VS: Hükümet ağzına o kötü sözü henüz almadı

Alman basınının yorum köşelerinde koronavirüs salgını nedeniyle uygulanan sokağa çıkma kısıtlamaları ve kriz döneminde sosyal medyanın rolü değerlendiriliyor.

VS: Hükümet ağzına o kötü sözü henüz almadı

Almanya’da koronavirüs salgını ile mücadele kapsamında eyaletler ve federal hükümet ülke genelinde sokağa çıkmaya sert kısıtlamalar getirdi. Volkstimme gazetesi, hükümetin tam anlamıyla sokağa çıkma yasağı getirmemesine eleştirel yaklaşıyor:

“Hükümet henüz ağzına o kötü sözcüğü, 'sokağa çıkma yasağını' almaktan çekiniyor. Zira olağanüstü hal ve özgürlüklerin kısıtlamasını çağrıştırıyor. “Temas yasağı” aslında aynı anlama gelse de daha yumuşak bir ifade biçimi. Böylece Berlin'in peşinden sadece Bavyera, Saksonya ve Saar eyaletleri koşuyor. Bu sınır eyaletleri vatandaşlarının özgürlüklerini sert şekilde kısıtlamaya devam etmekten çekinmiyor. Bazılarının ilk dile getirdiği gerekçe, önlemlerin vatandaşların yararına olduğu ve onları zorlama amacının bulunmadığı. Resmi olarak özgürlüklerin kısıtlanması, yeniden özgürlüklere kavuşmak için olmazsa olmaz bir gerçek olarak gösteriliyor. Eğer Almanya'da salgın bu hızla yayılmaya devam ederse açık alanlarda iki kişiden fazla bulunma yasağı da yetersiz kalacaktır.”

Konu, Allgemeine Zeitung'un yorum köşesinde şu sözlerle ele alınıyor:

“Almanya, bir anlamda özgürlükleri de kısıtlayan bu krizi öncelikle sağlam demokrasisi ve hükümete duyulan büyük güven duygusuyla aşmasına aşacaktır. Ancak sorulması gereken soru, bunun ne kadar uzun soluklu olabileceği. Özgürlüklerin daha ne kadar süreyle kısıtlanacağı ve bu kısıtlamaların kaldırılması için hangi koşulların yerine getirilmesi gerektiğine ilişkin sorular er ya da geç sorulmaya başlanacaktır. Bu söylemlerin ne kadar makul yönetileceğine, muhtemelen ülkedeki demokrasinin geleceği karar verecektir.”

Neue Osnabrücker Zeitung'a göre hükümetin tam teşeküllü bir sokağa çıkma yasağı getirmemesi yerinde bir karar:

"Öğrenmeye direnenler her yerde bulunur. Buna karşın Alman halkının çoğunluğu korona krizi karşısında alınan güvenlik önlemlerine uygun olarak hareket ediyor. Bu yüzden ilk aşamada federal hükümet ve eyalet hükümetlerinin genel bir sokağa çıkma yasağı uygulamasına geçmemeleri doğru bir karar. Politikacılar da vatandaşlara davranışlarını değiştirme konusundaki sorumlulukları bağlamında güvenmeli. Almanya'nın bazı bölgelerinde temel haklar zaten bir bir çok kişinin hayal bile edemeyeceği ölçüde kısıtlanmış durumda. Bu durum salgını demokrasi için bir turnusol testine dönüştürebilir. Ancak bireylerin toplumsal yaşama erişimleri ve haklarının süresiz olarak kısıtlanmasına hizmet etmemeli.”

Stuttgarter Zeitung ise salgın sırasında sosyal medyanın oynadığı rolü yorum konusu yapıyor:

“Sosyal medyanın kriz dönemindeki rönesansı sadece pandemi hakkında bilgi yaymakla sınırlı kalmıyor. İnternet platformları koronavirüs krizini birçok insan için biraz daha katlanılabilir hale getiriyor. Torunlar ve büyükanneler görüntülü sohbet yoluyla zar oyunları oynayabiliyor. Çalışma arkadaşları paydostan sonra sanal olarak kadeh tokuşturabiliyorlar. Ünlü piyanistler Instagram'da ücretsiz konserler verebiliyor... Bir zamanlar vizyon şöyleydi: Sosyal medya bilgiye ulaşımı demokratik hale getirebilir, topluluklar oluşturabilir, mekansal mesafeyi ortadan kaldırabilir. Sosyal medyayı bunların gerçekleşmesi için kullanma zamanı geldi. Ve akılıca kullanıldığında 'antisosyal medya' olmadığını anlamanın da vakti geldi.”

DW,dpa,AFP/TY,HS

© Deutsche Welle Türkçe