Sosyal medyada gördüğümüz o mükemmel hayat aslında ekonomimizi ve cebimizi de etkiliyor. Sosyal medyanın etkileri zaten hayatımızın her yerinde ama özellikle iş ekonomiye gelince işler değişiyor...
Sosyal medyada sürekli en iyi anları gördükçe kendi hayatımızı eksik hissetmeye başlarız ve farkında olmadan gördüklerimizle kendi hayatımızı karşılaştırırız. Tam olarak bu his, o dönemlerde ihtiyacımız olmayan harcamaları sırf bir şeylerden ve gördüklerimizden geri kalmamak için yapmamıza neden olabilir.
Lüks tatiller, pahalı restoranlar veya marka ürünler sıkça karşımıza çıktıkça bunlar artık standart yaşam gibi görünmeye başlar. Harcama eşiğimiz fark etmeden yükselir çünkü algıladığımız normal de değişir.
Swipe-up linkleri, tek tıkla alışveriş ve influencer önerileri karar süresini bir anda kısaltır. Düşünmeden yapılan küçük harcamalar birikerek büyük maliyete dönüşür. Tek bakışta çok fazla görünmese de toplu olarak hesaplandığında fazla olabilir.
Trendler çok hızlı değiştiği için yeni olanı yakalama baskısı her geçen gün artar. Henüz kullanılabilir durumdaki ürünler bile erken değiştirilir. Trend döngüsünün hızında para da eriyip gider.
Paylaşılabilir, estetik ve dikkat çekici deneyimler için daha pahalı seçenekler tercih edilmeye başlanır. Zaman içinde harcama, ihtiyaçtan çok bir paylaşım değerine dönüşür ve ona göre şekillenir.
Kaçırma korkusu olarak da bilinen FOMO da sosyal medyanın etkileri arasındadır. “Şimdi almazsam fırsatı kaçırırım” hissi indirim ve kampanyalarla güçlenir ve sosyal medyayla da desteklenir. Gerçek ihtiyaç analizi yapılmadan alışveriş yaptığımızı fark ederiz.
Kişisel marka yaratma isteği belirli tarzlara yatırım yapmayı teşvik eder. Sosyal medyada yarattığımız kimlik inşası zaman içinde tüketime teşvik eder. Harcama, işlevden çok imaj yönetimine hizmet edebilir.