İşte tarih boyunca insanların ödemekle yükümlü olduğu en tuhaf vergiler!
Pencere Vergisi, 17. yüzyılda İngiltere ve Galler'de yürürlüğe giren bir vergiydi. O çağlarda devlet, bireylerin gelir seviyesini net şekilde hesaplayacak araçlara sahip değildi. Bu nedenle gelir vergisini bir kişinin yaşadığı eve bakarak alıyordu. Buradaki en büyük rol ise evdeki pencere sayısıydı çünkü daha fazla pencere, daha fazla zenginlik anlamına geliyor ve haliyle alınması gereken vergi miktarı artıyordu. Bu vergiyle birlikte evlerdeki pencereler tuğlayla örülmeye başlandı, fakat buna karşılık halk arasında çeşitli hastalıklar yaygınlaştı.
Bekarlık Vergisi, tarih boyunca toplumdaki demografik yapıyı korumak isteyen birçok devlette uygulandı. Bunların başında ise Antik Roma geliyordu. İmparator Augustus döneminde başlatılan bu uygulama, sonraki yüzyıllarda Sovyet Rusya Dönemi'nde bile taklit edildi. Bu vergiye göre; devlet, çocuğu olmayan veya evlenmeyen erkeklerden belirli oranda kesinti yapıyordu. Benzer uygulama bir dönem, Osmanlı İmparatorluğu vergi sistemine de dahil edilmişti.
Sakal Vergisi, Avrupa tarihi boyunca pek çok farklı şekilde uygulanan bıyık vergisinin bir benzeriydi. Esas uygulama ise Rus Çarı Pedro dönemine dayanıyordu. Rusya'nın Batılı görünümü kazanmasını isteyen çar, 1698 yılında getirdiği bu vergi ile toplumdaki erkeklerin görünümünü kontrol etmeyi amaçlıyordu. Bu tarihten sonra Rus geleneklerine göre kutsal sayılan sakalın belirli bir bedelle ölçülmesi, toplumdaki kültürel simgenin zayıflamasına yol açtı.
İngiltere'nin uyguladığı en garip vergilerden biri, 18. yüzyıl başlarında yürürlüğe giren Sabun Vergisi'ydi. 1700'lerden 1830'lara kadar yürürlükte kalan bu katı vergi, halkın hijyenine kısıtlama getiriyordu. Üstelik toplumdaki hastalıkların yaygınlaşmasında da etkiliydi. Sabuna erişimi zorlu ve pahalı hale getiren devlet, sabun üreticilerini çok sıkı denetliyor ve halkın kullanım miktarına katı bir sınırlama getiriyordu.
Antik Roma'da toptancılar umumi tuvaletler olan latrinalardan idrar topluyor, daha sonra topladıkları idrar üzerinden vergilendiriliyorlardı. Çünkü idrarın içindeki amonyak, belirli aşamalardan geçirildikten sonra kir ve yağı çözme amacıyla kullanılıyordu. Dolayısıyla değerli sayılan bir üründü ve bu nedenle vergiye bağlanmıştı. İmparator Vespasianus döneminde başlatılan uygulama, idrarı ticari ve özel bir ürün haline getirdi. Hatta devlete oldukça iyi bir kazanç sağladı.
Bir dönem Kanada'da, Çin vatandaşlarına özel bir vergi uygulaması başlatılmıştı. Ülkedeki Çinli nüfusu kontrol altına almak isteyen devlet, 1855 yılında Çinli vatandaşlardan yüksek vergi toplamaya başladı. Bu sayede kendi iç ekonomisini ve toplumdaki çalışma oranını dengelemeyi amaçlıyordu. Vergi uygulaması, 1923 yılındaki başka bir yasa kabulüne kadar sürdürüldü.
Fransa'da başlatılan Tuz Vergisi, halkı Fransız İhtilali'ne kadar zorlayan süreçteki önemli nedenlerden biriydi. Fransız monarşisinin, hayati bir malzeme olan tuzu vergiye bağlaması, halkın isyanına yol açmıştı. Bu vergi sistemine göre halk sadece çok kısıtlı miktarda tuz alma hakkına sahipti. Üstelik bunun için yüksek miktarda vergi ödüyordu.
Ömür Boyu Vergi Affı, MÖ 300'lerde Hindistan'da geçerli olan bir sistemi ve her yıl, bir kişinin tüm vergilerden muaf olmasını sağlıyordu. Bu uygulamaya göre her yıl bir fikir yarışması düzenleniyordu. Yarışmada vatandaşlar, hükümetin sorunlarına yenilikçi çözümler üretmeye çalışıyordu. En yaratıcı ve uygulanabilir fikri sunan kişiler ise ömür boyu vergi muafiyeti kazanıyordu.