En başta ortada maaş diye bir şey yoktu çünkü para bile yoktu. İnsanlar yaptığı işin karşılığında başka bir ürün ya da hizmet alıyordu. Örneğin tarlada çalışıyorsun, karşılığında yiyecek alıyorsun; birine ev yapıyorsun, o da sana hayvanını veriyor gibi bir sistem. Bu sistem özellikle MÖ 10.000’lerden itibaren yaygındı ve küçük topluluklarda işe yarıyordu çünkü herkes birbirini tanıyordu. Ama toplum büyüdükçe adaletsizlikler başladı. Kimin ne kadar çalıştığı, ne kadar hak ettiği karışmaya başladı.
Düzenli ödeme fikri ilk kez askerler sayesinde ortaya çıktı. Orduda savaşan insanların isyan etmemesi için motive olması gerekiyordu. Bu yüzden askerlere belli aralıklarla ödeme yapılmaya başlandı. Ödeme bazen para, bazen yiyecek, bazen de tuz gibi değerli ürünlerdi. MÖ 3000’lerden itibaren bu sistem yaygınlaştı. Maaş fikrinin temeli aslında 'düzen bozulmasın' ihtiyacından doğdu.
Antik Roma, maaşı rastgele bir ödeme olmaktan çıkarıp kurallı hale getirdi. Askerler ve devlet görevlileri için kimin ne zaman, ne kadar alacağı netleşti. Ödemeler kayıt altına alındı ve süreklilik kazandı. Bu, insanlar için büyük bir güven anlamına geliyordu. Artık çalışmanın karşılığı belirsiz değildi! MÖ 1. yüzyıl civarında maaş, devlet düzeninin bir parçası oldu.
Orta Çağ’a gelindiğinde maaş sistemi geriye gitti diyebiliriz. Çoğu insan para almıyordu çünkü feodal sistem hakimdi. İnsanlar toprak sahipleri için çalışıyor, karşılığında barınma ve korunma alıyordu. Yani çalışıyordun ama cebine para girmiyordu. Bu durum özellikle 5. ve 15. yüzyıllar arasında çok yaygındı. Maaş almak değil, sadakat ve bağlılık önemliydi.
Şehirler büyüyüp de ticaret artınca loncalar ortaya çıktı. Zanaatkârlar kendi aralarında bir düzen kurdu. Çırak, kalfa ve usta sistemiyle kimin ne kadar kazanacağı daha netleşti. Maaş bugünkü gibi düzenli değildi ama emeğin bir karşılığı olduğu kabul edilmişti. İnsanlar artık sadece karnını doyurmak için değil, para kazanmak için de çalışıyordu. Bu sistem özellikle 12. ve 15. yüzyıllar arasında etkili oldu.
Sanayi Devrimi ile birlikte her şey değişti. Fabrikalar kuruldu, insanlar başkaları için uzun saatler boyunca çalışmaya başladı. Bu noktada düzenli maaş kaçınılmaz hale geldi. Haftalık ve aylık ödeme sistemleri ortaya çıktı çünkü işçi sayısı çok fazlaydı! Belirsizlik kaos yaratıyordu. 18. yüzyılın sonları ve 19. yüzyıl, modern maaş sisteminin doğduğu dönem oldu.
Zamanla maaşın sadece işverenin insafına bırakılması sorun yaratmaya başladı. Aşırı çalışma, düşük ücret ve kötü koşullar yaygınlaştı. Bunun üzerine devletler devreye girdi. Asgari ücret, çalışma saatleri ve fazla mesai gibi kavramlar ortaya çıktı. Maaş artık bir lütuf değil, hak olarak görülmeye başlandı. Bu düzenlemeler özellikle 20. yüzyılın başında hız kazandı.
Bugün maaş dediğimiz şey sadece bankaya yatan rakamdan ibaret değil. Sigorta, izin günleri, primler ve yan haklar bu sistemin bir parçası. Temelde, çalışanın kendini güvende hissetmesi yatıyor. Artık “Maaş alıyorsa, gerisi önemli değil.” anlayışı kabul görmüyor. Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından sonra maaş, çalışanın değer gördüğünün göstergesi oldu.