---
title: "Kanser Çocuk Sahibi Olma Hayallerine Engel Değil"
date: "2013-03-18 16:44:56"
author: "İHA"
tags: "Antalya", "antalya", "Ulaş"
canonical_url: "https://www.mynet.com/kanser-cocuk-sahibi-olma-hayallerine-engel-degil-180100762160"
original_url: "https://www.mynet.com/kanser-cocuk-sahibi-olma-hayallerine-engel-degil-180100762160"
---
# Kanser Çocuk Sahibi Olma Hayallerine Engel Değil
Memorial Antalya Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Op. Dr. Batu Aydınuraz, kanser tedavisinin en çok yumurtalık ve rahmi etkilediğini belirtti.
Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapinin üreme sistemini olumsuz etkileyerek kısırlık, erken menopoz ve gebelik kayıplarına yol açtığını belirten Memorial Antalya Hastanesi Tüp Bebek Merkezi Sorumlusu Op.Dr. Batu Aydınuraz, kemoterapi ilaçları ve radyoterapinin, kanser hücresi yanında normal hücrelerin de ölümüne sebep olduğunu söyledi.
Dr.Aydınuraz, yumurtalık dokusunda yumurtaların erken ve kitlesel ölümünün kısırlık ve erken menopoza yol açabildiğini anlattı. Rahim üzerindeki olumsuz sonuçların ise sadece çocukluk döneminde ergenlik öncesi kanser tedavisi için maruz kalınan radyasyonun etkisi ile oluştuğunu anlatan Aydınuraz, şöyle konuştu: "Rahim gelişimi ve kanlanması bozulduğu için bu kişiler erişkin yaşa ulaşır ve hamile kalırlarsa, düşükler, erken doğum gibi olumsuzlukları yaşayabilir. Kemoterapinin ise ne çocukluk döneminde ne de erişkinlik döneminde rahim üzerinde olumsuz bir etkisi yoktur.”
YAŞ, TEDAVİ ŞEKLİ VE SÜRESİ BELİRLEYİCİ FAKTÖRLER
Hastanın yaşı ve kanser tedavisinin şekli ve süresinin, kanser tedavisi ve sonrasında kısır kalma riskini belirleyen faktörler olduğunu kaydeden Op. Dr. Batu Aydınuraz, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Yaş ilerledikçe doğal olarak yumurtalık rezervi azalma gösterir. Genç yaşta ve rezervi daha fazla olan bir hastanın yumurtalık dokusunda kemoterapi tedavisi sonrası yumurta kalma şansı ileri yaşta ve rezervi daha az olan bir hastaya kıyasla daha fazla olacaktır. Başka bir deyişle hasta ne kadar genç ise tedavi sonrası erken menopoz ve kısırlık riski de o oranda az olacaktır. Tedavinin şekli ve süresi kanser tedavisi sonrası kısırlık riskini belirleyici bir diğer faktördür.”
KORUYUCU ÖNLEM ALINMALI
Tedaviye başlamadan önce doğurganlığı koruyucu işlemlerin yapılmasının büyük önem taşıdığını belirten Dr.Aydınuraz, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Embriyo dondurma, yumurta hücresi dondurma (oosit) ) ve yumurta dokusu dondurma kanser tedavisine bağlı kısırlıktan korunmanın 3 yoludur. Embriyo dondurma sadece evli hastalarda uygulanabilir."
İşlemin bir tüp bebek tedavisi olduğunu anlatan Aydınuraz, sözlerine şöyle devam etti: "Kısırlıktan korunmada en başarılı yöntemdir, zira dondurulup çözülen embriyo başına gebelik oranları yüzde 30 düzeyindedir. Evli olmayan erişkin hastalar yumurta hücresi dondurma (oosit) işlemi düşünülmesi gereken bir seçenektir. İşlem aynı embriyo dondurmada olduğu gibidir. Tek fark yumurta toplama işleminden sonrasıdır. Embriyo dondurmada sperm ile döllenip saklanan yumurtalar burada döllenmeden dondurulmaktadır. Ne var ki işlemin başarı oranı embriyo dondurmadan daha düşük olup, dondurulup çözülen oosit başına canlı gebelik oranı yüzde 10-15'tir. Embriyo ve oosit dondurma için zamanı olmayan veya tıbbi olarak buna engel bir durumu olan hastalar ile çocuk çağı kanser hastalarında düşünülmesi gereken bir seçenektir. İşlem diğerlerinden farklı olarak ameliyat gerektirir. Genellikle kapalı ameliyat olarak bilinen laparoskopi ile girilerek yumurtalıklardan bir veya her ikisi alınarak küçük parçalar halinde dondurulmaktadır. Yumurtalık dokusu dondurma hâla deneysel bir işlem olarak kabul edilmektedir, zira gerçek başarı oranı henüz bilinmese de diğer iki işlemden daha düşüktür.”
