---
title: "\"Türk Yerel Medyası AB Yolunda\" Seminerleri"
date: "2013-05-31 14:22:05"
author: "AA"
tags: "Artvin", "Ankara", "Almanya", "Türkiye"
canonical_url: "https://www.mynet.com/turk-yerel-medyasi-ab-yolunda-seminerleri-180100898974"
original_url: "https://www.mynet.com/turk-yerel-medyasi-ab-yolunda-seminerleri-180100898974"
---
# "Türk Yerel Medyası AB Yolunda" Seminerleri
Artvin girebilecek noktaya geldiğini düşündüğünü söyledi.  
AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın himayesinde, AB Bakanlığı tarafından yürütülen, İngiltere'nin Ankara Büyükelçiliği'nce desteklenen Türk Yerel Medyası AB Yolunda Projesi'nin yedinci ve son bölgesel toplantısı, Artvin'de DSİ 26. Bölge Müdürlüğü toplantı salonunda yapıldı.  
Büyüktaş, seminerin ikinci gününde gerçekleştirilen toplantıdaki konuşmasında, AB ile ilgili Türkiye'nin 50 yıldan beri mücadele ettiğini belirterek, bu süreci "kız istemeye" benzetti.  
Sözün kesildiğini ama evliliğin bir türlü yapılamadığını ifade eden Büyüktaş, "AB biz ne kadar ısrar etsek de 'hayır, sen onurlu ama fakir bir gençsin' diyerek kızı vermiyor. 'Sen önce zenginleş, yakışıklı ol' diyor. Biz de yakışıklı olmak için saçımızı, başımızı düzeltiyoruz. Para kazanmak için her yolu deniyoruz ve 1987 yılında 'artık sen damat olabilirsin' diye üyelik başvurusunu kabul ediyorlar. Sonra 'biraz daha gayret et bakalım' diyorlar. 2005 yılında bir nişan olayına başladık ve o tarihten beri 'düğünü ne zaman yapacağız' diye bekliyoruz" dedi.  
Büyüktaş, zaman içinde Türkiye'de bazı değişiklikler olduğunu vurgulayarak, Türkiye'nin son zamanlarda ekonomik olarak AB ülkelerinden çok geride olmadığını anlattı.  
Yaşanan süreçte artık bir rest çekmenin başladığına ve bundan sonra iki taraf için de kolay bir sürecin olmayacağına dikkati çeken Büyüktaş, sözlerini şöyle sürdürdü:  
"Türkiye'nin AB'ye girmesi gerekiyor. AB dünyada artık uluslararası dengeler açısından bir bloktur ve bugün ABD, Rusya ve AB dünyanın şekillenmesinde, özellikle Ortadoğu'nun şekillenmesinde güçlü birer aktörlerdir. Türkiye'nin güçlü ekonomisiyle, son yıllardaki demokratik, ekonomik, sosyal ve diğer birçok alanda yapılan hamlelerle AB'ye girebilecek noktaya geldiğini düşünüyorum. AB'nin ve Türkiye'nin bazı kaygıları var. AB'nin kaygısı Türkiye'nin çok genç nüfusunun ve nüfus artışının hızlı olmasıdır. İleride AB'ye girecek ülke olarak, nüfusun çok aratacak olması ile nüfus olarak en büyük ülke olan Almanya'yı geçtikten sonra söz sahibi ülke konumunda olacağı için kaygılı. Türkiye'nin Müslüman kimliği ve genç nüfusu Avrupa'yı biraz kaygılandırıyor."  
\- "Türkiye'nin AB blokunun içinde yer alması gerektiğini düşünüyorum"  
Büyüktaş, AB'nin Türkiye açısından da çok önemli olduğunu dile getirerek, şunları söyledi:  
"Bölgesinde bir güç olmaya çalışan Türkiye'nin denge kurmada aktif rol alabilmesi için mutlaka AB gibi bir gücü yanında bulundurması gerekir. Aksi takdirde ABD, Rusya, Çin ve Hindistan gibi dünyada söz sahibi olan ve denge değiştirmede güç getiren bu ülkeler arasında Türkiye'nin tek başına denge unsuru olması çok zordur. Mutlaka bir blokun içinde yer alması gerekiyor."  
AB'nin, klasik deyimle "demokrasi projesi" olduğunu vurgulayan Büyüktaş, konuşmasına şöyle devam etti:  
"Türkiye'nin AB blokunun içinde yer alması gerektiğini düşünüyorum. Giriş sürecinde Türkiye üzerine düşen birçok şeyi yaptı. 20-30 yıl öncesine baktığımız zaman demokratik, özgürlükler ve ekonomik anlamda çok dezavantajları vardı ama bugün hem ekonomik olarak hem de özgürlükler alanında ciddi hamleler yaptı. Yargı paketleri çıkardı. Avrupa'ya çok yaklaştı. Kriterlerini ona göre düzenledi. Bu sevdanın nerede biteceğini tahmin etmek zor ama bu durumun bir evlilikle sonuçlanması gerektiği konusunda bence iki tarafta da bir kanaat gelişti. Belki 2020-2023 yıllarında Türkiye'nin AB'ye tam üye olması gibi bir durum söz konusu olabilir."  
Büyüktaş, AB'nin yerel medya ve sivil toplum örgütleri açısından da çok önemli olduğunu anlatarak, "Özellikle yerel medyanın bu anlamda önemli görevler yapacağına inanıyorum, çünkü yerel medya ülkede demokrasinin yaygınlaşması ve yerleşmesi açısından yerel düzeyde önemli görevler ifa ettiği için halkın AB kriterlerine uyum konusunda yerel medyanın yapabileceği çok şey olduğuna inanıyorum. Kavram olarak AB'ye uyum sürecinde bu konuda çok önemli görevler üstlenebileceğini düşünüyorum" diye konuştu.  
Avrupa Gazeteciler Birliği Üyesi Zeynel Lüle ise AB'nin 75 milyonluk nüfusuyla Türkiye'yi içinde hazmetmesinin kolay olamayacağını söyledi.   
Lüle, Türkiye'nin oy oranının nüfusa göre yüksek bir ülke olacağını belirterek, "Türkiye'nin 'hayır' dediği bir kararın AB içinde alınması çok kolay olmayacak ama ben AB'nin Türkiye'nin üyeliğini mutlaka kabul edeceğini düşünüyorum. Üyeliğin de 2020 yıllarında mutlaka gerçekleşeceğini düşünüyorum" dedi.  
Seminer, katılımcılara sertifika verilmesinin ardından sona erdi.
