---
title: "Mhp Grup Toplantısı (3)"
date: "2012-10-02 13:23:49"
author: "İHA"
tags: "Ankara", "pkk", "Şemdinli", "Uludere", "Türkiye"
canonical_url: "https://www.mynet.com/mhp-grup-toplantisi-3-180100456735"
original_url: "https://www.mynet.com/mhp-grup-toplantisi-3-180100456735"
---
# Mhp Grup Toplantısı (3)
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti’nin anadilde savunmayı sorun olmaktan çıkarmayı ve anadilde kamu hizmetlerine erişimi sağlamayı temin edecek yeni adımlarının Türkiye’yi hızla federasyona sürükleyeceğini ileri sürerek, Türk tarihinin hiçbir döneminde idamlık bir teröristten, müebbet bir mahkumdan aman dilendiğinin görülmediğini söyledi.
Partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşan Bahçeli, Türk tarihinin hiçbir döneminde idamlık bir teröristten, müebbet bir mahkumdan aman dilendiğinin görülmediğini söyledi. Bu durumun Türk devletinin buharlaştırılacağını, Türk milletinin erozyona uğratılacağını işaret ettiğini ifade eden Bahçeli, “PKK’yla randevulaşmanın, eli ve vicdanı kanlı yüzlerle mütareke arayışlarının, İmralı kapısına yüz sürmenin devlet umuruyla ve millet kudretiyle açıklanabilir hiçbir tarafı yoktur. AKP’nin görüşmek için zemin ve fırsat kolladığı teröristler; mübarek Ramazan Bayramı’nın ikinci günü Gaziantep’te düzenlenen bombalı saldırıyla henüz 1 yaşındaki Almina’yı ve 11 yaşındaki Sevgi’yi hunharca katleden insanlık kasaplarıdır. 16 Eylül’de Bingöl-Karlıova karayolunda 8 polisimizi şehit eden canavarlardır. 18 Eylül’de Bingöl-Muş karayolu üzerinde 10 askerimizin canını alan kanlı tetikçilerdir. 25 Eylül’de Tunceli’de 6 polisimizle birlikte katledilen 7 çocuk annesi Fadime Acar’ın ve Ovacık Cumhuriyet Başsavcısı Murat Uzun’un katilleridir. Beytüşebap’ta, Şemdinli’de, Uludere’de, karakollarda, Foça’da, Ankara Kumrular’da, İstanbul Güngören’de ölüm tezgahı açan yeryüzü ifritleridir. PKK alan ve eylem inisiyatifini elinde tutarken, içine girilen müzakereci eğilimler bilinsin ki bizi bu coğrafyadan tasfiye edecektir. Terörle müzakere Türkiye’nin paylaşılması pazarlığına dönüşmüş haldedir. Tarih bize her şeyiyle ispatlamıştır ki, ülkesinin, milletinin güvenliğini, saygınlığını ve devamlılığını sağlamaktan aciz bir devletin yaşama hakkı da, varlık alanı da harap olacaktır” diye konuştu.
AK Parti’nin anadilde savunmayı sorun olmaktan çıkarmayı ve anadilde kamu hizmetlerine erişimi sağlamayı temin edecek yeni adımlarının Türkiye’yi hızla federasyona sürükleyeceğini ileri süren Bahçeli, konuşmasına şöyle devam etti:
“Sanki kamu hizmetlerinden yararlanmada herhangi bir ayrımcılık varmış gibi, sözde bu engelin kaldırılma beyanları da ihanet yolunun parke taşlarını döşemekle aynı anlama gelmektedir. Kabul edilmelidir ki, cezaevindeki bir terör elebaşısının, Türk milletinin kaderini tayin noktasına taşınması AK Parti’nin bir eseri ve acziyeti olarak milli hafızalardan katiyen çıkmayacaktır. İmralı canisi de kendisini tek muhatap ilan ederek, Başbakan’dan aldığı pası en iyi şekilde değerlendirmiştir. Bir zamanlar, İmralı’yla yapılan görüşmeleri sır gibi saklayan, kuytu köşelerde teröristlerle özlem gideren AK Parti zihniyetinin, bugün bunu aleni yapmaya soyunması kabul edilir gibi değildir. Anlaşılmaktadır ki, AK Parti, çok vahim bir psikolojik harekatı kendi vatandaşına ve kendi halkına karşı yürütmektedir. Şehitlerle birlikte yürüyen ikna süreçleri tüm yönleriyle çalışmaktadır. Çözüm, çıkış, çare sözleri; verdiğimiz acı kayıplarla birlikte medyadan sivil toplum kuruluşlarına, siyasetten dış kaynaklı oluşumlara kadar geniş bir çevrede devamlı canlı tutulmaktadır. Öyle ki, PKK’yla masaya oturulursa, İmralı’yla diyalog kurulursa ve hatta bazı AK Parti milletvekillerinin önerdiği PKK’nın seçime girmesiyle akan