"orta Asya'dan Balkanlar'a Türk Çalgıları" Konferası

Hacettepe Üniversitesi Geleneksel Müzik Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi (HÜGEM) "Orta Asya'dan Balkanlar'a Türk Çalgıları"...

Hacettepe Üniversitesi Geleneksel Müzik Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi (HÜGEM) "Orta Asya'dan Balkanlar'a Türk Çalgıları" konulu konferans düzenledi.

Konferansın açılışında konuşan Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Tuncer, dünyanın en evrensel iletişim dili olan müziğin evrensel olduğu kadar kültüre özgü nitelikler de taşıdığını belirterek, "Üniversiteler kültür, bilim ve sanatta öne çıkmalı. Hacettepe Üniversitesi olarak bu üç konuda topluma yön vermek amacındayız" dedi.

Reklam
Reklam

HÜGEM Müdürü Doç. Dr. Gülay Mirzaoğlu da, müziğin bir varoluş dili olduğunu vurgulayarak, Türk çalgılarının tarihsel yolcuğu hakkında açıklamalarda bulundu. Mirzaoğlu şunları söyledi:

"Tarihsel gelişimi bin yıllar alan Türk çalgılarının macerası Orta Asya'da başlar, Anadolu topraklarına yayılarak Balkanlar'a kadar uzanır. Yeryüzünün bütün kıtalarına yayılan Türklerin çalgılarının geçmişten günümüze uzanan serüveni, insanlık tarihiyle ölçülen uzun bir öyküdür. İnsanlık var oldukça bitmeyecek olan bu öykü, tarihin derinliklerinden günümüze Türk coğrafyasının her bir bölgesinde çeşitlenip zenginleşerek hayat bulmaya devam edecektir. İnsanlığın ortak kültür mirasını günümüze en etkili ve kalıcı biçimde taşıyan olgu müziktir. Dünyada yapılmakta olan Etnomüzikoloji araştırmaları ve Türk müzik kültürüyle ilgili araştırmalarımız göstermektedir ki, müzik ait olduğu toplumun yalnızca müzikal tercihlerini, estetik zevklerini yansıtmakla kalmaz; o toplumun dilini ve edebiyatını, geleneksel kültürünü, tarihsel olaylarını, psikolojik eğilimlerini, toplumsal yapısını, inanç ve düşünce yapısını da özünde saklar ve yansıtır."

Reklam
Reklam

TÜRK ÇALGILARININ ATASI KOPUZ

Türkler tarih boyunca, çalgılarını günlük ve törensel yaşamın her alanında kullandıklarını bildiren Mirzaoğlu, dinsel törenlerde şamanların kullandıkları sembolik araçların başında davulun geldiğini söyledi. Mirzaoğlu, "Şamanın yeraltına iniş ya da gökyüzüne yükselme törenlerinde, davul son derece işlevsel bir çalgıdır. Aynı şekilde, kötü ruhların kovulmasında ve hastalıkların sağaltımında da davul sesinin sihirli tınılarından yararlanıldığı bilinmektedir. Kurtbaşı motifiyle bezenmiş şaman davulu bu kullanımın en özgün örneklerindendir. Orta Asya, Anadolu ve Balkanlar'a yayılan Türk müzik kültüründe en eski ve yaygın çalgılardan birisi de kopuzdur. Bütün Türk boylarında kutsal ve saygın bir yere sahip olan kopuz, günümüz Türk dünyasına ait birçok telli çalgının atasıdır. Oğuz boylarının bilge ozanı Dede Korkut ad verirken, Oğuz yiğitlerine alkış tutarken, onları savaşa gönderirken kopuz ile konuşur. Türk insanı tarih boyunca kopuzun sesinden güç alarak savaşmış, kopuzu bir haberleşme aracı olarak kullanmış ve her türlü öyküsünü onun sihirli sesiyle terennüm etmiştir. Orta Asya'dan Anadolu'ya ve Anadolu'dan Balkanlar'a uzanan 1000 yıllık bir yolculukta, çalgılar biçimleri değişen ama toplumsal işlevi ve değeri ortak olan, kültürel kimliğimizi taşıyan ve gelecek kuşaklara aktaran sanatsal bir ifade aracıdır" dedi.

Reklam
Reklam

Konferansta yapılan konuşmaların ardından Dr. Ayhan Sarı tarafından Orta Asya Türklerini temsil eden müzikler icra edildi.

Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz

Haberin Devamı İçin Tıklayın