Yazarların "Üniformamı çıkartırım" yorumları

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Irak'ın kuzeyine düzenlenen sınır ötesi harekatta planlanan hedefe ulaşıldığını belirtti. ABD istediği ABD istediği için harekatın sonlandırıldığı yolundaki iddialara tepki gösteren Büyükanıt,"Bu yalnızca TSK'ya değil Türkiye Cumhuriyeti'ne de yapılan çok seviyesiz bir saldırıdır. Askerimizin döktüğü kana saygısızlıktır" diye konuştu. Orgeneral Büyükanıt, "Bu yalnızca TSK'ya değil Türkiye Cumhuriyeti'ne de yapılan çok seviyesiz bir saldırıdır. Askerimizin döktüğü kana saygısızlıktır" diye konuştu. Büyükanıt, "Operasyonun sona ermesinde ABD'nin etkisi ispatlansın üniformamı çıkarırım" dedi.

Köşe yazarlarının "İspatlasınlar üniformamı çıkartırım!" yorumları şöyle:

Dört yıldızlı güvence - Güngör Mengi (VATAN)

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın dünkü açıklamalarının salt gerçeği yansıttığına inanıyorum. "Başka ordumuz yok, onu korumaya mecburuz" düşüncesinin sorumluluğu emrettiği için değil, ikna edici bulduğum için bunu söylüyorum. Türk Ordusu'nun en yüksek komutanı daha sağlam bir garanti veremezdi: "ABD çık dedi, Türkiye çıktı iddiası tamamen asılsızdır. Eğer ispat ederlerse üniformamı çıkartırım!" Büyükanıt özetle operasyonu başlatan kararı kendilerinin verdiğini, planladıkları hedeflere tam olarak ulaştıktan sonra çekilme kararını da yine kendilerinin verdiğini söyledi.

Anlaşılıyor ki Türk askerinin çekilmeye başladığını dahi söyleyebilecek durumda olmasına rağmen Genelkurmay Başkanı bunu herkesten saklamıştır. Büyükanıt'ın çekilme kararının gizliliğine büyük önem verdiğini, PKK'ya pusular kurma fırsatı tanıyacak bir sızmanın doğuracağı felâketlerden korunmak için ne kadar dikkat gösterdiğini biliyoruz. Bu hassasiyet, çekilme işleminden on saat önce Başkan Bush'un niçin Türkiye'ye uyarıda bulunmaya ve Başbakan Erdoğan'ın da "Ulusa Sesleniş" konuşmasını son anda niçin değiştirmeye mecbur kaldığı sorusuna cevap veriyor. Belli ki çekilme işleminin gizliliği sakatlanmasın diye Amerikalılar şöyle dursun Başbakan'a dahi her bilgi verilmemiştir. Güvensizlik sayarak bunu mesele yapıp yapmamak muhataplarının bileceği iştir. Ama şundan eminiz: Ordu hedefine ulaşmıştır. Haydutlar Irak'a kaçtıklarında güvende olmayacaklarını artık iyi biliyorlar!

Paşama sorum yok... - Bekir Coşkun (HÜRRİYET)

Üçüncüsü; Genelkurmay Başkanı... Harekátı çok güzel anlatıyor. Uzaktan anlattığı az gelince, bu sefer medyayı çağırıp yakından anlatıyor. Ne yapacaksınız? Bizler Türk Ordusu'nun gücünü, yiğitliğini, kahramanlığını zaten biliriz paşam. Sorun o değil. Sorun; ordu, 27 yiğidini vererek kendi görevini yeterince yapmışken, siyasi sorumluluğu da üzerine alıp, AKP iktidarını kurtarmak zorunda mıdır? Her şey tabak gibi ortadayken.

Misal; Bush'un dünya önünde açıkça söylediğine paralel, ABD "Çıkın" baskısı yapmışsa Genelkurmay Başkanı nasıl emin olabilir? Ve nasıl "Telkin yok" diyebilir? Aslında kafamıza takılan ama dile getiremediğimiz soru çok paşam, çoookkk. En azından 27 şehit hatırına dahi soramayız. Hoş böyledir kimi zaman: Yanıt vardır da, soru yoktur...

