Bahşiş kültürü, bugün birçok ülkede sosyal bir zorunluluk gibi algılansa da, kökenleri Orta Çağ Avrupa'sına kadar gidiyor... Öyle ki hikayesi de oldukça ilginç bir sınıfsal hiyerarşiye dayanıyor. Zamanla modern ekonominin bir parçası haline gelen bahşiş kültürünü yakından tanıyalım mı?
Aslında bahşişin kökeni 16. yüzyıl İngiltere'sine kadar uzanıyor. Aristokratların malikanelerinde kalan misafirler, kendilerine hizmet eden uşaklara ve seyislere, fazladan yaptıkları işler için küçük paralar verirlerdi. Bu, o dönemde bir teşekkürden ziyade, sınıfsal bir lütuftu aslında.
Amerikan İç Savaşı'ndan sonra Avrupa'ya giden zengin Amerikalılar bahşiş gibi oradaki aristokratik alışkanlıkları yanlarında getirdiler. Ve bahşiş Amerika'da başlangıçta "anti-demokratik" ve "Amerikan ruhuna aykırı" bulunarak büyük tepki çekmişti.
Büyük Buhran döneminde restoran sahipleri, personelin maaş yükünü hafifletmek için bahşişi bir çözüm olarak gördü. Garsonlara çok düşük maaş verilmeye başlandı ve müşteri memnuniyeti üzerinden maaşını tamamlama sistemi yasallaşmaya başladı. Şu anda da günümüzde hizmet sektörünün maaşı bahşişlere dönüştü.
Zamanla bahşiş bırakmak kişinin cömertliğini ve sosyal statüsünü kanıtlama biçimine dönüştü. Özellikle mekanda ,yi bir müşteri olma arzusu, bahşişi isteğe bağlı bir eylemden sosyal bir baskı mekanizmasına evriltti. Zaman içinde bahşiş vermek statü göstergesi olarak konumlandı.
Eskiden bozuk para üstü olarak bırakılan bahşiş, modern dönemde hesabın %10, %15 veya %20'si gibi matematiksel standartlara bağlandı. Bu standartlaşma, bahşişin hizmet kalitesiyle olan bağını zayıflatırken otomatik bir ödeme kalemi haline getirdi. Günümüzde de hesaplarda yüzdelik oranlar hesabın toplam tutarıyla birlikte veriliyor.
Günümüzde ödeme cihazlarındaki hızlı seçim ekranları, bahşiş kültürünün en yeni evresidir. Ödeme yaparken karşımıza çıkan "Bahşiş eklemek ister misiniz?" sorusu, müşteride anlık bir suçluluk veya sosyal baskı yaratarak bahşiş oranlarını artırıyor. Artık günümüzde bahşiş günlük bir rutine döndü.