O kişinin “tavuğuna kışt” demeniz olasılığının bir kurt kılığına bürünüp, kuruntuların içine taht kurmanız mıdır?
Gazete için sizin, onun ulaşmak istediği menzilin önündeki bir engel olarak algılamasıdır?
Sözünü ettiğimiz menzil süslü püslü bir köşe olabilir mi?
O köşenin beyzademize bahşedeceği makam, ün, şöhret gibi manevi “atık” Ya da getirim, ihale, imar, çıkar benzeri “girdi”ler olabilir mi?
Ayrıca yazımıza konu ettiğimiz köşe yazarımız ‘’sözümüz meclisten dışarı” biraz ezik ve paranoyak olup,“yağmur yağacak” dediğinizde, başına taş yağacağını umabilir mi?.
Geceleri yastığına başını koyduğunda sizi üzerine çökmüş bir gulyabani olarak anımsayıp, “ecinnileri’’ düşlerine çağırabilir mi?
Metafiziğin fiziği yoktur!Kimyası bozulmuş, anlaşılamaz olmuştur o zaman.
Rasyonel düşünmenin, böyle bir ortamda iskambil falı bakmaktan pek farkı yoktur.Çünkü paranoya, bütün okların kişinin kendi üzerine çevrildiğini “sandığı” bir komplekstir. Hatta ışıl ışıl yanan ampulü bile olsa.
Neyse, bu konuyu daha fazla ekşitip, acımtırak bir lezzete dönüştürmeden fren yapmasını bilmeli ve köşe yazarımızıniyi, hoş, olumlu yanlarına çevirmeliyiz bakışlarımızı.
Ne görüyoruz?
İyi bir yanını görüyorsak, hoş ya da olumlu kısmı eksilmiştir mutlaka nesnelerin.
Ama bu söz sadece nesneler için doğru ve geçerlidir,
‘’Köşe yazarımız bir nesne değildir ki’’. Ama hayır. Biz köşe yazarımızı –asla- nesne olarak görmüyoruz. Sadece nesnel bir bakış fırlatıyoruz bizi çevreleyen gazetenin sütunlarına.
Ne görüyoruz?
Çıkar ilişkileri görüyoruz.
Yarına sarkıtılmış umut parçacıklarından oluşturulan yapılanmalar görüyoruz. Bazıları bu yapılanmalara örgütlenme adını veriyorlar.
Başka ne görüyoruz?
Her konuyu, her bilgiyi, her olayı, her sözü ve her davranış türünü kendi çizgisine uydurma gayreti görüyoruz. Uydurulamadığında çarpıtma eğilimi görüyoruz. Çarpıtılamadı mı, karalama gayreti görüyoruz. Karalanamadı mı, bozup/yıkma, ezip/geçme, yok etme eylemliliği görüyoruz.
Peki, niçin yapılıyor bütün bunların hepsi? Sözde!
Vatan için, Dini için, Millet için, Halk için. Dindarlık için. Kendisi için. Birazcık da Siyasal düşüncesi için.
Ve azıcık da “duygusal” ilişkiler için. Yarınlar, banka hesapları, ibor farkları, komisyon artıkları. İl Genel-Belediye Meclisiaza’lıkları, haydi azcık çağdaş olup, biraz modernizeye bulaşalım: “ortaklıklar” için.
Hani çevre değerleri: toprak, su ve havadaki sağlık?
Nerede tam bağımsızlık? Özgürlük nutukları? Ya demokrasi, hukuk devleti, sosyal devlet, filan? Eğitim, din, kültür, tablet,camiler vs.
Neredesin ey köşe yazarımız? Tümü bunların hepsi yalan mı yoksa?
Yeter ki dindar görün, sabah akşam dindarlık sat; ama deveyi de hamuduyla yut.
Millet zaten bu dindarlığı yutuyor; sorgulamıyor bile artık. Sen kazançlı çıkarsın bu işten.
Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz