Muhammed Rıza Pehlevi liderliğindeki bir anayasal monarşiden, Ayetullah Ruhullah Humeyni yönetiminde İslam hukuku ve Şiî mezhebi görüşlerini esas alan şeriat cumhuriyeti kurulmasına dönüşen ve enteresan şekilde adı da "devrim" olan bu hareket İran'a nelere mal oldu? Aslında cevabı çok kolay olan bir soru...
Ve devrimin baş adamı; 1902 doğumlu Humeyni...
Özellikle Ak Devrim'in ardından kadınlara oy hakkı verilmesiyle beraber ülke içindeki Batı nüfuzunu bahane ederek, Şah'ın politikalarına açıkça karşı çıktı ve İslam'ın uzlaşmaz bir şekilde devlet politikası olması gerektiğini belirtti. 1960'larda sürgüne gönderilen Humeyni önce Türkiye'de, sonra Irak'ta kaldı. 1978'de Saddam Hüseyin Humeyni'yi Irak'tan kovunca ABD tekeliyetinden çekinen Fransa ona sahip çıktı.
(Bu arada not düşelim; devrimin ana düşünce yapısı Ali Şeriati idi. Kendisi "islami marksizm'in" önde gelen temsilcilerinden biriydi)
DEVRİME GİDEN YOL
Humeyni devrimden önce Paris'te yaşıyordu. 1 Şubat 1979'da İran'a milyonların katıldığı bir karşılamayla dönen Humeyni, cumhurbaşkanlığına getirildi ve ömür boyu devletin dini ve siyasi lideri olarak kaldı. Devrim sırasında ilk önce liberal, sol ve dini gruplar Şah'ı devirmek için birleşti sonrasında Şah'ın devrilmesinden sonra ise iktidara yükselen Ayetullah Humeyni, muhalif liderleri ve grupları ortadan kaldırdı...
Ülkenin şu anki haline evrilmesi çok da uzun sürmedi...