HABER

Yorum: Yeni formüller denemenin zamanı geldi

Volker Wagener’e göre KRV’deki eyalet seçimi sonucu bekleniyordu.

Yorum: Yeni formüller denemenin zamanı geldi

Seçim yerel konuların değil, küresel havanın belirleyici olduğunu gösterdi. Wagener, Almanya yeni koalisyon formülleri deneme zamanının geldiği görüşünde.Almanya'nın nüfusça en kalabalık eyaleti olan Kuzey Ren-Vestfalya'daki (KRV) parlamento seçimleri deprem etkisi yapmadıysa da önemli bir değişikliğin habercisi oldu. Hristiyan Demokrat Birlik partisi seçimi (CDU) kazandı, Sosyal Demokrat Parti (SPD) kaybetti, Hür Demokrat Parti (FDP) ise üçüncü parti olmayı başardı. Almanya için Alternatif'in (AfD) sınırlı da olsa başarıya ulaşması beklenmekteydi. Yeşiller partisinin en güçlü olduğu bölgelerde cüceleşmesi kimseyi şaşırtmadı. Seçmenin mesajı ‘siyasi yelpazenin merkezindeki sakin çoğunluğun konsolide edilmesi' oldu.

CDU son 50 yılda ikinci kez KRV'de birinci parti oldu. Lideri Armin Laschet seçmeni sürükleyici değil, sadece sempatik kişiliğiyle durgun geçen seçim kampanyasından kârlı çıktı. Şimdi herkes 'Laschet bunu nasıl başardı?' sorusuna yanıt arıyor. Önce, KRV seçimlerinin bu kez 4 ay sonrasına rastlayan genel seçimlerin provası yerine geçtiğini bilmek lazım. CDU'nun eyalet seçimindeki zaferinde Başbakan Angela Merkel'in payı büyüktü. Bunu görmemek için saf olmak gerekir.

Küresel gelişmeler ve eyalet seçimleri

Son haftalarda eyaletteki hava oldukça değişmişti. Eğitim, suçlarla mücadelede başarının sınırlı kalması ve otoyollardaki sürekli tıkanmalar sınırlı rol oynadı. KRV seçimlerine uluslararası gelişmeler damgasını vurdu. Brexit yüzünden daha da azan Avrupa Birliği'ndeki kriz, Polonya, Macaristan, Avusturya ve Fransa'daki artan sağ popülizm ve tabii sağı solu belli olmayan ve dünyayı eğlendirmekten çok korkutan Trump faktörü de belirleyici oldu. Şimdiye kadar Almanya'daki hiçbir eyalet seçimi huzur bozucu küresel gelişmelerden bu kadar etkilenmemişti.

KRV seçimleri Almanya'yı kuşatan popülist akımlara verilmiş bir cevaptı. Seçmen yıllar sonra sandığa daha fazla önem verir oldu. Katılımın artması yelpazenin uçlarına yaramadı. Eğilim yeniden merkeze kaydı. SPD merkezin partisi olmadığı için değil, Merkel liderliğindeki Birlik kanadı kadar güven vermediği için kaybetti. SPD'nin kalesi sayılan bir eyalette CDU tarafından bozguna uğratılması kayda değerdir. Bu seçim eylül ayındaki genel seçimler açısından yol gösterici olabilir. Başbakan adaylığına seçilerek SPD'yi uyuşukluktan kurtaran Martin Schulz daha asıl seçim gelmeden yarışı kaybetmiş görünüyor. Burada da Merkel'in, gerektiğinden fazlasını yapmamak, sakin kalmak ve hataları başkalarının yapmasını beklemek şeklindeki felsefesi kendini hissettirdi. CDU bu yıl yapılan 3 eyalet seçiminde de birinci parti oldu. Bu seçimlerden ikisini muhalefet sıralarından kazandı. SPD ise yıllardır bulunduğu yerde, yani en dip noktada.

AfD'den korkmaya gerek yok

Başka faktörler de rol oynadı. Aylardır AfD'nin hangi çift haneli oranla eyalet parlamentosuna girip siyasi istikrarsızlaşmaya yol açacağı tartışılıyordu. Oysa sağ popülistler yüzde 5'lik oy barajını güç bela aşabildiler. AfD bütün Almanya'da siyasi güç olduğunu gösterdi ama gücünün korkulacak kadar olmadığı da ortaya çıktı.

Yeşiller'in cazibesini kaybetmesi sadece KRV'deki seçim programının yetersiz kalmasıyla açıklanamaz. 2015 yılından bu yana başbakanın mülteci politikasını ayakta alkışlayan Yeşiller partisi bizzat yapmak istediklerinin, yani mültecilere kapıları açıp insaniyet göstermenin siyasi rakiplerine puan kazandırmasının diyetini ödüyor. Angela Merkel partisinde kendini eleştirenlere kaybettiklerini başka partilerden tahsil ediyor.

Genel seçimler üçlü koalisyon çıkarabilir mi?

Sol parti barajı aşabilseydi Yeşiller'in CDU ve FDP ile üçlü koalisyon kurması düşünülebilirdi. Eyaletler koalisyon denemelerine alışık olduğundan, bu formül pekâlâ uygulanabilirdi. Ancak Sol Parti'nin baraja takılması bu hesabı bozdu. CDU ile SPD arasındaki büyük koalisyonu kimse istemiyor. Genel seçimlerden sonra CDU, FDP, Yeşiller koalisyonunun kurulması kaçınılmazlaşabilir. Dört yerine altı partinin temsil edildiği parlamentolarda üçlü koalisyonların yadırganacak yanı olmaz.

© Deutsche Welle Türkçe

Volker Wagener

Geri Dön