HABER

Yabancıların Gözüyle Türkiye- "Hepimizin gönlünde Türkiye'de yaşamak vardı"

Makedonya'dan 30 yıl önce üniversite eğitimi için geldiği Ankara'da yaşamını ve akademik kariyerini sürdüren Prof. Dr. Rahman Ademi, Türkiye'nin sadece Balkan ülkeleri için değil Müslüman dünyası için önemli bir değer olduğuna inanıyor - Prof. Dr. Rahman Ademi: - "Balkanlar'da, hepimizin gönlünde Türkiye'de yaşamak vardı. Aslında insanlar arasında Türkiye ve Türkçe sevgisi inanılmaz boyutta idi" - "Türkiye hem devlet olarak hem de halk olarak bir beklenti olmaksızın, tüm insanlara yardım ve dostluk elini uzatıyor" - "Türkiye'nin sadece biz Rumeliler için değil, dünya Müslümanlarının çoğu için de inanılmaz değerde olduğunu 2016 yılındaki darbe teşebbüsünde bir kez daha anladım" - "Yurt dışında bilimsel faaliyet yapan kıymetli insanlarımızı ülkemizde çalışma yapmaları için tüm imkanları kullanmalıyız"

İSTANBUL (AA) - AYŞE BÜŞRA ERKEÇ - KÜBRA KARA - Makedonya'dan 30 yıl önce üniversite eğitimi için Türkiye'ye gelen Prof. Dr. Rahman Ademi, yaşamını ve akademik kariyerini burada sürdürüyor.

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Makedonyalı Prof. Dr. Rahman Ademi, 1968 yılında Makedonya'nın Gostivar ilinde dünyaya geldi.

Ademi, ilkokul ve ortaokulu Rostuşa'da okuduktan sonra lise eğitimini Saraybosna'daki Gazi Hüsrev Bey Medresesi'nde tamamladı. Saraybosna'da özel ders aldığı hocası Mahmud Tralyiç'in tavsiyesi üzerine ilahiyat okumayı düşünen Ademi, 1989 yılında öğrenci olarak Türkiye'ye geldi.

Türkiye'ye gelişi ve sonraki süreci AA muhabirine değerlendiren Ademi, Ankara'da okumak için başlattığı başvuru sürecinin biraz meşakkatli geçtiğini anlattı. Ademi, Türkiye'de okumak için ülkesindeki dönemin bürokratik zorluklarını aşarak Ankara'ya geldiğini söyledi.

Ademi, "Balkanlar'da hepimizin gönlünde Türkiye'de yaşamak vardı. Aslında insanlar arasında Türkiye ve Türkçe sevgisi inanılmaz boyutta idi. O dönem medreseyi bitiren öğrenciler mutlaka İstanbul gezisine giderdi. Ben de İstanbul gezisini arkadaşlarla beraber 1987 yılının haziran ayında yaptım. İstanbul'u ilk defa gördüm ve bu ziyaretin sebep olduğu duygu yoğunluğunu hala unutmuş değilim." ifadelerini kullandı.

Balkan ülkelerinde yaşayan birçok öğrencinin Türkiye'de okumayı hedeflediğini aktaran Ademi, akrabalarının da bir kısmının Türkiye'de farklı şehirlerde yaşadığını belirtti. Ademi, kendisinin ilk başta Arap ülkelerinden birinde okumayı planladığını ancak hocasının tek bir sözü ile Ankara'da karar kıldığını kaydetti.

Ademi, 1989 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne kaydolduktan sonra 1994 yılında mezun olduğunu anlatarak, "Bu esnada Yugoslavya trajik bir şekilde dağıldı ve yüz binlerce insan öldü. Bu süreçte Türk insanı özellikle Boşnak Müslümanlarıyla muazzam bir dayanışma sergiledi. Kısıtlı imkanlarına rağmen halkın büyük bir desteği oldu. Merhum Aliya İzzetbegoviç ve mesai arkadaşları sıkça Ankara'ya destek için geliyordu. Bazı zamanlarda tercümanlık vazifesini ben yapıyordum. Vefatından sonra onun meşhur eserlerinin bazıları tarafımdan Türkçe'ye çevrilip okuyucuların istifadesine sunulmuş oldu." ifadelerini kullandı.

