Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası İstanbul Finans Merkezi Yerleşkesinde 2026’nın ikinci Enflasyon Raporu toplantısı gerçekleştirildi. Toplantı Başkan Fatih Karahan’ın sunumu ile başladı. Karahan’ın sunumunda öne çıkanlar ise yakından takip edildi..
28 Şubat’ta ABD ile İsrail’in İran’a saldırması ile başlayan savaş piyasaları derinden etkilemişti. Savaşın etkisi ile Nisan enflasyonuna yansımış ve enflasyon yüzde 4,18 olarak açıklanmıştı.
Merkez Bankası son Para Politikası Kurulu’nda politika faizini sabit bırakmıştı. Karar metninde ise, jeopolitik gerilimleri ve belirsizlikleri işaret ederek sıkı para duruşundaki kararlılığı yenilemişti.
İlk Enflasyon Raporu toplantısında 2026 yıl sonu ara hedefi yüzde 16 iken enflasyon tahmini %15 ile %21 aralığına yükseltilmişti.
Başkan Karahan, olağandışı bir durum olmadıkça tahminlerin değiştirilmeyeceğini söylese de 28 Şubat’tan beri piyasalarda yaşananlardan dolayı bugün enflasyon tahmininde revize bekleniyor.
Bugün ise Merkez Bankası Başkanı İstanbul Finans Merkezi’nde sunumunu gerçekleştirdi. Başkan Karahan’ın sunumunda öne çıkanlar ise şu şekilde:
"Bir önceki Enflasyon Raporu toplantımızda 2026 yılına dair ilk öngörülerimizi sizlerle paylaşırken, küresel dinamiklerin de dezenflasyonun seyri açısından her zaman çeşitli riskler taşıdığını konuşmamın en başında not düşmüştüm.
Savaşın özellikle enerji ve ulaştırma hizmet fiyatlarına ve dolayısıyla enflasyona hızlı yansımasına şahit olduk. Nitekim, yaşanan etkilerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları para politikası duruşumuzla şekillenecek. Önümüzdeki dönem para politikası kararlarında bunu göz önüne alarak temel amacımız olan fiyat istikrarı doğrultusunda tüm araçlarımızı kullanmaya devam edeceğiz.
Küresel ekonomik görünüme ilişkin halihazırda süregelen belirsizliğin, jeopolitik gelişmeler kaynaklı belirgin şekilde yükseldiğini görüyoruz.
Şubat ayı sonunda başlayan savaş ile keskin bir şekilde artan enerji fiyatları yüksek düzeyini koruyor.
Yüksek küresel belirsizlik tüketici ve üretici güvenini olumsuz etkiliyor. Başta savaş bölgesinde yer alan ülkeler olmak üzere, birçok ekonomide büyüme öngörülerinin aşağı yönde güncellendiğini görüyoruz.
Gelişmiş ülkelerde beklenen faiz indirimlerinin ötelendiğini ve bazılarında faiz artışı olasılıklarının da piyasa fiyatlamalarına yansıdığını görüyoruz.
Savaşın seyrinin yanı sıra, 2026 yılı boyunca gelişmiş ülkelerin izleyeceği para politikası da küresel risk iştahı ve portföy hareketleri üzerinde etkili olma potansiyeli taşıyor.
Sıkı para politikamızın hedeflenen bir sonucu olarak, talep kompozisyonunda dengeli seyir devam etmekte.
2025 yılının üçüncü çeyreğinde gerileyen sanayi üretiminin, takip eden iki çeyrekte görece yatay bir seyir izlediğini görüyoruz. İşsizlik oranı geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında seyrederken, geniş tanımlı göstergeler daha az sıkı bir işgücü piyasasına işaret ediyor.
Çeyreklik olarak yatay seyreden kart harcamaları talepteki yavaşlamayı teyit ediyor. Talebe ilişkin veriler bir bütün olarak, ilk çeyrekte talep koşullarının dezenflasyonist düzeyde olduğunu gösteriyor.Küresel ticaret ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen nisan ayında ihracatta artış, ithalatta ise azalış gerçekleşti.
