Kriz dönemlerinde en hızlı tükenen şey genelde nakit oluyor. Gelir-gider dengesini aylık değil, mümkünse haftalık hatta günlük olarak takip etmek çok daha iyi olur! Böylece herhangi bir açık olursa hemen fark edip müdahale edebilirsiniz.
Sadece tek müşteri, tek ürün ya da tek pazar üzerinden ilerleyen işletmeler krizlerden daha kolay etkilenir. Çare olarak alternatif gelir kanalları yaratırsanız riski azaltabilirsiniz. Unutmayın, küçük ek hizmetler bile zor zamanlarda hayat kurtarır!
Kriz kapıya dayandıktan sonra maliyet kısmak genelde geç kalınmış bir çözüm olur. Bu yüzden iyi giden dönemde bile “Bu gider gerçekten gerekli mi?” sorusunu sormalısınız. Ofis, abonelikler, hizmet alımları gibi detayları düzenli olarak gözden geçirin. Küçük kesintiler toplamda büyük rahatlama sağlar.
İşletmeler için acil durum fonu, bireysel birikim kadar hayati önem taşıyor! Beklenmedik bir gelir kaybında birkaç ay nefes alabilecek bir birikim hayat kurtarır! Bu fon sayesinde ani borçlanmaların da önüne geçebilirsin.
Gelirin büyük kısmı belli bir müşteri grubundan geliyorsa, o müşterilerle yaşanacak sorun tüm işletmeyi sarsar! Farklı ölçeklerde ve farklı sektörlerden müşterilerle çalışmak, bu nedenle önemli! Böylece bir kayıp yaşansa bile, zincirleme etki yaratmaz.
Kontrolsüz borç kriz anlarında ciddi baskı yaratır. Kısa vadeli ve yüksek faizli borçlar özellikle en riskli olanlar! Borçlanırken “İyi günde öderim.” yerine, “Kötü günde de altından kalkabilir miyim?” diye düşünmek hayat kurtarır.
Tek bir tedarikçiye bağlı kalmak, kriz anında üretimi veya hizmeti durma noktasına getirebilir. Alternatif tedarikçilerle önceden temas kurmak, ani kopuşların önüne geçmek için mantıklı bir çözüm! Fiyat artışları veya stok sorunları yaşadığınızda da elinizi güçlendirir.
Dijital satış, pazarlama ve iletişim kanalları kriz dönemlerinde büyük avantaj sağlar. Herhangi bir fiziksel kısıtlama veya talep düşüşü olduğunda online kanallar devreye girer. Aynı zamanda maliyeti daha düşük olduğu için daha sürdürülebilir bir alternatif.
Kriz dönemlerinde belirsizlik, ekip içinde motivasyonu düşürebilir. Açık iletişim, çalışanların da sürece dahil olmasını sağlar. İnsanlar neyle karşı karşıya olduklarını bildiklerinde daha çözüm odaklı olurlar.
"Kriz olduğu zaman bakarız." yaklaşımı yerine, olası kriz senaryoları önceden düşünülmeli. Satış düşerse ne yapılır, giderler nasıl kısılır, hangi adımlar atılır? Bunların çözümü için mutlaka bir B planınız olmalı! Böylece herhangi bir kriz anına karşı hazırlıklı olmuş olursunuz.