Gelirimiz hızla artarken borçlarımız da azalmak yerine neden artıyor? Bu soruyu hiç düşündünüz mü? Yanıtınız evetse çok doğru yerdesiniz çünkü gelirimiz artarken borçlarımızın da neden arttığına odaklanıyoruz. Hazırsak hadi başlayalım!
Gelir yükseldikçe kişi çoğu zaman mevcut yaşam standardını korumakla yetinmez, onu da yükseltmek ister. Daha pahalı ev, daha iyi bir araba ya da daha sık tatil gibi kalemler zamanla lüks olmaktan çıkar ve normal bir harcama geline gelir. Bu duruma da yaşam standardı enflasyonu denir ve bu yeni standart bütçe üzerinde baskı yaratır.
Yüksek gelir, daha yüksek taksitleri rahatlıkla karşılayabileceği hissini doğurur ve harcamalara yön veriyor. Bu algı, aslında uzun vadeli borç yükünün gerçek maliyetini ikinci plana atıyor ve aslında gelirimize güvenerek daha büyük finansal yükümlülükler altına girmeye başlarız.
Gelir arttıkça bankalar daha yüksek limitli kredi kartı ve kredi tekliflerinde bulunmaya başlar. Finansal sistem, yüksek gelirli bireyi daha düşük riskli gördüğü için borçlanma seçeneklerini çoğaltır ve bu kolay erişim pek çok kişiyi ihtiyaç dışı borçlanmaya teşvik eder.
Gelir artışı, kişinin sosyal çevresindeki beklentileri ve kendini konumlandırma biçimini de etkiler. Daha prestijli markalar, daha pahalı deneyimler ve görünür tüketim kalemleri öne çıkar ve statü önem kazanır. Gelirin artmasıyla bu durum harcamaların rasyonel ihtiyaçtan çok algılanan statüye göre şekillenmesine de yol açar.
“Gelirim zaten artmaya devam edecek” düşüncesiyle gelecekte kazanılacak parayı bugünden harcamaya başlarız. Ancak gelirde beklenmeyen bir düşüş yaşandığında bu borçlar hızla yük haline gelir ve bir anda gelir gider dengesizliği oluşur.
Daha büyük bir ev, daha yeni bir araç veya uzun vadeli abonelikler sabit giderleri kalıcı olarak artırır ve bir bakmışız sabit giderler de gelirimizle gittikçe büyüyor. Bu giderler her ay düzenli ödeme gerektirdiği için esneklik azalmaya başlar, nakit akışı sıkıştığında borçlanma kaçınılmaz hale gelebilir.
Tek tek küçük görünen taksitler, toplamda ciddi bir borç yüküne dönüşebilir. Birden fazla ürün ve hizmet için aynı anda taksit yapılması aylık ödeme baskısını artırır. Zamanla ne kadar borcu olduğumuzu net şekilde takip etmekte zorlanabiliriz.
Gelir artışı çoğu zaman tasarruf oranını artırmak yerine tüketimi artırabilir. “Zaten iyi kazanıyorum” düşüncesiyle birikim alışkanlığını erteleyebiliriz. Birikim olmadığında ise en küçük beklenmedik harcama bile borçla karşılanır.
Yoğun çalışma temposu sonrası kişi kendini ödüllendirme ihtiyacı hissedebilir ve bu oldukça normaldir. Ama zaman içinde bu ödüller sıklaştığında ve planlanmadığında bütçede kontrol kaybı yaşanabilir.
Gelir yükseldikçe vergi dilimi, sigorta, bakım ve işletme giderleri de artar. Ancak birçok kişi yalnızca net maaş artışına odaklanıp toplam maliyeti hesaba katmaz. Bu fark, bütçede beklenmeyen açıklar yaratabilir.