Uzmanlar test sayısının azalmasından endişeli

Türkiye'nin günlük test sayısını azaltması tartışmalara neden oluyor.

Uzmanlara göre test salgınla mücedele kritik önemde. Sağlık Bakanlığının ise hızı tanı testlerini yaygınlaştırmaya hazırlandığı belirtiliyor.Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın salgının ikinci ayında Türkiye’de günlük iyileşen hasta sayısının, mevcut hasta sayısını geçtiğini açıklamasının ardından hükümet de normalleşme planını devreye soktu.

Koca’nın açıklaması koronavirüs sürecinde Türkiye’de bir “ilk”in işaretiydi. İlk koronavirüs vakasının görüldüğü 11 Mart’tan beri ilk kez günlük iyileşen hasta sayısı, mevcut hasta sayısını 3 Mayıs’ta geçti. 4 bin 892 kişinin iyileştiği 3 Mayıs günü, mevcut hasta sayısı 2 bin 190’da kaldı. Ancak 3 Mayıs’ta 24 bin bir kişiye test yapılmıştı. 30 Nisan’da 42 bin 4 olan günlük test sayısının, 1 Mayıs’ta 41 bin 431’e, 2 Mayıs’ta 36 bin 318’e ve 3 Mayıs’ta da 24 bin bire düşmesi dikkat çekti. Test sayısının 4 Mayıs’ta da 35 bin 771 olarak duyurulması, Türkiye’de test sayısında düzenli bir artışın olmadığına işaret etti.

Salgının gerçek boyutunun bilinmesi ve kontrol altına alınması noktasında yaygın test uygulamasının kritik önemine dikkat çeken uzmanlar, test sayısının yeniden artırılması gerektiğini savunuyor. Uzmanlar, test sayısı düşük tutulduğu sürece Türkiye’de “koronavirüs bilmecesini çözmenin mümkün olmayacağı” görüşünde.

İyileşen hastalar kimler?

Test sayılarının düşürülmesi ile ilgili olarak Türk Tabipleri Birliği Başkanı Sinan Adıyaman, “Tamam iyi de iyileşen hastalar hangi hastalar? Testleri negatif olup da Covid-19 tedavisi için hastanelerde yatanlar da var. İyileşenlere bu hastalar da dahil ediliyor mu? Yoksa sadece PCR testi pozitif çıkanlar mı kayıtlara alınıyor?” sorularının üzerinde durulması gerektiğini söylüyor.

Adıyaman’a göre Sağlık Bakanlığı bu sorulara yanıt vermediği sürece “kesin ve emin olunan” bir “iyileşme” durumundan söz etmek mümkün değil.

Sağlık Bakanlığı’nın güvenilirliği tüm dünyada sorgulanan ve en iyi ihtimalle 100 kişiden sadece 60 kişide doğru sonuçlar veren PCR testlerinin sayısını daha da artırması gerektiğini anlatan Sinan Adıyaman, “Bu test sayısını artırmayıp, iyileşen hasta sayısını yüksek gösterdiğinizde salgının gerçek boyutunu da anlayamazsınız. Ortada vahim bir hata var. Sağlık Bakanlığı, test sayısını artırmalı ve yaygınlaştırmalıdır” eleştirisi getiriyor.

Adıyaman, en başta sağlık çalışanları olmak üzere salgın günlerinde çalışmak zorunda kalan herkesin düzenli testten geçirilmesi gerektiği çağrısı yapıyor.

"Testler yükselirse, vaka sayısı yükselebilir”

Dresden Tıp Fakültesi'nden sinir bilim ve genetik uzmanı Doç. Çağhan Kızıl da Türkiye’de test sayısının düşmesini sorgulayanlardan. Kızıl, PCR testleriyle tanımlanandan çok daha fazla insanın enfekte olduğunun bilimsel olarak kanıtlandığını söylüyor ve “Bu insanlar ya semptom göstermeden hastalığı geçiriyor ya da hastalıkları daha başlamamış durumda. Fakat bu iki durumda da insanlar sosyal yaşam içinde virüsü başka insanlara bulaştırabiliyor. Dolayısıyla ne kadar fazla test yapılırsa o kadar fazla enfekte insan erken aşamalarda bulunabiliyor” diyor.

Kızıl, fazla testin salgın önleme yöntemi olarak tüm dünyada öne çıkmasına karşın Türkiye’de tam tersi bir durum yaşanmasını “anormal” buluyor.

