Koleksiyonerler neden bazı eşyaların peşine düşer? Peki bu topladıkları eşyalar nasıl binlerce dolara satılabilir? Gelin bu sefer koleksiyonerlerin piyasasını yakından inceleyelim!
İnsan beyni, az bulunanı değerli algılamaya programlıdır. "Sadece 100 adet üretildi" bilgisi, nesneyi bir kullanım aracından bir statü simgesine dönüştürebilir. Sahip olunamayana sahip olma arzusu fiyatı yukarı çeker.
Bir nesne, kişinin çocukluğuna, ilk gençliğine veya hayran olduğu bir döneme açılan bir kapı görevi görebilir. Kişi aslında eski bir kartpostal veya oyuncağa değil, o döneme ait hissettiği mutluluğa yatırım yapar.
Koleksiyonerler genellikle serideki eksik parçayı gördüklerinde zihinsel bir huzursuzluk yaşar. Bu boşluğu doldurma ihtiyacı o kadar güçlü bir hale gelir ki eksik olan o tek parça için mantık dışı rakamlar ödenebilir.
Modern dünyada hayatta kalmak için meyve toplamak, ava çıkmak zorunda değiliz ama toplama ve biriktirme içgüdüsü hala genlerimizde bir yerde var... Koleksiyon yapmak, bu kadim içgüdünün modern ve prestijli bir simülasyonu olarak günümüzde bu şekilde varlığını sürdürüyor.
Zaman her şeyi yok ederken, bir nesneyi kusursuz durumda saklamak, zamana karşı kazanılmış küçük bir zafer değil de ne? Kutusu açılmamış bir ürünün binlerce dolar etmesinin sebebi aslında o ürünün zamanın yıkıcı etkisinden korunmuş olmasıdır.
Koleksiyonerler genellikle harcamalarını bu bir yatırım diyerek meşrulaştırırlar. Nesnenin değerinin artacağı beklentisi, harcanan yüksek meblağların yarattığı suçluluk duygusunu bastıran güçlü bir savunma mekanizması olarak karşımıza çıkar.
Koleksiyoner toplulukları içinde "en nadide parçaya sahip olan" kişi olmak, sosyal hiyerarşide üst sıralara tırmanmayı sağlar ve oldukça önemlidir. Bu topluluklar içindeki rekabet de zaman içinde fiyatların suni olarak şişmesine neden olur.
Eğer bir eşyanın arkasında "Titanik'ten kurtarılan son keman" veya "Atatürk'ün kullandığı kalem" gibi güçlü bir hikaye varsa, o nesne fiziksel varlığını aşar ve fiyatı da yükselir. Alıcı, o nesneyle birlikte o tarihi anın bir parçasına sahip olduğunu hisseder.