Bununla birlikte, korumacı önlemlerin küresel talep üzerinde oluşturduğu mevcut risklere, jeopolitik gelişmeler ve enerji fiyatlarındaki artış kaynaklı riskler de eklendi.
Nisan ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 32,4 seviyesinde gerçekleşti.2026 yılı şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilim, negatif arz şoklarına yol açarak, yakın dönem enflasyon görünümünde öne çıkan ana unsur oldu.
Son dönem enflasyon gelişmelerinde etkili olan bir diğer unsur gıda fiyatları.
Şubat-mart döneminde öngördüğümüz tahmin aralığının içinde seyreden tüketici enflasyonu, nisan ayında gerilimin etkilerinin belirginleşmesiyle tahmin aralığının üzerinde gerçekleşti.
Yılın ilk dört ayındaki fiyat artışlarına baktığımızda, geçen yıla kıyasla gıda ve enerjideki yükseliş görüyoruz. Buna karşın, para politikasındaki sıkı duruşun etkisiyle hizmet ve temel mal gibi gruplarda enflasyon gerilemeye devam ediyor.
Kira ve eğitim kalemlerinde azalan katılık dezenflasyonu desteklemiştir.
Enflasyon beklentilerinin beklediğimiz ölçüde gerilemediğini görüyoruz. Buna istaneden enflasyon beklentilerinde bozulmalar gözlemledik.
Bu dönemde jeopolitik gelişmelerin olası ikincil etkileri önem taşımakta. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru.
Bu süreçte sıkı politika duruşumuzu koruyarak mart ve nisan aylarında politika faizini sabit tuttuk. TL mevduat, kredi büyümesi ve likidite yönetimi odaklı makroihtiyati tedbirleri sıkı parasal duruşumuzu desteklemek üzere uygulamaya devam ediyoruz.
Sıkı para politikası duruşumuz yanında destekleyici makro ihtiyati araç setimiz yurt içi yerleşiklerin TL mevduatı tercihinin korunmasında rol oynadı.
İhtiyaç ve kredi kartı büyümeleri gerilerken konut kredisi büyümesi hızlanıyor.
Hatırlayacağınız üzere, geçen yılın üçüncü Enflasyon Raporu toplantısında, ara hedeflerin değiştirilmesinin ancak Rapor dönemleri arasında olağanüstü güncellemeler olması halinde mümkün olacağının iletişimini yapmıştık.
Bu doğrultuda, 2026 yılı ara hedefimizi yüzde 24’e, 2027 yılı ara hedefimizi yüzde 15’e, 2028 yılı ara hedefimizi ise yüzde 9 seviyesine yükselttik.
İçinden geçtiğimiz savaş ve yüksek belirsizlik ortamı, ara hedeflerdeki güncellemelerin yanı sıra “tahmin belirsizliğinin iletişimine” dair yeniden gözden geçirmeleri de beraberinde getiriyor.
Dolayısıyla da bu Rapor döneminde bir iletişim revizyonu eşliğinde, baz senaryo altında nokta tahminlerimizi ve Kurul tarafından öne çıktığı değerlendirilen risk unsurlarını paylaşıyoruz.
Şimdiye kadar özetlediğim görünüm altında, enflasyonun 2026 yıl sonunda yüzde 26; 2027 yıl sonunda ise yüzde 15 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyonun 2028 yıl sonunda yüzde 9’a geriledikten sonra orta vadede enflasyon hedefi olan yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz.
Bu çerçevede, para politikası duruşumuzu oluştururken; risklerin yönünü ve enflasyon beklentileri üzerindeki olası etkilerini bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmeye devam edeceğiz.
Ara hedeflerle uyumlu bir seyir içinde fiyat istikrarı sağlanana kadar, sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğimizi yeniden belirtmek isterim.
2026 için yüzde 16’dan yüzde 24’e
2027 için yüzde 9’dan yüzde 15’e
2028 için yüzde 8’den yüzde 9’a yükseltildi.
2026 yıl sonu: Yüzde 26
2027 yıl sonu: Yüzde 15
2028 yıl sonu: Yüzde 9