Tüm dünyada yaygın olarak kullanılan PCR testleri “bin kişi başına yapılan test” olarak kayıtlara geçiriliyor. Buna göre Amerika’da bin kişiye 21.7, İspanya’da 41.3, İtalya’da 35.6, Rusya’da 29.5, Almanya’da 30.4 test yapılmışken Türkiye’de bu sayı 13.5’ta kalıyor.

Doç. Çağhan Kızıl bu tablonun ne anlama geldiğini “Türkiye’nin yaptığı testler yeterli değil. Testler yükselirse vaka sayıları da yüksebilir” sözleriyle açıklıyor. Kızıl, vakaların ne kadar yükseleceğinin bilinmesinin de, koronavirüsün toplumdaki gerçek durumunun ortaya konması açısından hayati önemde olduğunu söylüyor.

Kızıl, “Son bir haftada Türkiye’de yapılan testler azaldı. Son bir haftada 236 bin 625 test yapılmış Türkiye’de. Örneğin Almanya ise geçen hafta 460 bin test yapmış. Dolayısıyla daha fazla test yapıp riskli grupları da tespit edip test sayısını, kapasiteyi çok daha artırıp toplumdaki enfeksiyon dinamiğini bulmak gerekiyor” uyarısı yapıyor.

"Tartışmalar sınırlı kalıyor”

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Kayıhan Pala da PCR testlerinin fazla yapılmasının neden “kritik önemde” olduğunu anlatırken test sürecinde yaşananlara dikkat çekiyor. Pala’nın verdiği bilgiye göre koronavirüsle ilgili herhangi bir yakınması olanlar, yani yüksek ateş, öksürük, göğüs ağrısı, nefes darlığı gibi rahatsızlık yaşayanlar, hekimler tarafından muayene edildiklerinde eğer Covid-19’la doğruda bağlantı kurulabilirse “Covid-19 olası vaka” olarak kayıt altına alınıyor.

Hastadan bundan sonra tomografi, kan testi gibi testler de isteniyor. Ayrıca hastadan ağız ve burun sürüntüsü alınarak PCR testi yapılmak üzere laboratuvara gönderiliyor. Laboratuvardan PCR testi pozitif bilgisi geldiğinde kayıt sistemine “kesin vaka” olarak geçiriliyor. Ancak PCR testi pozitifse kayıtlara Covid-19 olarak yansıtılmıyor.

Prof. Pala, Sağlık Bakanlığının elinde kesin vakaların cinsiyete, risk gruplarına, illere, yaş gruplarına göre dağılımına ilişkin veriler olduğu halde toplumla paylaşılmamasını “anlamsız” buluyor. Pala, “Şimdi de test sayılarının düştüğünü gözlemliyoruz. Bunun nedeni, amacı nedir hiçbir şey bilmiyoruz. Bu testleri belli gruplara, belli aralıklarla mümkün olduğunca çok yapan ülkeler salgınla mücadelede bir yöntem içindeler. Türkiye’de verilere ilişkin bilgimiz sınırlı olduğu için de test konusunda yaptığımız tartışmalar da sınırlı kalıyor” eleştirisinde bulunuyor.

Pala, Sağlık Bakanlığının elindeki verileri şeffaf bir şekilde kamuoyuyla paylaşmadığı sürece test sayılarıyla ilgili tartışmaların da havada kalacağı uyarısı yapıyor.

Antikor testleri yaygınlaştırılabilir

DW Türkçe’ye testlerle ilgili bilgi veren Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyeleri PCR testlerinin yanı sıra “hızlı tanı testi” olarak bilinen “kart testlerin” yaygınlaştırılması için çalışmalar yürütüldüğünü söylüyor.

15 dakika içinde sonuç veren bu testlerin antijen ve antikor olmak üzere iki türü var. Türkiye’ye önce antijen ölçen testler alındıysa da teknik sorunlar nedeniyle bu testlerin iyi çalışmadığı gözlendi. Bu testler, dünyada da pek kullanılmıyor. Çalışmalar antikor testleri üzerinde yoğunlaşmış durumda.

Tüm dünyada yaygın olarak kullanılar antikor testlerinin daha iyi çalıştığı biliniyor. Bu testte, hastanın serum veya kanında, virüse karşı oluşmuş bağışıklık protokolleri, yani antikorlar var mı diye bakılıyor.

Sağlık Bakanlığı, “Tanı testi sadece Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Ulusal Viroloji Referans Laboratuvarında ve belirlenmiş halk sağlığı laboratuvarlarında yapılıyor” diyor.

En başta sadece İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde bulunan bu merkezler tüm Türkiye geneline yayılmış durumda. Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilen özel kurumlar da test yapabiliyor.

Hilal Köylü / Ankara

©️ Deutsche Welle Türkçe