Yeni dünyanın parolası: Enerji savaşları ve jeopolitik riskler! "Yerli ve milli teknoloji stratejik zorunluluk"

Türkiye’nin dış politikada son yıllarda izlediği stratejiyi değerlendiren eski bakan ve Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, artan küresel jeopolitik risklerin merkezinde enerji ve kaynak mücadelesinin yer aldığını vurguladı. Türkiye’nin Ukrayna-Rusya savaşındaki arabulucu rolünden Ortadoğu’daki etkinliğine kadar birçok alanda “bölgesel güç ve küresel aktör” konumunu pekiştirdiğini belirten Özlü, yerli ve milli teknoloji hamlesinin hayati önem taşıdığını ifade etti.

Türkiye’nin dış politikada izlediği yol doğru mu? Bu soru son dönemde en çok konuşulan konu başlıkları arasında. Ukrayna ile Rusya savaşında arabulucu rolündeki Türkiye, İsrail’in Gazze’de işlediği soykırım suçuna karşı ses yükselten ülkelerin başında geliyor. Suriye’de ise bir rejim değişiklikliği yaşanırken son olarak bölgedeki SDG de mağlubiyet aldı. Türkiye’nin dış politika siyasetini yorumlayan eski bakan bugünün Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, enerji ve kaynaklara hakim olma savaşlarına dikkat çekti.

Reklam
Reklam

Dünyada ticaret savaşlarının hızlandığını gücü olanın kurallar koyduğunu belirten Faruk Özlü, her an değişen ve dönüşe jeopolitik risklerle karşı karşıya olduklarını ancak özellikle son 50 yılda bu risklerin niteliğinin değiştiğini yönetilmesinin daha güç olduğunu ifade etti.
Dr. Faruk Özlü hem Türkiye’nin dış politikadaki durumunu hem de küresel ekonomik gelişmeleri Mynet’e değerlendirdi.

KÜRESEL ÖLÇEKTE ARTAN GÜVENLİK RİSKLERİ VE JEOPOLİTİK GERİLİMLER TÜRKİYE’NİN YERLİ VE MİLLİ TEKNOLOJİ HAMLESİNİ NASIL ETKİLİYOR?

“Bugün baktığımızda; Ukrayna, Venezuela, Filistin, İran gibi gerilim bölgelerinin ortak özelliğinin enerji kaynakları ve koridorları olduğunu görüyoruz. Dünyanın enerjiye olan ihtiyacı her geçen gün artıyor. Günümüzde dünya nüfusu 8,3 milyar civarında. 2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyar’a ulaşması öngörülürken enerji ihtiyacının 2 katı artması bekleniyor. Dolayısıyla enerjiye ulaşma ve kaynaklara hâkim olma savaşlarının önümüzdeki yıllar boyunca da devam edeceği şimdiden belli.

Reklam
Reklam

“ABD 38 TRİLYON DOLAR DIŞ BORCUNU NASIL ÖDEYECEK?”

“2026 ve sonrasında izlenmesi gereken başlıca jeopolitik risklerin Rusya ve NATO arasındaki gerilimler, ABD ve AB arasındaki Grönland merkezli anlaşmazlıklar, Çin ve ABD arasında devam eden ticaret savaşları ve stratejik rekabet, Ortadoğu’da İran, Suriye ve İsrail merkezli çatışma alanları, iklim riski ve enerji rekabeti olacağını düşünüyorum.

"Bu Dönem, ‘‘Türkiye’nin Bölgesel Bir Güç ve Küresel Oyuncu‘‘ olduğunu Teyit Etti"

Elbette böylesine istikrarsız ve öngörülmesi zor bir dünyada ve süreçte Türkiye’nin kendi güvenliğine odaklanmasından daha doğal bir şey olamaz. Türkiye özellikle son 20 yılda dış politikada çok önemli kazanımlara imza attı. Her tarafımız ateş çemberi olsa da, bu ateşin bizi yakmasına izin vermedik. Güvenliğimizi sadece kendi sınırlarımızdan ibaret görmedik.