kan duracak ve terör amacından vazgeçecektir. Türkiye sorunlarından kurtulacak, sanki ‘güneş ülkesi’ olacaktır. Bu düpedüz hayalciliktir, tartışmasız nitelikli uydurma ve aldatmadır. Açıkça ifade etmeliyim ki, barış olsun, silahlar sussun demekle, PKK’nın aklanması, kanlı sicilinin temizlenmesi adım adım uygulanmaktadır. Gelin görün ki AK Parti ve Başbakan’da buna çanak tutmakta, prim ve destek vermektedir. Geçmişte PKK’yla kurulan temasları ve İmralı canisiyle yapılan görüşmeleri inkar eden, her defasında da şeref bahsini ileri süren Başbakan Erdoğan, bugün şerefin çoktan elden avuçtan kayıp gittiğini nedense fark edemeyecek kadar panik ve acelecilik içindedir. Başbakan Erdoğan PKK’nın Meclis kadrosundan 9 milletvekilinin Ağustos ayı içinde militanlarla kucaklaşmasını ve sırtlarını sıvazlamalarını eleştirmesi, yeni Oslo girişimlerine ve basın üzerinden İmralı canisiyle yaptığı pazarlıklara da ters düşmektedir. Burada gözlerden kaçmayan bir sinsilik, fail ve fiil arasındaki irtibatı kapatmaya dönük kampanya bulunmaktadır. BDP; PKK ve İmralı derken yanlıştır da, AK Parti bunlarla konuşma ve görüşme arayışları içinde olması mı meşru ve mantıklıdır? Bu Türk milletinin aklıyla, irfanıyla ve izanıyla alay etmekten farksızdır.”
“AK PARTİLİ BAKANLAR FREN, GAZ VE MOTOR TARTIŞMASININ İÇİNE DALMIŞLARDIR”
Türk milletinin ekonomik zorlukların altında ezildiğini ve AK Parti’li bakanların fren, gaz ve motor tartışmasının içine daldığını belirten Bahçeli, “Kimisi fren yapmaktan yana tercihini kullanmış, kimisi gaza basmaktan yana tavır koymuştur” dedi.
Vatandaş ekonomik uçurumun kenarında iken, AK Parti’li bakanların şoför koltuğunda itişmeye ve didişmeye başladığını söyleyen Bahçeli, “Ancak bu hengamede önlerini göremeyecek ve gerçeklerin idrakine varamayacak kadar şuurlarını kaybetmişlerdir. Vatandaşlarımız ise hayat pahalılığının, zam yağmurunun ve zulüm vergilerinin baskı ve ağırlığı altında kalmıştır. Düşen büyüme, gerileyen refah ve infilak sınırında olan ekonomik göstergeler alarm zilleri çaldıkça, AKP’li bakanlar sorumlu aramaya koyulmuşlar ve birbiriyle örtüşmeyen mecazi izahlarla zamana oynamaya başlamışlardır. Ekonomide açıklar milletimizin cebini boşaltmış, zam ve vergi sağanağı umutları söndürmüştür. Duyun-u Umumiye idaresini aratmayan AK Parti hükümeti, ekonomideki başarısızlığını vatandaşlarımıza fatura etmekte; memurumuzun, işçimizin, esnafımızın ve çiftçimizin gelirine ve ekmeğine el uzatmaktadır. Döviz giderinin döviz gelirinden fazla olması demek olan cari açığın finansman meselesi eziyete dönüşmüş, adeta AK Parti’nin haraç gibi vergi ve zam artışına gerekçe teşkil etmiştir. Başbakan Erdoğan’ın ‘alan el değil veren el olduk’ iddiası böylelikle boşluğa düşmüştür. Milletimizin alın terini Libyalı ve Suriyeli muhaliflere peşkeş çeken, binbir emek ve güçlükle kazandıklarını küresel projeler dahilinde harcayan sorumsuz ve vicdansız iktidarın son ekonomik vurgunu dayanma sınırını aşmıştır. Bununla da yetinmeyen hükümetin, IMF’ye 5 milyar dolar cep harçlığı vermekle övünmesi de tam anlamıyla trajikomik bir durumdur. Kayserili aç, Mersinli yoksul, Diyarbakırlı evsiz, İzmirli çaresiz, Rizeli işsiz, Erzurumlu parasız; ama AK Parti har vurup harman savurmaktadır. Sıkıştığında vergiye yüklenmekte, zamma müracaat etmektedir. En son yapılan doğal gaz ve elektrik zamları bunu göstermektedir. Üzülerek söylemeliyim ki, vatandaşlarımızın kullandığı doğal gaza altı aydan sonra yüzde 9,8; elektriğe ise yüzde 4,3 ile yüzde 9,81 arasında zam yapılmıştır. 20 Eylül tarihinde akaryakıttan tapu harçlarına kadar yapılan ilave zamlarla vatandaşlarımız sefalete neredeyse teslim edilmiştir. Bu olacak şey değildir, kabullenecek ve geçiştirilecek hiçbir yanı yoktur” diye konuştu.
