Dağınık evler bizi daha stresli hale getiriyor! Biz değil bilim söylüyor…

Son Güncelleme:

Dağınık bir ev, zihin tarafından bitirilmemiş işler listesi olarak algılanabilir ve bizi daha stresli hale getirebilir mi? İşte bilimin cevabı!

Bazı günler koltuğun üzerindeki kıyafetler, mutfak tezgahında biriken tabaklar ve kapının yanında günlerdir bekleyen poşetler bizi hiç rahatsız etmez. Bazı günlerse tek bir dağınık çekmeceyi görmek bile insanın sinirini bozar.

Bilimsel araştırmalar da dağınıklık görünce yaşadığımız bu hissin tamamen kuruntu olmadığını söylüyor. Hatta UCLA araştırmacılarının 2010 yılında yaptığı bir çalışma; evlerini dağınık olarak tanımlayan kadınların, gün içindeki kortizol seviyelerinin normale kıyasla daha olumsuz seyrettiğini gösteriyor.
(Kaynak: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/19934011/)

Reklam
Reklam

Dağınık evlerin, dinlenme alanı olmaktan çıkıp üzerimizdeki stresi artırdığını gösteren diğer sinyaller ise şu şekilde:

Gözün her seferinde yeni bir iş görmesi.

Masadaki boş bardak, bir köşede katlanmayı bekleyen çamaşır veya yerleştirilmemiş alışveriş poşetleri kendi başlarına büyük işler olmayabilir. Ama gün boyunca defalarca göze çarptıklarında zihne her defasında ilgilenmesi gereken bir iş olduğu sinyali gönderiyor. Bazen hiçbir şey yapmadan koltukta otururken bile yorulmuş hissetmenin temel sebeplerinden biri, sürekli dağınıklık olarak görülüyor. Çünkü beden dinlense de göz sürekli yarım bırakılmış işleri tarıyor.

Aradığını bulmanın ufak bir sinir testine dönüşmesi.

Evden çıkmak üzereyken anahtarı ya da şarj aletini bulamamak, güne hiç hesapta olmayan bir gerginlikle başlamaya yol açabilir. Çünkü sadece birkaç dakikalık bir arama bile o anlık dikkatin dağılması ve planların bozulması anlamına geliyor. Görsel karmaşa arasında bir nesneyi diğerlerinden ayırmak zorlaştığından, aranan eşyayı bulma süresi de uzuyor. Düzensiz ve dağınık alanlarda zihin aradığı nesneleri ayırt edemediğinden bedendeki stres yükü artabiliyor.

Dinlenme alanının yapılacaklar listesiyle dolup taşması.

Yoğun bir günün ardından eve gelince zihninizin biraz yavaşlamasını istemeniz çok normal. Ama eve girer girmez ortalıkta kaldırılması gereken eşyalar ya da düzenlenmesi gereken alanlar gördüğünüzde dinlenme modu da erteleniyor. Zaten tüm gün yorulan beden bir de eve geldiğinde karşısına çıkan görevlerle uğraşıyor. Bunun sonucunda da hem bedensel hem zihinsel tükenmişlik yaşanıyor. Dağınıklığı kaldırmadan dinlenmek insana kendini suçlu hissettirdiğinden hiçbir iş yapmasanız bile aynı yorgunluğu yaşama riskiniz oluyor.

Nereden başlayacağına karar verememe yorgunluğu.

Dağınıklık belirli bir seviyeyi geçtiğinde sorun artık tek tek eşyalarla sınırlı kalmıyor. Bunun yerine “Önce mutfağı mı toplasam, çamaşırları mı assam, banyoyu mu temizlesem?” gibi sorular geliyor. Bazen insan, işler gözüne büyüdüğünden başlamayı tercih etmiyor ama biriken işler de etraftaki dağınıklığı büyütüyor. Böyle bir ortamda zihnin mantıklı düşünüp işleri sıraya koyması zorlaşıyor ve ardından gelen halsizlik, yorgunluk, isteksizlik gibi hisler normalleşiyor.

Evdeki dengesiz iş bölümünün görünür hale gelmesi.

Bazen de evdeki dağınıklık herkesi aynı ölçüde rahatsız etmiyor. Biri çevresindeki koca dağınıklığı sorun etmezken, diğeri masanın üzerindeki eşyalara takılabiliyor. Hal böyle olunca ortalıktaki dağınıklığı kaldırmak da durumdan rahatsız olan kişinin sorumluluğuna giriyor. Önceleri sorun edilmeyen bu dağınıklıklar zamanla artıp iş yükü belirgin şekilde ağırlaştıkça, evdeki huzurlu ve dengeli atmosferi korumak da mümkün olamayabiliyor.

Misafir haberiyle paniğin başlaması.

Normalde birkaç gün daha ertelenebilecek dağınıklıklar, eve misafir geleceğini duyduğunuz zaman anında çözülmesi gereken problemlere dönüşebilir. Çünkü bu anlarda zihin, çevresini kendi açısıyla değil de dışarıdan gelecek insanların perspektifiyle yorumluyor. Bir anda koltuğun üzerindeki battaniye, banyodaki ıslak havlu veya mutfaktaki bulaşıklar sanki evin tamamını kirli gösteriyormuş gibi geliyor. Bu baskı, kısa sürede bütün evi kusursuz hale getirmeye çalışma telaşını doğurduğundan üzerinizdeki stresi de artırabiliyor.

Uyku öncesi zihni yorması.

Yatak odasında biriken kıyafetler veya komodinin yanına bırakılan kutular hiç öyle sanmasanız da uyku düzeninizi bozuyor olabilir. Çünkü zihin, dağınık bir ortamda sakinleşip kendini uyku moduna geçirmekte zorlanıyor ve sürekli tetikte kalmak istiyor. Durum böyle olunca bedensel rahatlama geciktikçe gecikiyor ve ertesi güne uykunuzu almadan, yorgun argın başlama riski artıyor.

Aslında evdeki dağınıklığı ortadan kaldırmak ve zihinsel olduğu kadar bedensel gevşeme de sağlamak için yaşam alanınızın dergi sayfasından fırlamış gibi görünmesine gerek yok. Günlük hızlı düzenleme ipuçlarını uygulayarak veya temizlik sisteminizi daha planlı hale getirerek, arka plandaki bu sessiz gürültüyü kısabilirsiniz.

</amp-ad>