Enflasyon baskısının sürmesi, jeopolitik risklerin artması ve ABD dolarına bağımlılığı azaltmaya yönelik politikalar, küresel Merkez bankalarının altına olan ilgisini yeniden artırdı. Merkez bankaları rezervlerini çeşitlendirme amacıyla altın stoklarını güçlendirmeye devam ediyor.
Dünya Altın Konseyi (WGC) dünyanın en büyük resmi altın rezervlerine sahip ülkelerine ilişkin güncel verileri açıkladı.
Açıklanan verilere göre listenin zirvesinde 8 bin 133,5 tonluk altın rezervi ile ABD bulunuyor. ABD’nin sahip olduğu yüksek miktardaki altın rezervi ülkenin küresel finans sistemindeki güçlü konumunu destekleyen önemli unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
ABD’nin ardından Avrupa’nın önde gelen ekonomilerinden Almanya, İtalya ve Fransa geliyor. Devlet dışı bir kurum olan Uluslararası Para Fonu (IMF) da sahip olduğu resmi altın rezervi ile sıralamanın üst basamaklarında yer alıyor.
Dünyanın en büyük altın rezervine sahip ülkeler ve kurumlar şöyle sıralanıyor;
ABD: 8.133,5 ton
Almanya: 3.351,5 ton
IMF (Uluslararası Para Fonu): 2.814,0 ton
İtalya: 2.451,8 ton
Fransa: 2.436,9 ton
Rusya: 2.335,9 ton
Çin: 2.264,3 ton
İsviçre: 1.040,0 ton
Japonya: 846,0 ton
Hindistan: 840,8 ton
Hollanda: 612,5 ton
Türkiye: 584,9 ton
Tayvan: 423,6 ton
Portekiz: 382,6 ton
Polonya: 377,4 ton
Özbekistan: 365,2 ton
Suudi Arabistan: 323,1 ton
İngiltere: 310,3 ton
Kazakistan: 298,8 ton
Lübnan: 286,8 ton
Son yıllarda özellikle Çin ve Rusya merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirmeye yönelik adımları dikkat çekerken, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da altın lazerlerini arttıran önemli merkez bankaları arasında bulunuyor.
Verilere göre Türkiye, 584,9 tonluk resmi altın rezervi ile listede 12’nci yer alıyor.
Türkiye bu rezerv miktarıyla Suudi Arabistan ve İngiltere’nin de aralarında bulunduğu birçok ülkeyi geride bırakıyor. Küresel ekonomideki belirsizliklerin ve jeopolitik risklerin devam etmesi, merkez bankalarının altına yönelik talebinin önümüzdeki dönemde de gündemde kalabilecegini işaret ediyor. Uzmanlar, ekonomik belirsizliklerin sürmesi halinde Merkez bankalarının net altın alıcısı konumlarını koruyacağını öngörüyor.