Büyükanıt'ın üniforma resti ve 98 milyar dolarlık satış! - İbrahim Karagül (YENİ ŞAFAK)

Kuzey Irak'a yapılan sınır ötesi operasyonun ABD'nin "çekil" açıklamalarından bir gün sonra sona erdirilmesi, hem Türkiye'de hem de ABD basınında "ABD telkinleri belirleyici oldu" iddiaları "operasyonu gölgeleme" suçlaması ile algılanmamalı. Kamuoyundaki şaşkınlık, özellikle ABD'nin bu bölgedeki ikili oyunlarının bıraktığı izlerle değerlendirildiğinde, şaşkınlıkla kalmayıp sorgulamaya dönüşmeliydi ve öyle oldu. ABD'nin PKK politikasındaki çelişkiler ve Türkiye'nin terörle mücadelesine yönelik samimiyetsizlikleri bu şaşkınlığın en önemli sebebini oluşturuyor.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan'dan sonra dün Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da, kamuoyunun şüphelerini gidermeye dönük şaşırtıcı cümleler kullandı. "Bu yalnızca TSK'ya değil Türkiye Cumhuriyeti'ne de yapılan çok seviyesiz bir saldırıdır. Askerimizin döktüğü kana saygısızlıktır" ifadesini kullanan Büyükanıt, "Her şeyi biz belirledik. ABD'nin etkisi ispatlasın ben bu üniformayı çıkartırım. Biz tamamen kendi inisiyatifimizle operasyonu bitirdik" dedi... Bu sözlerden sonra söylenecek hiç bir şey kalmıyor. Genelkurmay'ın, operasyonun başından itibaren hiç olmadığı kadar şeffaf davrandığı, kamuoyunu bilgilendirdiği ortada. Operasyonun bitişine ilişkin soru işaretlerini ise duygusal bir tepkiyle ve yine hiç olmadığı kadar iddialı bir cümle ile giderdi. Bundan sonrası için, "ABD etkisi var mı yok mu" tartışmaları bitse de, ABD'nin PKK konusundaki çelişkileri üzerinde özellikle durmak gerekiyor.

Kan Kokusu - L. Doğan Tılıç (BİRGÜN)

Herkes Genelkurmay'ın K. Irak operasyonu ile ilgili açıklamasını beklerken, ben o açıklamadan çok önce yazımı gazeteye gönderiyorum. Nasıl olsa, orada söylenecekler yazacaklarımı etkilemeyecek. Kan kokusu yalnızca vahşi hayvanları değil, insanları da çıldırtır. İnsanlıktan çıkarıp vahşileştirir. Her savaş da bir çılgınlık halidir ve onun içinde vahşileşmeden kalabilmek, savaşmanın da bir ahlakı olduğunu bilerek davranmak zordur. Asıl kahramanlık da savaşın çürüten dişlileri içinde olup da çürümeden kalabilmektir. İsrail'e bakın… Yıllardır Filistinliler'le savaşıyor. Kendilerini savunmanın ahlaki bir hak olduğunu ileri sürerek ahlak dışı bir savaş sürdürüyorlar. Son Gazze operasyonunda öldürülenlerin sayısı 100'ü aştı. Ölenler siviller; kadınlar, top oynayan çocuklar, hatta bebekler. Savaşın insanı ne hale getirdiğini en iyi bilen, bilmesi gereken askerler olsa gerek. Şimdi, biz haberciler Genelkurmay brifinginde söylenecekleri beklerken; toplumun önemli bir kesiminde, K. Irak'tan ABD'nin istediği gibi erken çıkışın "utanç" olduğunu söyleyenler var. İnternet sitelerinde yazılıp çizilenler okuyanın ruh sağlığını bozacak nitelikte.

PKK öldürmekle bitmez - Şahin Alpay (ZAMAN)

Operasyonun Amerikalı yetkililerin bu yöndeki çağrılarından hemen bir gün sonra son bulmuş olmasının, Ankara'nın Washington'ın sözünden çıkamayacağı yönündeki iddiaları beslediğine kuşku yok. Ama bu iddialar hiç inandırıcı değil. Ankara, büyük bir isabetle, ABD'nin yanında Irak'ın işgaline katılmayı reddetti. ABD işgali altındaki Irak'a kara harekâtı düzenlerken bunu ancak Washington ile varılan anlaşmanın sınırları içinde yapabileceği aşikârdı. Hükümetin, askerin ilgisini başörtüsü yasağının kalkmasıyla ilgili tartışmalardan uzaklaştırmak amacıyla operasyona yeşil ışık yaktığına dair iddiaların da ciddiye alınacak bir tarafı yok. Asıl sorulması gereken sorular şunlar: Operasyon, ne ölçüde başarılı olmuştur? Gerilla taktikleri uygulayan bir düşmana karşı, bombardıman uçakları, tanklar ve toplarla kar ve tipi altında 40 kilo yük taşıyan askerler ile savaşmak ne ölçüde etkilidir? Gerillaya karşı nokta operasyonlar yapan, özel olarak eğitilmiş, profesyonel birliklerle mücadele zamanı geldi de geçmiyor mu? TSK, askeri operasyonlarda hükümetten demokratik bir rejim çerçevesini aşan ölçüde bağımsız mı davranmaktadır?

