S&P 500, Amerika’daki en büyük 500 şirketin ortalama performansını gösteren bir endeks. Yani tek bir şirkete değil, dev bir şirket grubuna yatırım yapmış gibi düşünebilirsin. Son 100 yıla bakıldığında bu endeksin yıllık ortalama getirisi %9-10 civarında. Bu oran küçük gibi duruyor ama uzun vadede katlanarak büyüyor. Mesela 10-20 yıl boyunca bu tempoda ilerleyen bir yatırım ciddi bir büyüklüğe ulaşabiliyor. Yani mesele bir anda zengin olmak değil, zaman içinde büyütmek.
S&P 500 üzerinde yapılan uzun vadeli analizler gösteriyor ki, 20 yıl ve üzeri yatırım yapanların zarar etme ihtimali yok denecek kadar az! Yani yanlış zamanda bile girsen, yeterince uzun beklersen genelde toparlanıyor. Bu da şunu gösteriyor; borsada zamanlama yapmak zor, ama sabretmek çok daha etkili. Kısa vadede iniş çıkış olabilir ama uzun vadede tablo değişiyor. Burada sabırlı olmak, gerçekten çok önemli!
Borsada en büyük yükselişler genelde beklenmedik birkaç günde gerçekleşiyor. Araştırmalar, en iyi 10 günü kaçıran yatırımcıların toplam getirisinin %50’den fazlasını kaybettiğini gösteriyor. Yani sürekli gir-çık yaparak doğru zamanı yakalamaya çalışmak çoğu zaman zarar ettiriyor. Çünkü o kritik günleri önceden tahmin etmek neredeyse imkansız! Bu yüzden piyasada kalmak, sürekli hamle yapmaktan daha mantıklı oluyor.
BIST 100, Türkiye’deki en büyük ve en çok işlem gören 100 şirketin ortalamasını gösterir. Son 10 yıla baktığımızda bu endeksin yaklaşık 10 katın üzerinde arttığını görüyoruz. Yani uzun vadede Türkiye piyasasında da ciddi büyüme var. Tabii burada enflasyonu da düşünmek gerekiyor ama yine de önemli bir veri. “Borsa Türkiye’de kazandırmaz.” diyenlere karşı güçlü bir örnek.
MSCI World, farklı ülkelerden büyük şirketleri bir araya getiren global bir endeks. Yani tek bir ülkeye bağlı kalmadan dünya ekonomisine yatırım yapmak gibi düşünebilirsin. Uzun vadede bu endeksin yıllık ortalama getirisi %7-8 civarında. Bu da global yatırımın daha dengeli bir seçenek olabileceğini gösteriyor. Çünkü tek bir ülkenin riskine bağlı kalmıyorsun.
Yıllık ortalama %8 getiriyle yapılan bir yatırım düşün. 10.000 dolar ile başlıyorsun ve hiç dokunmadan 30 yıl bekliyorsun. Sonuç yaklaşık 170.000 dolar! Üstelik bu artışın büyük kısmı son yıllarda gerçekleşiyor. Yani başta yavaş gibi görünen büyüme, zamanla hızlanıyor. Bu yüzden erken başlamak büyük avantaj sağlıyor.
Geçmiş verilere bakıldığında, büyük borsa endekslerinin %80’den fazlasının uzun vadede yükseldiği görülüyor. Yani iniş çıkışlar olsa da genel yön yukarı doğru. Bu da “Borsa çok riskli!” algısının biraz abartılı olduğunu gösteriyor. Evet risk var ama süre uzadıkça bu risk azalıyor. Önemli olan kısa vadeli dalgalanmalara takılmamak.
Borsada sadece fiyat artışı yok, bir de temettü dediğimiz kâr payı var. Şirketler kazandıkları paranın bir kısmını yatırımcılara dağıtıyor. Uzun vadede toplam kazancın %30-40’ı bu ödemelerden gelebiliyor. Yani sadece hisse fiyatına bakmak eksik bir bakış açısı. Küçük küçük gelen bu ödemeler zamanla büyük fark yaratıyor.
Borsada her şey sürekli yükselmiyor. Büyük endekslerde bile zaman zaman %20-30 oranında düşüşler yaşanabiliyor. Bu da birçok yatırımcının panik yapmasına neden oluyor. Ama geçmişe bakıldığında bu düşüşlerin çoğu geçici. Yani düşüşler sistemin bir parçası. Bu yüzden her düşüşte kaçanlar genelde uzun vadeli kazancı kaçırıyor.
Araştırmalar, sürekli al-sat yapan yatırımcıların büyük kısmının uzun vadeli yatırım yapanların gerisinde kaldığını gösteriyor. Çünkü sık işlem yapmak hata yapma ihtimalini artırıyor. Buna karşılık sabit kalıp bekleyenler genelde daha iyi sonuç alıyor. Bazen gerçekten en iyi hamle hiçbir şey yapmamaktır.