Emtia piyasalarında haftanın fiyatlamalarında ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını artırmasıyla yükselen enerji maliyetleri ve ABD Merkez Bankasının (Fed) para politikasına ilişkin beklentiler öne çıktı. Özellikle altın tarafında Fed'in faiz politikasına ilişkin sinyaller, tahvil faizleri, doların seyri ve merkez bankalarının alımları yakından takip edildi.
ABD ile İran arasındaki askeri gerilimin yeniden yükselmesi, Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatlarda aksama yaşanabileceği endişesini artırdı. Petrol fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyonu yeniden hızlandırabileceği beklentisi ise tahvil piyasalarında satış baskısını beraberinde getirdi.
ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi hafta içinde yüzde 4,82 seviyesini görerek Kasım 2023'ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı. 2 yıllık tahvil faizi de yüzde 4,42 ile Ocak 2025'ten beri gördüğü en yüksek seviyeye ulaştı. 10 yıllık tahvil faizi haftayı 6 baz puan yükselişle yüzde 4,79 seviyesinden tamamladı.
Fed yetkililerinden gelen açıklamalar da piyasalardaki faiz beklentilerinin dalgalanmasına neden oldu. New York Fed Başkanı John Williams, yüksek enerji fiyatlarının hizmet sektörlerine yayılmaması sayesinde enflasyonun yavaşlamayı sürdürdüğünü ifade etti. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller ise enflasyon baskılarının hafiflediğine işaret eden verilerin gelmesi halinde eylül toplantısında faizlerin sabit tutulmasını destekleyebileceğini belirtti.
ABD'de özel sektör istihdamına ilişkin veriler de Fed beklentilerini etkiledi. ADP Araştırma Enstitüsünün verilerine göre özel sektör istihdamı ağustosta 38 bin kişi arttı. Piyasa beklentisi ise 48 bin kişilik artış yönündeydi. Beklentinin altında kalan bu veri, hafta ortasında Fed'e ilişkin faiz beklentilerinin hafiflemesine yol açtı.
Bununla birlikte haftanın son işlem gününde açıklanan tarım dışı istihdam verisi, piyasalardaki beklentiyi yeniden değiştirdi. ABD'de tarım dışı istihdam ağustosta 162 bin kişi artarak 56 bin kişilik beklentiyi aştı. İşsizlik oranı yüzde 4,1 seviyesinde sabit kalırken, haziran ve temmuz aylarına ilişkin toplam istihdam verisi 55 bin kişi yukarı yönlü revize edildi.
İstihdam verisinin ardından Fed'in eylül toplantısında faiz artırma ihtimali yüzde 65'e kadar yükseldi. Dolar endeksi haftanın son işlem gününde değer kazanmasına rağmen haftalık bazda yüzde 0,5 gerileyerek 99,2 seviyesine indi.
Bu gelişmeler altının seyrinde de etkili oldu. Waller'ın açıklamalarının ardından tahvil faizleri ve doların gerilemesi haftanın ortasında altına destek verdi. Ancak güçlü istihdam verisinin ardından faiz artırımı beklentilerinin yeniden yükselmesi, haftanın son işlem gününde değerli metaller üzerinde satış baskısı oluşturdu.
Altın açısından piyasaların takip ettiği bir diğer gelişme ise merkez bankalarının rezervlerine yaptığı eklemeler oldu. Dünya Altın Konseyinin verilerine göre merkez bankaları temmuz ayında rezervlerine net 23 ton altın ekledi. Böylece yılın ilk 7 ayında resmi olarak bildirilen net altın alımı yaklaşık 130 tona ulaştı. Geçen yılın aynı döneminde bu miktar yaklaşık 160 ton olmuştu.
Temmuz ayındaki alımlarda 20 tonla Çin başı çekti. Çin Merkez Bankasının altın alımları üst üste 21'inci aya ulaşırken, ülkenin yıl başından bu yana yaptığı alım 60 tona çıktı. Çin'in toplam altın rezervi ise 2 bin 366 tona ulaştı.
Polonya, temmuz ayında 8 ton, yılın ilk 7 ayında ise 90 ton altın alarak söz konusu dönemin en fazla altın alan ülkesi oldu. Rusya temmuz ayında 6 ton, Türkiye ise 1 ton altın sattı.
Merkez bankalarının net altın talebi yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 62 artış göstererek 289 tona yükseldi. Böylece ikinci çeyrekler karşılaştırmasında en yüksek seviyeye ulaşıldı.
Altın temmuz ayını ons başına 4 bin 27 dolardan yatay tamamladı. Aynı dönemde küresel altın fonlarına 3 milyar dolarlık giriş gerçekleşti. Merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirme arayışı ile enflasyon ve jeopolitik risklere karşı korunma isteği, altına yönelik talebi desteklemeyi sürdürdü.
Haftalık fiyatlamalarda ise değerli metallerin tamamında sınırlı değişimler görüldü. Ons bazında platin yüzde 0,1 yükselirken, paladyum yüzde 1,9, altın yüzde 0,4 ve gümüş yüzde 0,2 değer kaybetti.
Baz metallerde dolar endeksinin haftalık bazda gerilemesi ve ürünlere ilişkin arz gelişmeleri fiyatları destekledi.
Çinkoda Londra Metal Borsası stoklarındaki düşüş ve fiziki piyasadaki sıkışıklık dikkat çekti. Üç ay vadeli çinko fiyatı ton başına 3 bin 990 dolara ulaşarak yaklaşık dört yılın en yüksek seviyesini gördü. Küresel çinko madeni üretiminin yılın ilk yarısında yüzde 2,6 azaldığı bildirildi.
