Almanya Federal İstatistik Ofisi (Destatis), mayıs ayına ilişkin fabrika siparişleri geçici verilerini açıkladı. Buna göre, ülkede üretilen ürünler için siparişler, mayısta bir önceki aya kıyasla yüzde 1,9 arttı.
Piyasalarda beklenti, siparişlerin yüzde 1,5 artacağı yönündeydi.
Fabrika siparişleri, Mayıs 2025'in aynı ayına göre ise yüzde 6,2 artış kaydetti.
Bu arada daha önce yüzde 3,8 düşüş olarak açıklanan nisan ayı fabrika siparişleri verisi, yüzde 3,2 azalış olarak revize edildi.
Büyük ölçekli siparişler hariç tutulduğunda, mayıs ayındaki toplam sipariş artışı yüzde 1 olarak gerçekleşti. Daha az dalgalanma gösteren üç aylık karşılaştırmada ise mart-mayıs dönemindeki sipariş hacmi, önceki üç aya göre yüzde 0,2 azaldı.
Mayısta imalat sektöründeki yeni siparişlerde kaydedilen olumlu gelişme, büyük ölçekli siparişler nedeniyle yeni kontratların bir önceki aya göre yüzde 85 arttığı "diğer ulaşım araçlarının imalatı" (uçak, gemi, tren, askeri araçlar) sektöründen kaynaklandı.
Hükümetin altyapı ve askeri modernizasyon projelerine yaptığı milyarlarca avroluk yatırımlar bu artışta belirleyici oldu. Mayıs ayında makine mühendisliği siparişleri yüzde 3,7, elektrikli teçhizat imalatı ise yüzde 5,7 büyüme kaydetti.
Buna karşın, ülkenin lokomotif sektörlerinden otomotiv endüstrisinde siparişler yüzde 3,8 geriledi. Bilgisayar, elektronik ve optik ürün imalatçılarında ise talep yüzde 7,8 düşüş gösterdi.
Almanya'da mayısta aylık bazda yurt içi siparişlerde yüzde 1,3, yurt dışı siparişlerde ise yüzde 2,2 artış oldu.
Yurt dışından gelen talebin detaylarında, Avro Bölgesi'nden sağlanan siparişlerin yüzde 11,2 gibi güçlü bir artış gösterdiği, Avro Bölgesi dışındaki ülkelerden gelen siparişlerin ise yüzde 3,2 azaldığı görüldü.
Ürün grupları bazında incelendiğinde, yeni siparişler sermaye mallarında yüzde 2,2, ara mallarda yüzde 1,4 ve tüketim mallarında yüzde 2,4 artış kaydetti.
ING Küresel Makro Araştırma Başkanı ve Almanya Başekonomisti Carsten Brzeski, konuya ilişkin yaptığı analizde, mayıs ayındaki yüzde 1,9'luk artışın nisan ayındaki gerilemenin ardından geldiğini hatırlatarak, Alman sanayisinin belirli kollarının Orta Doğu'daki savaş nedeniyle uluslararası siparişlerin yön değiştirmesinden faydalanmaya devam ettiğini belirtti.
İlk bakışta çelişkili görünse de bölgedeki çatışmaların Alman imalat sektörünün bazı alanlarına ivme kazandırdığına dikkati çeken Brzeski, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Sürecin başında stoklama eğilimleriyle başlayan bu destek, son dönemde Asya merkezli rakiplerin Hürmüz Boğazı'ndaki ticaret rotalarında yaşanan aksamalardan daha fazla etkilenmesiyle yeni bir boyut kazandı. Bazı Alman şirketleri bu durumdan avantaj sağladı. Ancak bugünkü cesaret verici verilere rağmen sipariş defterlerindeki toparlanma oldukça kademeli ilerliyor. Savunma sanayisindeki güçlü talebin etkisiyle geçen yıl yaşanan canlanmanın ardından siparişler bu yıl ivme yakalamakta zorlanıyor. Geçen yılın eylül-aralık döneminde aylık bazda yüzde 4'ün üzerinde artan sanayi siparişleri, ocak ayındaki sert düşüş hariç tutulduğunda, bu yıl her ay ancak yüzde 1 civarında büyüme gösterebildi."
Brzeski, Orta Doğu'daki gerilimin tedarik zincirinde yeni kırılmalara yol açacağına dair ilk etapta duyulan endişelere rağmen Alman sanayisinin bu süreci şimdilik "en az hasarla" atlatmış göründüğünü sözlerine ekledi.
Commerzbank Başekonomisti Jörg Kramer de sipariş alımlarının çok yavaş bir şekilde geri döndüğünü, gelecek aylarda güçlü bir toparlanma beklenmediğini belirterek, "İran ile yaşanan gerilimler hala büyük bir belirsizlik kaynağı oluşturuyor." ifadesini kullandı.
Alman şirketlerinin lokasyon cazibesinin zayıfladığına işaret eden Kramer, hükümetin reform paketinin bazı alanlarda ilerleme sağlasa da geniş çaplı bir dönüm noktası oluşturamadığını savundu.
VP Bank Başekonomisti Thomas Gitzel ise küçülme sinyalleri veren otomotiv sektörüne değinerek, "Otomotiv endüstrisinin sağlığına kavuşması için küçülmesi gerekiyor, bu durum alt tedarikçi sektörleri de olumsuz etkiliyor." değerlendirmesinde bulundu.
Landesbank Baden-Württemberg Ekonomisti Jens-Oliver Niklasch ise sanayinin kronikleşen sorunlarına dikkati çekerek, sipariş artışına rağmen yüksek maliyetler, ağır bürokrasi ve kalifiye iş gücü açığının sanayiyi zorlamaya devam ettiğini vurguladı.