Reklam
Reklam

Derinlikli bir diplomasimiz, barışı gözeten tutumlarımız, uluslar arası örgütlerdeki aktif varlığımızla; sözüne güvenilen bir ülke olmayı başardık. Suriye’de görüldüğü üzere hem Amerika hem Rusya destekli güçler geri çekilirken Türkiye destekli güçler yeni bir Suriye kurulmasına öncülük ediyor.

"ÜLKEMİZDE YAŞAYIP OKUYAN SURİYELİLER ÜLKELERİNE DÖNÜP YENİ BİR ÜLKE KURUYORLAR"

Bunda 15 yıldan fazla süredir misafir ettiğimiz Suriyeli kardeşlerimizin etkisi büyük. Ülkemizde yaşayıp okuyan Suriyeliler bugün ülkelerine geri dönüp yeni bir ülke kuruyorlar. Türkiye bölgedeki politika savaşlarının kazanan ülkesi oldu. En az 3000 kalem ithal ürünü yerlileştirebilir, Dünya’ya ihraç edebiliriz.

“HER SENE YÜZLERCE MİLYAR DOLAR TASARRUF EDEBİLİRİZ”

Türkiye geçtiğimiz yıl sadece ithal ettiği ara mallara 238 milyar dolar ödedi. Bu rakam GSYİH’mızın yüzde 18’ine denk geliyor. Bu ara mallara hem kendi üretimimizde kullanabiliriz hem de ithal edebiliriz. Eğer bunu başarabilirsek ülkemizin ekonomisinin kalıcı olarak iyileşeceği aşikardır. Bunu başarabilmek için Türkiye’nin hiç şüphesiz yerli ve milli teknolojilere yaptığı yatırımların ve elde ettiği sonuçların çok büyük payı olacak. Yerli ve milli teknolojiler; güvenlik ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından çok büyük değere sahip.

Reklam
Reklam

Dünya Savunma harcamaları 2.7 Trilyon Dolar, Dünya GSMH’ın %2.5’ne tekabül ediyor.

Türkiye’nin Savunma harcamaları 25 Milyar Dolar Türkiye’nin GSMH’ın %1.9’una tekabül ediyor. Savunmaya harcamalarımız GSMH’mızın en az %2,5’i olmalı.

Dünyanın çatışmalardan geçtiği bu zaman diliminde özellikle savunma sanayimizin üzerine titrememiz gerekiyor. Savunma sanayinde zafiyet gösteremeyiz. Böyle bir lüksümüz yok.

Savunma sektörüne yaptığımız her yatırım bize güç ve para olarak geri dönüyor. Son yıllarda ülkemizin savunma sanayinde kendi silah, uçak ve insansız hava araçlarında kat ettiği mesafe son derece kıymetlidir. Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımızın stratejik liderliğinde yerli ve milli üretim konusunda büyük adımlar attı. Özellikle savunma sanayisinde, ASELSAN, TUSAŞ, Roketsan ve Baykar gibi firmalar dünya çapında ses getiren projelere imza attı. Savunma sanayi şirketlerimiz dünyanın en büyük 100 savunma şirketi sıralamasına ön sıralarda yer alıyor. Bunun yanı sıra otomotiv sektöründe TOGG, yerli elektrikli araç olarak büyük bir başarıya ulaştı.

Reklam
Reklam

‘‘Bilim Merkezi, Teknoloji Üssü, İleri Sanayi Ülkesi bir Türkiye‘‘ hayal ediyoruz"

Bakanlığım döneminde “Bilim Merkezi, Teknoloji Üssü, İleri Sanayi Ülkesi” hedefimiz için yerli ve milli teknolojilerin desteklenmesi konusunda büyük hassasiyet gösterdim. Sanayinin öncülük ettiği bir büyümenin en sağlıklı büyüme olduğu fikriyle hareket ettim. Odak Sektörler Programı ve Yerlileştirme Kurulu başta olmak üzere, birçok program ve projeyle yerli ürünleri destekledik. O dönemde, teknoloji tabanlı üretim yapan küçük ve orta ölçekli KOBİ’lere çok avantajlı destekler sunduk. Teknolojide Atılım çalışmamızın çok değerli bir parçası olan Bilişim Vadisi’ni tüm imkânlarımızla destekledik.”

Haberin Devamı İçin Tıklayın
Anahtar Kelimeler: