Rahat yaşamanın sırrı gelirinizin tutarı kadar nasıl harcadığınızla da ilgili. Bu sefer aynı maaşla daha rahat yaşayanlar hangi taktikleri uyguluyor onlara bakıyoruz. Hadi başlayalım!
Çoğu insan maaşını alınca önce faturaları, kirayı ve harcamaları öder, ay sonunda ise eğer parası kalırsa birikim yapar ve genelde de kalmaz... Rahat yaşayanlar ise maaş günü bütçelerinin belirli bir yüzdesini örneğin %10 veya %20'sini otomatik olarak yatırım veya birikim hesabına aktarır. Kalan parayı ise sıfırlayana kadar harcamakta özgür hissederler ve süreç içinde daha rahat yaşarlar.
Daha rahat yaşayan kişiler gelirleri artsa bile yaşam standartlarını kasıtlı olarak yükseltmezler. Maaş zammı aldıklarında, bu zammı hiç almamış gibi doğrudan otomatik birikime yönlendirirler. Böylece her zaman sınırlı bir bütçeyle yaşıyormuş gibi hissederken, arka planda servet biriktirirler.
Bir eşya alırken fiyat etiketine sadece para olarak bakmazlar. O parayı kazanmak için kaç saat çalışmak zorunda olduklarını hesaplarlar.
Örnekğin saatlik net kazancı 150 TL olan biri, 3.000 TL'lik bir kıyafet gördüğünde "Buna değer mi?" yerine "Bunun için tam 20 saatimi harcayacağım" diye düşünerek alışveriş yapar.
Güzel bir akşam yemeği gibi bir kerelik yapılan harcamalar bütçeyi kalıcı olarak sarsmaz. Ancak her ay otomatik çekilen dijital platformlar, premium üyelikler, spor üyelikleri ve kahve abonelikleri gibi belli etmeden ödenen miktarlar bütçeyi eritir. Rahat yaşayanlar bu sabit giderleri minimumda tutar ve gerçekten gerekli mi diye düşünür.
Ucuz ama dayanıksız ürünler yerine, uzun vadede daha ucuza gelen kaliteli ürünleri seçerler. 500 TL'lik kalitesiz bir ayakkabıyı yılda 3 kez değiştirmek yerine, 2.000 TL'lik kaliteli bir ayakkabıyı 3 yıl giyerek uzun vadede bütçeyi korurlar.
İnternette veya mağazada görüp çok beğendikleri, acil olmayan bir ürünü sepete ekleyip en az 72 saat beklerler. Bu süre zarfında beynin salgıladığı dopamin yani satın alma heyecanı dengelenir ve mantık devreye girer. Çoğu zaman 3 gün sonra o ürünü almak istemezler.
Başkalarını etkilemek ya da bir sosyal gruba ait hissetmek için lüks harcamalar yapmazlar. Arkadaş çevrelerinin pahalı aktivitelerine her zaman uymak yerine, kendi bütçelerine uygun alternatifler önerirler ya da kibarca hayır diyebilmeyi bilirler.
Her şeyden kısmak sürdürülebilir değildir ve bir noktada büyük harcama patlamalarına yol açar. Bu yüzden, seyahat veya iyi yemek gibi kendileri için 1-2 farklı alanı bilinçli savurganlık alanı ilan ederler. Buraya bütçe ayırabilmek için, önemsemedikleri kıyafet alışverişi veya dekorasyon gibi diğer alanlardan radikal şekilde kısarlar.
Bir mülk veya eşya satın alırken sadece onun satış fiyatını hesaplamazlar. Bir araba alırken kaskosunu, vergisini, bakım maliyetini; bir teknolojik alet alırken servis ücretlerini hesaba katarak sürdürülebilir tercihler yaparlar.
Ay sonunu zor getirenlerin en büyük kabusu fatura tarihleridir. Rahat yaşayanlar, kredi kartı hesap kesim tarihlerini ve fatura ödemelerini maaş gününden hemen sonraya yani ilk 3 gün içine sabitler. Böylece kalan para netleşir ve ayın geri kalanında ne kadar gerçek harcanabilir nakitleri olduğunu bilirler.