Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın son açıkladığı Konut Fiyat Endeksi verileri, konut piyasasındaki dikkat çekici tabloyu bir kez daha ortaya koydu. Konut fiyatları yıllık bazda yüzde 25 artmasına rağmen enflasyondan arındırıldığında reel olarak yüzde 5,1 geriledi. Türkiye genelinde ortalama konut fiyatının yaklaşık 5 milyon 213 bin TL seviyesine ulaşması “Ev almak mı, parayı mevduatta değerlendirmek mi daha mantıklı?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
MYNET ÖZEL/ Sariye Nur Dönmez
Tasarruf ve Yatırım Danışmanı Mert Başaran, konut fiyatlarındaki reel düşüşten yüksek mevduat faizine, konuta erişim sorunundan yatırım tercihlerine kadar piyasadaki son duruma ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
TCMB verilerine göre konut fiyatları yıllık bazda nominal olarak yüzde 25 artarken reel olarak yüzde 5,1 geriledi. Başaran, açıklanan istatistiklerle birlikte, sahada gözlemlediği fiyat hareketlerine dikkat çekerek şunları söyledi:
Merkez Bankası olsun, İstanbul Ticaret Odası olsun, Türkiye İstatistik Kurumu olsun verileri çok değerli olmakla beraber, ben her yerde bunların birebir gerçeği yansıttığını göremiyorum.
Mesela bu yıl yüzde 25 arttı, reel olarak değer kaybı gibi yazışmalar görmekle beraber; benim gezdiğim bölgelerde, kentsel dönüşümün olduğu bölgeler; Bakırköy, Bağcılar, Yeşilköy, Bağdat Caddesi gibi bir sürü bölgede yüzde 80’e yakın, yüzde 75’e yakın artışlar görüyorum. Yenilenen evlerde hatta iki katı olanlar var.
Dolayısıyla bu kadar çok farklı bölgenin ve farklı ev yapısının olduğu bir şehirde altın fiyatı gibi, borsa endeksi gibi gayrimenkul endeksi eklemenin çok gerçekçi olduğunu düşünmüyorum. Hele bir de fiyatların gerçek fiyatla genellikle satış olmamasından, rayiç değerle satışlar gözüktüğü için... Türkiye’de hala bu sistemin tam oturmamasından dolayı ben biraz mesafeli bakıyorum. Benim gördüğüm rakamlar daha yüksek. yüzde 40-50’den aşağı artış olan bölge görmedim. Dolayısıyla ben reel düşüş olduğunu düşünmüyorum. Dolar bazlı zaten artmış, dolar yüzde 17 yapmış, doların üzerinde artmış ama reel olarak da enflasyonun da altında kaldığını düşünmüyorum.
Elinde konut olabilecek miktarda parası bulunan vatandaşlar da mevcut ekonomik koşullarda parasını konutta mı yoksa mevduatta mı değerlendirmesi gerektiğine dair ikileme düşebiliyor.
Yaklaşık 5 milyon TL nakdi bulunan bir kişinin ev sahibi olup olmamasının yatırım kararında belirleyici olduğuna vurgu yapan Başaran, ‘’Oturacak bir evi olmayan vatandaş için her zaman oturacak ev almak öncelik olmalı. Çünkü yarın işsiz kalabilirsiniz, her şey olabilir ama başınızda bir dam olsun. Bu bizim eskilerin lafıdır ve kadim kültürümüzdür, çok doğrudur. Mutlaka bir damınız olsun başınızda. İmkânları zorlayarak oturamayacağınız bir ev olsa bile en azından maya yapmak için bir ev alıp şu an oturmayıp kiraya verip sonra paranız biriktirdiğinde onu satıp yeni ev alacak paranız olur. Enflasyon olan ülkelerde çünkü nakitte durmak çok tehlikelidir.’’ dedi. Evi yatırım amacıyla ikinci evi almak isteyen vatandaşlara da tavsiyelerde bulunan Tasarruf ve Yatırım Danışmanı Mert Başaran, “Evi olup da yatırım yapmak isteyen, bir tane evi var ikinciyi alayım mı diyenler için; onlar için illa ev yatırımı diyemem çünkü mükemmel bir yatırım değil. Ev yerine arazi yatırımları ya da arsa yatırımları çok çok daha akıllıca bir yatırım. Çünkü evlerin zamanla amortismana uğraması ve eskimesi gibi bir gerçek var. Kiracıyla uğraşmak diye bir olay var. Dolayısıyla yatırımcıysanız ve yaşınız gençse, oturacak evinizde varsa ev almak yerine arsayı düşünebilirsiniz. Ama eviniz yoksa ev almalısınız ya da yaşınız yüksekse arsanın gelişim zamanı 5-10 yıl bekleyemeyecekseniz yatırımcı yine ev alabilir.” şeklinde konuştu.
Yüksek mevduat faizleri, nakdi bulunan yatırımcıların parasını faiz getirisi ile değerlendirmesine olanak sağlarken, konut alımının ertelenip ertelenmemesi noktasında da soru işaretleri doğurabiliyor. Konut alımında faizlerin düşmesini beklemenin doğru bir strateji olup olmadığı tartışılıyor. Bu kapsamda önemli noktalara değinen Başaran, “Genelde tarih bize şunu gösterdi ki; altını Amerikan Merkez Bankası faizi yüksek tuttuğunda, Türk borsasını faizler yüksek olduğunda, gümüşü faizler yüksek olduğunda, konutu faizler yüksek olduğunda... Dolayısıyla bütün yatırım araçlarını faizler yüksek olduğunda alırsanız para kazanıyorsunuz. Çünkü faizler düşük olduğunda insanlar altına, borsaya veya gayrimenkule gidiyor ve dolayısıyla fiyatlar artıyor. Ama insanlara biraz zor geliyor, faiz şu an tatlı geliyor çıkmak ama gördüğümüz kadarıyla faizlerde ufak ufak inmeler başladı. Beklediğimiz gibi, daha önce bekliyorduk ama savaştan dolayı bu uzamıştı. Yine savaş veya ekstrem durum çıkmazsa seçime daha düşük faizle gireceğimizi öngörüyoruz. Bu da var olan ciddi talebi tekrar harekete geçirebilir. Var olan ciddi talep derken ne demek istiyorum; konutta ciddi bir talep olduğu şuradan belli; Bakırköy’de 100 bin liradan aşağı kiralar olmamaya başladı. Gayrettepe, Beşiktaş öyle. Kiralar inanılmaz rakamlara çıktı. Kiralık yer bulunamıyor. Çok fahiş fiyatlar isteniyor. Bunun nedeni ciddi bir talep olmasından kaynaklanıyor. Ama bu talep şu anda kira kısmına kaydı çünkü insanlar konut alamıyorlar ya da almak istemiyorlar faizlerden dolayı ama faizler düştüğünde bir sürü insan faizi bozup ev almaya yönelecektir. Dolayısıyla ciddi bir faiz düşüşünde bekleyenler kayıp yaşayacaklar. Dolayısıyla her zaman söylediğimiz; mümkün olduğu kadar faizler yüksekken konut almak her zaman çok daha avantajlıdır. Çünkü sonra faiz düştüğünde bu kat ve kat yerine koyar.'' ifadelerini kullandı.