışması gerekirken, gündem makas değiştirdi ve başka bir raya oturdu" diye konuştu.

-DAVA DEMOKRASİ AYIBI-
AKP hakkında açılan kapatma davasını "demokrasi ayıbı" olarak nitelendiren Türk, "Bu ülkede her siyasi parti şiddete başvurmamak koşuluyla her görüşü ifade edebilmeli. Zaten birbirinden farklı partilerin olmasının anlamı da budur. Her şeyden önce farklılıklara tahammül gerekir. Her düşüncenin, her siyasi görüşün önüne engel, set oluşturulacaksa bu ülkeyi geliştirmeyeceği gibi, sorunların çözüm aracı olan siyaseti de devre dışına iter" dedi.

-SİVİL SİYASETE DARBE-

Türkiye'de parti kapatmanın sivil siyasete darbe olarak indiğini vurgulayan Türk, "Farklılıklara tahammülsüzlüğün nedeni, devletçi bir anlayış, bir siyaset oluşturmaktır. Gerek partimiz DTP, gerekse de AKP hakkında açılan kapatma davası, bu anlamda sivil siyaset alanının daraltılması çabasının bir ürünüdür. Atanmışlardan oluşan elit-bürokratik yapı İttihat ve Terakki yönetiminden bugüne kadar, kendisini hep bu ülkenin sahibi olarak görmüş ve siviller, seçilmişler üzerinde bir vesayet oluşturmuştur" diye konuştu.
Parti kapatılmakla verilmek istenen mesajların olduğunu öne süren Türk, "Bu kapatma davalarıyla şu mesaj verilmek isteniyor, ‘Sizin siyaset sınırlarınızı biz belirleriz. Bunun dışına çıkamazsınız. Devletin ideolojisinin, âli çıkarlarının dışına çıktığınızda kapatırız, siyaseti yasaklarız' Sen yüzde 47'yle de gelsen, yüzde 70'le de gelsen karşına bu yasakçı, bu oligarşik yapı çıkıyor. Onlar için milyonlar size oy vermiş, halk iradesini ve tercihini sizden yana koymuş, fazla bir anlam ifade etmiyor" şeklinde konuştu.

-DTP'DE SESİ ÇIKMAYANLAR DEMOKRASİ HAVARİSİ OLDU-
Ortaya çıkan tablonun, sivil siyasetçilerin oligarşik yapı karşısında dik duramamasından kaynaklandığını söyleyen Türk, "Bunun en bariz örneği DTP davasında yaşandı. Partimiz hakkında kapatma davası açıldığında sesi çıkmayanlar şimdi demokrasi havarisi kesiliyor" dedi.

-1994'TE EL KALDIRANLAR KAPATILMADI MI?-
Tarihin tecrübelerle dolu olduğunu dile getiren Türk, 1994'te dokunulmazlıklarının nasıl kaldırıldığını anımsatarak, "Bizim o dönem Meclis'te dokunulmazlıklarımız kaldırıldığında o zaman çıktık dedik ki; ‘Şimdi ellerinizi kaldırıyorsunuz ama yarın sıra size de gelecek' Sonra ne oldu? Refah Partisi de kapatılmadı mı? Yine çeteler konusunda ‘Bugün hedef bizler olabiliriz. Ama bu çeteler yarın bir gün sizi de sarar' dedik. Öyle olmadı mı? Ama ne yazık ki bu tecrübelerden gerekli dersler çıkartılmıyor" diye konuştu.

-SİYASETÇİLER SINIFTA KALDI -

"Meydanların vazgeçilmez bir sloganı vardır: ‘Susma sustukça sıra sana da gelir' İşte Türkiye'de susanlar bu suskunluklarının bedelini ödüyor" diyen Türk, "Ne yazık ki sivil siyasetin yeterince gelişmemesinin, kadük kalmasının önemli bir nedeni de sivil siyasetçilerin basiretsizliği, demokrasiye tam bağlı olmayışları ve halkın gücüne dayanmamalarıdır. Yüzde 47'yle iktidara geldiniz. Sayısal çoğunluğunuz da var. Şimdiye kadar sivil anayasayı getirip, parti kapatmaları zorlaştıran düzenlemeler yapsaydınız, bugünkü tablo yaşanmazdı. Ama bıçak kemiğe dayanmayana kadar kılınızı kıpırdatmadınız" şeklinde dile getirdi.

-KÜRT SORUNU ÇÖZÜLMEZSE PARTİ KAPATMALAR YAŞANIR-
Türkiye'de sivil siyasetin gelişmesinin önündeki en önemli engelin "Kürt sorunu" olduğunu dile getiren Ahmet Türk, Türkiye'de Kürt sorunu çözülmeden, gerçek demokrasinin gelişmesi de mümkün değil. Türkiye gerçek bir demokrasiye kavuşmayınca da partiler kapatılır, aydınlar susturulur, barış talep edenler meydanlarda joplanır, gazeteler kapatılır" dedi.

-AKP KENDİNE Mİ MÜSLÜMAN?-
Türk, DTP'ye kapatma davası açıldığı zaman AKP'nin ve diğer siyasi partilerin tavrını eleştirdi. Türk şöyle konuştu :
"Şimdi aylardan beri, bu Meclisin yüz akı olan ve meşruiyetinin temel direği olan partimize karşı yürütülen bir siyasi, hukuki ve fiziksel linç girişimi ile karşı karşıyayız. Enerjimizin ve çabamızın büyük kısmını bu saldırılara karşı direnmeye harcıyoruz. Bize karşı yapılan bu saldırılara sessiz kalan ve davranışlarıyla bu linç girişimine destek veren iktidar, benzer bir kapatılma iddianamesiyle karşı karşıya kalınca hemen dünyanın en büyük demokratı ve mağduru kesiliyor. Hepimize gayri ihtiyari olarak insaf dedirten bir yaklaşım. Şimdi buradan sormak istiyorum: Sen sadece ‘kendine mi Müslümansın?' Sen sadece kendine mi demokratsın?"

-BAŞBAKAN GERİLİM YARATIYOR-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "DTP PKK'yı terör örgütü kabul etmezse muhatap almam" sözlerini de eleştiren Türk, "Aradan geçen sekiz aya rağmen, hala aynı sözleri tekrar edip durmak, siyaset adamlığına yakışan bir tutum değildir. Siyaset, bir uzlaşma ve diyalog sanatıdır. Hele hele bir başbakan için, bu tavır, herkesten daha çok temsil edilmesi gereken bir tavırdır. Fakat, Başbakan tam tersi bir söylem ve tavır tutturarak, kendisiyle bile çelişen açıklamalar yapıyor" dedi.

-TÜRK'ÜN OKUYAMADIĞI NEVRUZ MESAJI-
Bu arada Türk, kürsüde konuşurken notları karıştı. Notları toparlayamayan Türk'ün metinden okumadığı bölümün nevruz bayramı ile ilgili mesajları olduğu öğrenildi.

ANKA