Bazı işverenlerin, günümüzde bordro kurnazlığına saparak hem işçinin istikbalini hem de devletin hazinesini ciddi bir aşınmaya maruz bıraktığını vurgulayan İsa Karakaş, geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren yeni değişikliklerin kaçış yollarını tamamen kapattığını belirtti.
Türkiye Gazetesi'ndeki yazısında Karakaş, "Çember daralıyor. Elden ücret ödeyen patronlara çifte ceza kesiliyor" ifadelerini kullandı. İşte detaylar...
İş hayatında en sık rastlanan usulsüzlüklerden birinin yüksek ücret alan çalışanların bordroda asgari ücretli gösterilmesi olduğunu belirten Karakaş, "Bu durum, "Kayıtlı Kayıt Dışılık" olarak adlandırılan derin bir iktisadi yaradır" dedi.
İşçinin hakiki kazancını gizlemenin çalışanın geleceğini doğrudan etkilediğine vurgu yapan Karakaş, devletin vergi ve prim kaybının yanı sıra işçinin emekli maaşı, tazminatı ve sigorta yardımlarının da 'kuş döndüğünü' söyledi. Karakaş, bu mağduriyetlerin bertaraf edilmesi amacıyla ilk yasal barikatın da 2008 yılında kurulduğunu kaydetti.
Karakaş "Borçlar Kanunu, Basın İş, Deniz İş ve İş Kanunu’nda yapılan köklü değişikliklerle, tüm ücret ve tazminat ödemelerinin bankalar vasıtasıyla yapılması mecbur kılınmıştır. Kanunun ruhu, şeffaflığı tesis etmektir. Bu uygulama sayesinde işveren, borcunu ifa ettiğini zahmetsizce ispat edebilmektedir" dedi.
Devamında Karakaş "Muhtemel ihtilaflar daha başlamadan kökten engellenmektedir. Büyük müesseselerde maaş ödemeleri sürat kazanmıştır. Ayrıca personelin tek bankada toplanması, ciddi bir promosyon geliri doğurmaktadır. Ne acıdır ki, yasal boşluktan faydalanan bazı işverenler bu promosyonları kendi kasalarına aktarmaktadır; bu durum hakkaniyete sığmamaktadır" ifadelerini de kullandı.
Devletin denetim ağını adım adım genişlettiğine vurgu yapan Karakaş ilk etapta 2009'da 10 işçi ile başlayan mecburi banka yolunun, 2016'da 5 çalışana kadar indirildiğini belirtti. Geçtiğimiz yıl yapılan değişiklikle ise çemberin tamamen daraldığını belirten Karakaş, bünyesinde yalnızca 3 ve üzeri çalışan bulunduran tüm iş yerlerinin bu kapsama dahil edildiğini aktardı. Karakaş "Artık kaçış yolu kalmamıştır; gazetecilerden gemi adamlarına kadar herkes bu sıkı koruma kalkanının şemsiyesi altındadır" dedi.
Banka şubesi bulunmayan mahallelerde ise ödemelerin PTT vasıtasıyla yapılmasına müsaade edildiğini belirten Karakaş, buradaki çok kritik şartı "Gönderilen meblağın mahiyeti (ücret, prim, ikramiye, telif) hesap dökümünde açıkça ve tek tek belirtilmelidir. Hiçbir duraksamaya, hiçbir şüpheye mahal bırakılmayacaktır. Muğlak ibarelerle elden para tamamlama devri resmen kapanmıştır. Aksi tavır, doğrudan ceza davetiyesidir" sözleriyle açıkladı.
Öte yandan Karakaş, kanuna uymayan patronu tek değil, çifte cezanın beklediğini aktarıp, "Bankadan geçmeyen her kuruş için idari para cezaları harfiyen kesilecektir" dedi.
Cezaların her bir çalışan ve her bir ay için katlanarak uygulandığını kaydeden Karakaş 2026 itibarıyla son tabloyu şöyle açıkladı:
"Normal İşçi Başına: 2.734 TL / Ay
Gemi Adamı Başına: 36.211 TL / Ay
Gazeteci Başına (En Yüksek Ceza): 45.278 TL / Ay
Bununla da bitmemektedir! Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) devreye girmektedir. Maaş bordrosunda işçinin ıslak imzası yoksa ve ödeme bankadan yapılmamışsa, fiilin ağırlığına göre 396.360 TL’ye varan devasa cezalar tatbik edilecektir"
Devamında Karakaş "Kısacası, gayriyasal yollara sapan işveren, attığı taşla ürküttüğü kurbağaya değmediğini acı bir tecrübeyle anlayacaktır" ifadelerini kullandı.
Devletin hakkının devlete, işçinin hakkının işçiye teslim edilmesi gerektiğini vurgulayan Karakaş, hak yemenin geleceği gasp etmek olduğunu belirtti.