Operasyon ve ABD - İrfan Sönmez (VAKİT)

Kuzey Irak'a yapılan operasyonun sona ermesi,ABD savunma bakanı Gates'in ziyareti ile Bush'un açıklamalarına denk gelmesi kafaları karıştırdı.Şimdi herkes harekatın kimin insiyatifiyle sona erdirildiğini merak ediyor. Operasyona Türkiye kendisi karar vermiş, kendisi bitirmiştir.Türk Silahlı kuvvetlerine ülke dışında operasyon yapma izninin verildiği dönemlerdeki tartışmaları hatırlayınız.. ABD önce ayak diretmiş, sonra Türkiye ile paralel düşünmek zorunda kalmıştı..Başbakan Erdoğan'ın o tarihlerde, "ABD binlerce kilometre öteden Irak'a gelirken kimden izin alıp da geldi, bizde kimseden izin almayız" şeklindeki sözleri, siyasi parti temsilcilerinin kararlılık ifade eden beyanları üst üste konulunca dönüş kararını ABD'ye fatura etmenin yanlışlığı ortaya çıkar. Nedense kendi ülkemizi, kendi yöneticilerimizi küçük görmek gibi bir hastalığımız var.Sanki gerçek bir ülkede değil, sanal bir devlette yaşıyoruz. Kendimize, kendi insanımıza güvenmiyoruz.Türkiye'nin de iyi işler yapabileceğini,iş başa düşünce bırakınız ABD'yi,dünyayı bile tanımayacağını idrak edemiyoruz.Böyle olunca da iliklerimize kadar işlemiş aşağılık kompleksinin esiri oluyoruz.

Muhasebe - Türker Alkan (RADİKAL)

Kuzey Irak'a girdik, çıktık, şimdi muhasebesini yapmaya çalışıyoruz. Muhasebenin en can alıcı noktası da 'Çıkışımız alelacele oldu, ABD baskısı mı var?' sorusuyla bağlantılı. "Dünya Bankası'ndan kredi alacağız, onun için çıktık" diyenler bile oldu.

ABD bizim harekâtın çok uzamasını istemiyordu, bunu da açıkça söylemişti. Harekât sırasında Türkiye'ye büyük teknolojik yardımda bulunan bu ülkenin 'Irak'tan hemen çıkın' diye baskı yaptığına inanmak için bir neden göremiyorum. Üstelik ABD Savunma Bakanı'nın 'İki hafta sonra çıkabilirsiniz' diye uzunca bir süre tanıdığı sırada.
Ben Irak'tan çıkmamızda ABD'nin baskısının etkili olduğunu sanmıyorum. Türk ordusunun 'Hedefe vardık' değerlendirmesinin doğru olduğuna inanıyorum.

Bu müdahaleyi nasıl değerlendirmeli?

Birincisi, Türk ordusunun gece gündüz, kar kış demeden askeri harekât yapacak yetenekte olduğu görüldü ki, PKK hareketini sürdürmek isteyenlerin bunu göz önünde bulundurmaları gerekir. İkincisi, PKK'nın Kuzey Irak'ta tam bir savaş merkezi kurduğu anlaşılıyor. Türk ordusunun asıl amacı PKK'lı öldürmekten çok bu savaş üssünü ortadan kaldırmaktı sanıyorum. Üçüncüsü, askeri harekâtın belki de en büyük başarılarından birisi, PKK'lıların dışındaki sivil halka hemen hemen hiç zarar verilmemesi olmuştur. Kuzey Irak Kürt yöneticileri de, 'yağdan kıl çeker gibi' yürütülen bu müdahalenin korktukları sonuçları vermediğini, kendilerine yıkılan bir köprü dışında zararının dokunmadığını görmüşlerdir. Barzani yönetimi, bundan sonra PKK unsurlarını barındırma konusunda çok daha çekimser ve gerçekçi davranmaya başlayabilir ki, bu sağlanabilirse askeri harekât önemli bir başarıya ulaşmış demektir. Dünyada hiçbir devletin sınır ötesi operasyona karşı çıkmaması da son derece önemli bir başarıdır.