Pasifik Okyanusu’ndaki Yap Adası’nda insanlar para olarak kocaman taş diskler kullanıyordu. Bu taşların çoğu birkaç ton ağırlığındaydı! "Bunu nasıl para olarak kullanmışlar?" diye düşünüyor olabilirsiniz ama o dönem, taş yerinden hiç kıpırdamasa bile “Sahibi değişti.” diye kabul ediliyordu. Yani taş yerinde sabit duruyor, sahibi değişiyordu.
Bugün markette gördüğümüz kakao, Orta Amerika’da zamanında ciddi bir ödeme aracıydı. Az bulunduğu ve değerli olduğu için insanlar kakao çekirdekleriyle alışveriş yapıyordu. Hatta sahte kakao üretimi bile ortaya çıkmıştı! Bugün yediğimiz çikolata, bir zamanlar paraydı yani...
Tuzun bir dönem 'beyaz altın' olarak görülmesi boşuna değil! Yiyecekleri saklamak için hayati öneme sahip olduğu dönemlerde tuz, doğrudan para yerine kullanılıyordu. Hatta asker maaşlarının tuzla ödendiği zamanlar bile oldu!
Eskiden, bazı toplumlarda deniz kabukları resmen bozuk para gibiydi. Küçük alışverişlerde kullanılıyor, hatta sayılarak ödeme yapılıyordu. Değerli olan kabuk türleri özellikle korunuyordu çünkü herkes bulamıyordu.
Antik Çin’de para niyetine kullanılan şeylerden biri de bronz bıçaklardı. Ciddi bir metal değeri vardı. Zamanla bu bıçaklar gerçek para formuna dönüştü.
Bazı Pasifik adalarında nadir bulunan kuşların tüyleri inanılmaz değerliydi. Renkleri, parlaklığı ve nadirliği arttıkça tüyün değeri de yükseliyordu. Aksesuar niyetine taşınsa da asıl işlevi ödeme yapmaktı.
Batı Afrika’da metalden yapılan bilezikler para yerine geçiyordu. Her bilezik boyutuna göre bir değere sahipti ve alışverişte sıkça kullanılıyordu. Hem takı takıp hem ödeme yapmak isteyenler için ideal bir sistemdi.
Soğuk iklimlerde yaşayan topluluklar için hayvan postu sadece giysi değil, para demekti! Özellikle sincap ve samur postları çok değerliydi. Postun kalitesi arttıkça alım gücü de artıyordu.
Bazı Asya bölgelerinde çay yaprakları preslenip blok haline getiriliyor ve para gibi kullanılıyordu. Bu çaylar hem içilebiliyor hem de alışverişte geçerli oluyordu.
Kulağa biraz ürkütücü geliyor ama bazı toplumlarda hayvan dişleri ve kemikleri para olarak kabul ediliyordu. Özellikle nadir bulunan ya da sembolik anlamı olan parçalar değerliydi. Bugün koleksiyonluk sayılacak şeyler, o zamanlar alışverişinde geçiyordu.