İş dünyasındaki çalışma düzenleri değişiyor... Pek çok ülke haftada 5 gün yerine 4 gün çalışmanın daha verimli olduğunu düşünerek çalışma günlerinde değişikliğe gitti. Bu sefer de odağımızda haftada 4 gün çalışma düzenine geçen ülkeler var. Hazırsak başlayalım!
İzlanda 2015-2019 yılları arasında nüfusun %1'inden fazlasını kapsayan, dünyanın en büyük pilot çalışmalarından birini yaptı. Yani aslında 4 günlük çalışma fikrinde öncüyü oynadı. Sonuçlar o kadar başarılı oldu ki, şu anda çalışan nüfusun %86'sı ya daha kısa saatlerle çalışıyor ya da bu hakka sahip. Verimliliğin aynı kaldığı veya yer yer arttığı, çalışan tükenmişliğinin ise ciddi oranda azaldığı kanıtlandı.
Birleşik Krallık'ta 2022 yılında 61 şirket ve 3.000'den fazla çalışanın katıldığı dev bir pilot program düzenlendi. 6 aylık denemenin sonunda şirketlerin %92'si bu sistemi kalıcı hale getirme kararı aldı. Şirket ciroları deneme süresince ortalama %1,4 artarken, personel işten ayrılma oranları %57 düştü.
Belçika, 2022'de çıkardığı yasayla çalışanlara 4 günlük çalışma düzenine geçme hakkını yasal bir zeminle tanıdı. Aynı zamanda yasal hak tanıyan ilk ülke oldu. Ancak Belçika modelinde çalışma saatleri azalmıyor, çalışanlar isterlerse günlük saatlerini artırarak örneğin günde 9,5-10 saat çalışarak haftalık 38-40 saati 4 güne sığdırabiliyor ve 3 gün hafta sonu tatili yapabiliyor. Tamamen çalışanların seçtiği bir yöntem yani!
Dünyaca ünlü finans şirketi Perpetual Guardian'ın ülkede yaptığı başarılı denemelerin ardından Yeni Zelanda'da 4 günlük çalışma modeli büyük bir popülarite kazandı. Hatta hükümet, pandeminin ardından yerel turizmi canlandırmak ve iş-yaşam dengesini kurmak için işverenleri bu modeli uygulamaya aktif olarak teşvik etti.
"4 Day Week Global" tarafından yürütülen pilot programlar Güney Afrika'da da karşılık buldu. Katılan şirketlerin büyük çoğunluğu, çalışanların enerjisinin yükseldiğini ve cuma günlerinin tatil olmasının veya esnek planlanmasının operasyonel verimliliği baltalamadığını hatta tam tersine motivasyonu gerçekten artırdığını raporladı.
İrlanda'da yürütülen pilot çalışmalardaysa 4 günlük düzene geçen çalışanların %100'ü iş-yaşam dengesinin iyileştiğini belirtti. Şirketler, işe gelmeme yani devamsızlık oranlarında ciddi bir düşüş gözlemlerken, verimlilik ve gelir hedeflerinin tutturulduğunu, hatta aşıldığını gördü.
Resmi bir eyalet politikası olmasa da, ABD merkezli yüzlerce start-up ve köklü teknoloji şirketi 4 günlük çalışma haftasını bir yetenek çekme yani İngilizce ismiyle hiring stratejisi olarak kullanıyor. Yapılan araştırmalar, bu düzene geçen Amerikan şirketlerinde çalışanların %70'inden fazlasının daha yüksek odaklanmayla çalıştığını gösteriyor.
İspanya hükümeti, 4 günlük çalışma haftasını test etmek isteyen küçük ve orta ölçekli işletmelere mali destek sağlayan bir pilot program başlattı. Buradaki amaç da çalışma saatlerini azaltırken üretkenliği artıran şirketlerin finansal risklerini sıfırlayarak bu modeli ülke geneline yaymak.
Geleneksel olarak uzun çalışma saatleriyle bilinen Japonya'da bile hükümet iş-yaşam dengesini düzeltmek için şirketlere haftada 3 gün tatil vermeyi önerdi. Microsoft Japonya'nın başlattığı 4 günlük çalışma denemesinde, üretkenliğin %40 oranında arttığı ve ofis içi elektrik tüketiminin %23 düştüğü görüldü.
Kanada'da birçok belediye ve özel şirket bu sistemi başarıyla uyguluyor. Özellikle kamu sektöründeki pilot bölgelerde, iş memnuniyetinin zirveye çıktığı ve nitelikli çalışanları elde tutma oranının %30'un üzerinde arttığı tespit edildi.