Bankalar Kredi Vermek İçin Parayı Nereden Bulur?

Son Güncelleme:

Bankacılık sistemi, sandığımızdan biraz daha farklı çalışıyor. Bankalar yalnızca kasalarında duran parayı müşterilere dağıtmıyor, kredi verdikleri anda kaydi para da oluşturabiliyor. Peki bu sistem tam olarak nasıl işliyor?

Detaylara birlikte bakalım!👇

Bankalar topladıkları mevduatları kredi olarak ekonomiye kazandırıyor.

Bankaların en temel kaynağı, insanların ve şirketlerin hesaplarında tuttukları paralar esasında. Sen paranı bankaya yatırdığında banka bu parayı kasasında bekletmek yerine finansal sistem içinde değerlendiriyor. Bunun bir bölümünü likit olarak tutarken, kalan kısmını çeşitli kredi ve yatırımlarda kullanabiliyor. Bu sayede bir kişinin bankadaki birikimi, başka bir kişinin ev, araba ya da işletme finansmanına dönüşüyor. Bankalar da mevduat sahibine ödediği faiz ile kredi kullanıcısından aldığı faiz arasındaki farktan gelir elde ediyor.

Reklam
Reklam

Banka kredi verirken yeni kaydi para oluşturuyor.

Burada bankacılığın en şaşırtıcı kısmına geliyoruz. Banka sana 500 bin liralık kredi verdiğinde, her zaman başka bir müşterisinin hesabından 500 bin lirayı alıp senin hesabına koymuyor. Kredi işlemiyle birlikte hesabında kullanılabilir bir mevduat bakiyesi oluşuyor ve böylece ekonomideki kaydi para miktarı artmış oluyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da bankaların kredi vererek kaydi para yarattığını açıkça belirtiyor.

Bankaların bu sistemi sınırsız şekilde kullanması mümkün değil.

Kaynaklar tabii ki sınırsız değil. Bankaların kredi verme kapasitesi sermaye yeterliliği, likidite, düzenlemeler, risk yönetimi ve müşterilerin krediyi geri ödeme gücü gibi birçok faktörle sınırlandırılıyor. Ayrıca bankaların belirli yükümlülükleri kapsamında Merkez Bankası nezdinde zorunlu karşılık bulundurmaları gerekiyor. Dolayısıyla banka istediği müşteriye istediği miktarda kredi oluşturup veremiyor.

Merkez Bankası bankalar için önemli bir likidite kaynağı oluyor.

Bankalar belirli koşullarda Merkez Bankasından borçlanabiliyor ve bunun karşılığında teminat göstererek faiz ödüyor. Merkez Bankası da para politikası çerçevesinde bankalara çeşitli borç alma ve verme imkanları sunuyor. Fakat buradan bankaların Merkez Bankasından istedikleri kadar para alabildiği sonucu çıkarmamak lazım. İşlemler belirli faiz, teminat ve limit koşulları çerçevesinde gerçekleşiyor.

Bankalar birbirlerinden de borç alabiliyor.

Bankacılık sistemi aslında kendi içinde sürekli para hareketinin yaşandığı büyük bir ağ. Bir bankanın müşterisi başka bir bankanın müşterisine para gönderdiğinde, bankalar arasında da fon hareketi gerçekleşiyor. Türkiye'de bankalar arasındaki bu tür transferlerin önemli altyapılarından biri Merkez Bankası tarafından işletilen EFT sistemi. Bir bankanın elindeki likidite geçici olarak yetersiz kalırsa başka bankalardan borçlanması da mümkün olabiliyor.

Bankanın kasasında kredi verdiği miktarın tamamının nakit olarak durması gerekmiyor.

Bankaya gidip 1 milyon lira kredi aldığında, bankanın arka odasında senin adına hazırlanmış 1 milyon liralık banknot çantası bulunmuyor. Kredi çoğunlukla hesabına kaydi olarak geçirilir ve sen bu parayı havale, kart veya başka bir ödeme yöntemiyle kullandığında para başka hesaplara aktarılıyor. Böylece sistemde fiziksel banknotların dolaşmasına gerek kalmadan büyük miktarlarda ödeme yapılabiliyor. Nakit çekmek istediğinde ise bankanın likidite yönetimi devreye giriyor.

Banka kredi verdiğinde aynı anda hem varlık hem de yükümlülük oluşturuyor.

İşin muhasebe tarafı biraz daha kafa karıştırıcı ama aslında çok mantıklı. Banka sana kredi verdiğinde, senin bankaya olan borcun bankanın bilançosunda bir varlık olarak yer alıyor. Senin hesabındaki mevduat ise bankanın açısından bir yükümlülük zira o parayı kullanma hakkı sana ait. Dolayısıyla kredi işlemi yalnızca bankanın kasasından para çıkması şeklinde gerçekleşmiypr. Bankanın bilançosunun iki tarafında aynı anda yeni kayıtlar oluşuyor.

</amp-ad>
Anahtar Kelimeler: