Yatırım yaptıktan sonra hesabındaki paranın arttığını görmek mutlaka sevindirici bir durumdur ama ne yazık ki her zaman gerçekten kazandığın anlamına gelmez. Aksine bazı durumlarda alım gücünün düştüğünü bile gösterebilir.
"Reel getiri" olarak bilinen bu durum hakkındaki finansal okuryazarlığını artırman, yatırım risklerini azaltmana yardımcı olabilir.
Reel getiri, yaptığın bir yatırımda enflasyon oranı çıktıktan sonra elde ettiğin net kazançtır ve bir anlamda gerçek alım gücündeki artışı gösterir. Normal getiri ise enflasyon oranı çıkarılmadan önce kağıt üstünde görünen kazançtır. Yani reel getiri, hem kâr elde ettiğini hem de alım gücünün iyileştiğini gösterir. Nominal değerde ise böyle bir durum söz konusu olmaz ve eline kalan net kâr beklenenden çok daha düşük olabilir.
Bazen yaptığın bir yatırımın kağıt üzerinde gösterilen getirisi artabilir ve örneğin getiri yılda %40'tan %50'ye çıkabilir. Ama bu değerler sadece nominal değerler olduğundan eline geçen kazancın net şekilde artacağını göstermez. Çünkü aynı zaman diliminde enflasyon nedeniyle yaşam giderleri, fatura ödemeleri veya mal ve hizmet bedelleri de artmış olabilir. Bu durumda önceden 100 TL'ye aldığın bir ürünü artık 200 TL'ye alıyor olabilirsin. Bu da %10'luk fiyat artışının sana aslında yüksek refah seviyesi olarak dönmeye yetmediği anlamına gelir.
Reel getirideki esas fark gördüğün değerin enflasyondan arındırılmış olmasında gizlidir. Nominal hesaplamada en basit hesapla %10'a denk gelen artış, reel getiride daha karmaşık bir formülle hesaplanır ve enflasyon oranının dışında kalan miktara odaklanır. Bu hesaplama sonucu karşına çıkan değer negatif veya pozitif olabilir ama gördüğün her negatif değer, mutlaka zarar ettiğin anlamına da gelmez. Daha çok, alım gücünün azaldığını ifade eder. Çünkü bazen yatırımın değer kazansa bile enflasyon etkisiyle yaşanan fiyat artışı daha fazladır.
Yatırım getirisi enflasyonun üzerinde kaldığında ise negatif getirinin tam tersi bir durum oluşur ve hem kazancın değerlenir hem alım gücün artar. Bu durumda, piyasada daha önce satın aldığın ürün, mal ve hizmetler için daha az ödemeye başlarsın. Diğer yandan da elindeki yatırım kârını artırır ve iki taraflı bir kazanç sağlarsın. Çünkü enflasyon, parayla satın alabileceğin ürün ve hizmet miktarını doğrudan etkileyen bir faktördür.
Bir yatırımın yatırımcıya sağladığı net kazancı hesaplarken enflasyonun dışında vergi ve ek maliyetlere de bakman gerekir. Çünkü basit hesaplamalarda genellikle yatırımcının elinde kalan tutar ve kâğıt üzerinde gördüğü net tutar birbirinden farklıdır. Vergi ve masraflar çıktıktan sonra yatırımcı açısından pek çok şey değişebilir.
Yaptığın bir yatırımın %40 ve %50 gibi yüksek getiri sağlaması, maalesef her zaman kazandığını da göstermez. Çünkü bu kadar kazandığın bir dönemde eğer enflasyon da yüksekse aslında elde ettiğin reel getiri düşer. Tersi durumda, yani enflasyonun düşük olduğu bir dönemde ise aslında ufak görünen kazanç bile alım gücünü artırman için yeterli olabilir. Dolayısıyla sadece ekranda gördüğün getiri oranına bakman, pek sağlıklı bir sonuç vermeyebilir.
Mevduat, tahvil, fon veya başka bir yatırım aracında gördüğün nominal oran bazen yanıltıcı olabilir. Enflasyondan arındırılan reel getiri, yatırım yaparken satın alma gücünü ne kadar koruduğunu da gösteren önemli bir veridir. Her zaman sadece reel getiriye bakman yeterli gelmese de bu veriyi likidite, vade süresi ve maliyet gibi ek göstergelerle birlikte değerlendirdiğinde mevcut riskleri minimuma indirmen ve alım gücünü artırman mümkün olabilir.