Sermaye kontrolü, ülkeye giren ve ülkeden çıkan para miktarının sınırlanması durumudur. Normalde paranızı başka bir ülkeye gönderebilir veya birikimlerinizi farklı para birimlerine dönüştürebilirsiniz. Ancak bu finansal araçlara bazen o kadar rahat erişim sağlayamayabilirsiniz ve paranızın sadece belirli bir miktarını ülkeden çıkarabilirsiniz. İlk bakışta çok sınırlandırıcı görünse de bu uygulamanın temelinde ülkedeki ekonomik istikrarı sağlama stratejisi bulunur. Çünkü aynı anda büyük miktarda para ülkeyi terk ederse ekonomik kriz çıkabilir.
Bazı durumlarda, ülkedeki sermayenin serbest dolaşımı geçici veya kalıcı olarak sınırlandırılabilir. Sermaye kontrolü olarak adlandırılan bu düzenleme, ülkeye giren ve ülkeden çıkan para miktarını dengelemeyi hedefler. Bir tür tedbir olarak uygulanan sermaye kontrolü doğrudan bir yasaklama olarak çalışmaz ve sadece belirli durumlarda geçerli olabilir. Örneğin, bazı durumlarda sadece belirli varlıkların satın alımı sınırlandırılabilir, bazense ülkeye para girişi ya da ülkeden para çıkışı kısıtlanabilir.
Devletlerin kendi ülkelerinden para çıkışını sınırlandırmasının temelinde bir tür ekonomik savunma mekanizması yatar. Özellikle ekonomik kriz çıktığında ya da piyasada güvensiz bir ortam oluştuğunda hem bireysel hem kurumsal yatırımcılar birikimlerini döviz üzerinden yurt dışına çıkarmak isteyebilir. Ancak çok sayıda yatırımcının yüksek miktarda yerel parayı dövize çevirmek istemesi, merkez bankasındaki rezervleri riske atabilir. Bunu engellemek için de sermaye kontrolü gerekir.
Bir ülkedeki döviz çıkışı arttığında, piyasadaki döviz talebi tavan yapar ve yerel para biriminin değer kaybı hızlanır. Böyle olduğunda ise hem yerel para birimine olan güven azalır hem de enflasyon karşısındaki direnç zayıflar. Dolayısıyla sermaye kontrolü, bu tür durumlarda sınırlandırıcı bir bariyer gibi devreye girerek para birimi değerinin korunmasına yardımcı olabilir.
Aynı anda fazla para çıkışının bir diğer etkisi bankacılık sektörü üzerinedir. Çünkü çok sayıda yatırımcının panikle bankadaki paralarını dövize çevirip yurt dışına transfer etmesi, bir tür likidite sıkışıklığı yaratarak bankacılık sektörünü riske atar. Hatta aşırı talep hâlinde iflaslar söz konusu olabilir. Bu riski engellemek için gereken sınırlandırma sermaye kontrolüdür. Böylece sistemin ayakta kalması sağlanır.
Bazı ekonomiler, finansal istikrar sağlamak ve krizi yönetmek için de sermaye kontrolü uygulamasından faydalanabilir. Özellikle spekülatif haberlerin olduğu bir ortamda, ekonomiyi dengelemek için bu tür sınırlandırmalar gerekebilir. Böylece sermayenin panikle ve bir anda çıkışı önlenmiş olur.
Bu uygulamaların tümü farklı seviyelerde ve farklı ekonomik koşullarda geçerli olabilir.
Sermaye kontrolünün en büyük avantajı, ülke ekonomisini ve para birimi değerini korumasıdır. Bu sayede ülkedeki yabancı yatırımcı dışarıya kaçamayacağından sermaye içeride kalır ve ekonomik canlılık korunur. Ancak kontrolün uzun süre devam etmesi ve kısıtlamaların artması hâlinde yatırımcılar karaborsaya yönelebilir. Bu da özellikle döviz kurlarında ikili fiyat mekanizması doğurma riski taşır. Bu nedenle sermaye kontrolünün kontrollü uygulanması ve öncelikle mevcut ekonomik problemlerin çözülmesi gerekir.