Bakır fiyatlarında ABD'nin temmuz ayındaki rafine bakır ithalatının rekor seviyeye ulaşması ve Şanghay Vadeli İşlemler Borsası stoklarının haftalık yüzde 13 düşerek 63 bin tona gerilemesi etkili oldu.
Alüminyumda kısa vadeli teslimat fiyatlarının vadeli fiyatların üzerine çıkması, fiziki piyasadaki sıkışıklığa işaret etti. Kurşunda ise yüksek stoklar ile 8 bin 450 tonluk çekme talimatı birbirini dengeledi.
Baz metallerde tezgah üstü piyasada geçen hafta libre bazında çinko yüzde 1,7, bakır yüzde 0,8, alüminyum ve nikel yüzde 0,3 yükseldi. Kurşun ise yatay seyretti.
Enerji grubunda ABD ile İran arasındaki çatışmaların yeniden şiddetlenmesi ve Hürmüz Boğazı'ndaki taşımacılığa yönelik endişeler fiyatları yukarı taşıdı.
Analistler, Orta Doğu'daki petrol ihracatında henüz kalıcı ve büyük çaplı bir kesinti yaşanmadığını ancak çatışmaların yeniden başlamasının fiyatlarda jeopolitik risk primini yükselttiğini belirtti.
Irak'ın petrol ihracatının ağustos ayında günlük 1,35 milyon varilden 2,34 milyon varile çıkması arz endişelerinin sınırlanmasına katkı sağladı.
ABD'de ticari ham petrol stokları 4,5 milyon varil azalarak 424,5 milyon varile geriledi. Benzin stoklarında 1,2 milyon varillik düşüş yaşanırken, rafineri kapasite kullanım oranı yüzde 98'e çıkarak Ağustos 2018'den bu yana en yüksek seviyesini gördü.
Avrupa'da gösterge doğal gaz fiyatı megavatsaat başına 75 avroyu aşarak 2023'ün başından bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. ABD doğal gazında ise sıcak hava tahminleri ve sıvılaştırılmış doğal gaz tesislerine yönelen akışın artması fiyatları destekledi.
Toplam doğal gaz stokları 3 trilyon 214 milyar fit küp ile beş yıllık ortalamanın yüzde 4,8 üzerinde gerçekleşti.
Bu gelişmelerin ardından haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 7,2 yükselirken, doğal gazın İngiliz termal birimi cinsinden fiyatı yüzde 3,0 arttı.
Tarım emtialarında haftalık fiyatlamalar farklı yönlerde gerçekleşti. Arz ve talebe ilişkin gelişmeler piyasaların seyrinde belirleyici oldu.
Soya fasulyesinde Çin'in ABD'den yaptığı alımlar ile üretim bölgelerinde sıcak ve kurak hava beklentileri fiyatları destekledi. ABD Tarım Bakanlığı, Çin'e 192 bin ton, bilinmeyen alıcılara ise 250 bin 600 ton soya fasulyesi satıldığını açıkladı.
Mısırda ABD'deki verim beklentilerinin gerilemesi ve Karadeniz ticaretine yönelik riskler fiyatlar üzerinde etkili oldu.
Buğday fiyatları ise Rusya-Ukrayna Savaşı'na ilişkin diplomatik çözüm ihtimalinin güçlenmesinin ardından geriledi. Hafta içinde 3,5 yılın zirvesini gören buğday, kar satışlarının etkisiyle haftayı düşüşle tamamladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılabileceğini söylemesi ve ABD'li müzakerecilerin Moskova ile Kiev'i ziyaret etmesinin beklendiğine ilişkin açıklamalar, Karadeniz'deki tahıl sevkiyatlarının normalleşebileceği beklentisini artırdı.
Pirinçte ise Hindistan'da eylül yağışlarının mevsim normallerinin altında kalacağı tahmini, üretime ilişkin endişeleri artırdı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, tamamlanan haftada 2026 küresel tahıl üretimi tahminini 3,4 milyon ton azaltarak 2 milyar 980 milyon tona çekti.
Bu gelişmelerle Chicago Ticaret Borsası'nda kile başına fiyatlar soya fasulyesinde yüzde 1,8, mısırda yüzde 0,5 yükseldi. Buğday yüzde 5,6 gerilerken pirincin yüz libre başına fiyatı yüzde 2,2 arttı.
Yumuşak emtia grubunda ise satış baskısı öne çıktı. Şekerde Brezilya'nın orta-güney bölgesindeki üretimin ağustosun ilk yarısında yıllık yüzde 7,9 azalması fiyatları destekledi. Uluslararası Şeker Örgütü de 2026-2027 sezonunda küresel arzın 200 bin ton açık vereceğini öngördü.
Kakaoda Fildişi Sahili'nden limanlara ulaşan ürün miktarının yıllık yüzde 19 artarak 2,14 milyon tona yükselmesi ve Intercontinental Exchange stoklarının yaklaşık iki yılın en yüksek seviyesine çıkması satışları hızlandırdı.
Kahvede Brezilya'nın 2026-2027 mahsulünün 77,2 milyon çuvalla rekor seviyeye ulaşabileceğine yönelik tahmin ve üretim bölgelerinde beklenen yağışlar fiyatlar üzerinde baskı oluşturdu.
Pamukta ise ABD ürün koşullarındaki sınırlı iyileşme ve net ihracat satışlarının 27 bin 525 balyaya gerileyerek iki yılın en düşük seviyesine inmesi etkili oldu.
ABD'de Intercontinental Exchange'te libre bazında şeker fiyatı yüzde 3,0 yükseldi. Pamuk yüzde 5,2, kahve yüzde 4,7 gerilerken kakaonun ton başına fiyatı yüzde 7,0 düştü.