- "Mevlidi ve duaları Türkçe okuyorduk"

Balkanlar'da yaşayan Müslümanların Türkiye'ye karşı çok özel duygular beslediğini dile getiren Ademi, "Rahmetli babamın anlattığı hikayelerde Türkiye 'en'lerin başı idi. Her şeyin en iyisi, en güzeli Türkiye idi. İnsanlar, anlamadıkları halde mevlidi ve duaların bir kısmını Türkçe okuyordu, okuyorduk. Medresenin yurt kısmında ses sisteminden Türkçe şarkılar dinleniyordu. Yeryüzünün Allah'a ait olduğu ve Hazreti Peygamber'in ifadesiyle 'Her tarafı mescit olmasına' rağmen biz Balkanlıların Türkiye'ye olan duygularımızın başka, bambaşka olduğunu ifade etmek gerek. Bunu birçok insandan duymuşluğum vardır." diye konuştu.

Türklerin çok misafirperver olduğunu belirten Ademi, "Gerek okulda öğrenci arkadaşlar ve hocalarım, gerek öğrencilik dönemimde yurttaki idareci ve oda arkadaşlarımın bana karşı olan sıcak davranışlarını tarif etmek zor. Nitekim çoğuyla ilişkilerimiz hala devam etmektedir." değerlendirmesini yaptı.

- "Başka sığınılacak bir ülke var mı bu dünyada?"

Türkiye'nin önemli bir ülke olduğunu vurgulayan Ademi, şunları söyledi:

"Türkiye'nin sadece biz Rumeliler için değil, dünya Müslümanlarının çoğu için de inanılmaz değerde olduğunu 2016 yılındaki darbe teşebbüsünde bir kez daha anladım. Ankara'da öğrencilik zamanımda yurtta beraber kaldığım ve şimdi kardiyolog olan Filistinli bir arkadaşım gece telefonla beni arayarak Ankara'daki durumu sormuştu. Sonra da hiç unutmadığım şu sözleri söylemişti, 'Bak kardeşim, bu ülkeye sizler, bizler, Uygurlar, Suriyeliler, Iraklılar, Afganlar vs. sığınıyoruz. Başka sığınacak ülke var mı dünyada? Allah korusun bu ülkeye bir şey olursa halimiz nice olur?' Türkiye hem devlet olarak hem de halk olarak bir beklenti olmaksızın, tüm insanlara yardım ve dostluk elini uzatıyor."

Türkiye'de sosyal bilimler alanında akademik olarak iyi çalışmalar yapıldığını ifade eden Ademi, "Ancak dünyada olumsuz seyreden gidişata alternatif üretebilmek için teknoloji alanında ziyadesiyle çaba sarf etmemiz gerekmektedir. Yurt dışında bilimsel faaliyet yapan kıymetli insanlarımızın ülkemizde çalışma yapmaları için tüm imkanları kullanmalıyız. Ayrıca bu hususta ülkemizde yaşayan yüz binlerce yabancı uyruklu öğrencinin çok uzak olmayan gelecekte önemli desteği olacağını düşünüyorum." dedi.

Ademi sözlerini şöyle tamamladı:

"Bir Balkan insanı olarak bizler Osmanlı gidişinden itibaren büyük sıkıntılarla karşı karşıya kaldık. Osmanlı sonrasında bölgede kurulan devletler adeta Türklerden intikam alırcasına maddi ve manevi mirasına hoyratça yaklaştılar. Bundan ötürü bölge devletlerinin dışlayıcı tavrını her zaman hissetmekteyiz. Türkiye ise kıyaslanmayacak derecede özgür bir ortam sunmaktadır bizlere."

Geri Dön