Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, “Bu barış ortamını sağlamadığımız sürece hiçbir soruna çözüm bulamayız” dedi.
Manisa Barosu tarafından Belediye Kültür Sitesi Lale Salonu’nda düzenlenen "Anayasal Haklar ve Hürriyetler" konulu konferansta konuşan Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, önemli açıklamalarda bulundu. Geçmişte Anayasa Mahkemesi’nin aldığı kararlar hakkında konuşan Kılıç, “Düşününce kimyam bozuluyor. Biz öyle zamanlar geçirdik ki 100 küsur milletvekili olan bir partinin sadece bir fiilden dolayı, bir milletvekilinin başörtüsüyle Meclis’e girmesinden dolayı onu odak noktası görüp partiyi kapattık. Bir de bugün geldiğimiz noktaya bakın. Şunu açıkla ifade edeyim; inançların, düşüncelerin teminatı olduğu kadar bu devletin de teminatı olduğumuzu kimse aklından çıkarmasın. Yeri geldiği zaman yine bu mahkeme gereğini yapar. 2000’li yıllardan sonra baktığınız zaman bir tane parti kapatıldı. O da terör ve şiddetle ilişki kurduğundan dolayı. 14 partinin kapatılma talebi reddedildi. Bu Anayasa Mahkemesi’nin evrensel noktada hangi noktaya geldiğinin göstergesidir. Bu acı tecrübelerin hepsini yaşadık. Milyonlarca insanın fişlenmesini, 2 kere 2’nin 4 olmasına rağmen biz 2 kere 2’nin 367 olacağını söyledik. Bunları korkmadan paylaşmak zorundayım. Gelecekteki Türkiye’nin aydınlık olmasından dolayı bunları söylüyorum. Bu yanlışların bir daha yapılmaması gerekiyor” dedi.
“UZLAŞACAĞIZ, GÖZ GÖZE GELECEĞİZ VE YOLUN SONUNDA BİRBİRİMİZİ SEVECEĞİZ”
Geçmişte sürekli insanların çeşitli konularla meşgul edildiğini vurgulayan Haşim Kılıç, “Sınırlarımızda mayın temizlenecekti, bu rejim sorunu haline geldi. Yapılanları rejim sorunu haline getirmesek rahat edemiyoruz. Manisalılar bıktık biz rejim sorunlarından, bu toplum artık reel sorunlarıyla baş başa kalmak istiyor. Her kış ‘şeriat geldi’, ‘komünizm geldi’, bu korkularla buraya kadar geldik. Bu ülke bu korkularla bölünemeyecek kadar sağlam temeller üzerine kurulmuştur. Bundan sonra yapacağımız şey demokrasinin o güzelliklerini hayata geçirmekten başka bir şey yok. Uzlaşacağız, göz göze geleceğiz ve yolun sonunda birbirimizi seveceğiz. Sevgi ve güven ikliminin doğduğu noktada da bu ülkeye barış gelecek. Bu kavgayla küfürler, kin ve nefret kültürü ile bir yere gitmemiz mümkün değil. Bu kültürü değiştirmemiz lazım. Çatışma kültürü üzerine kurulan siyasetin değiştirilmesi lazım. Bir tarafta kavga devam edecek, kan akacak, burada masada oturup anayasa yapacağız, böyle bir şey olmaz. Bu barış ortamını sağlamadığımız sürece hiçbir soruna çözüm bulamayız. Onun için de demokrasinin müzakere kültürünü kullanmamız gerekiyor. Sevginin, merhametin gücünü kullanmamız gerekiyor. Değerlerin katkısını almak zorundayız. Biz seküler anlayışın yitirildiği çaba ve gayretle yasalarımızdan uzaklaştırılmak zorunda kaldık. Evrensel anlamda seküler anlayış bütün dinlerin ve bütün felsefi inanç ya da inançsızlıkların eşit ortamda bütün imkanlardan faydalanarak kendilerini ifade etmeleridir. Bizde öyle olmadı, biz negatifte buluşturduk. Yoklukta eşitlemeye çalıştık. Devlete binlerce insan ve düşman kazandırdık. Haklar bu kadar önemlidir. Hak ihlali kin ve nefreti doğurur. Farklılıklar arasında ayrışmanın derin çatlaklara gitmesi ve sonucunda kin ve nefret sonunda herkes birbirinden intikam almaya gidecektir. Birisi geldiğinde o alacak, öbürü geldiğinde diğeri intikam almaya başlayacak. İşte bunları yok edebilmek için erken uyarı sistemini harekete geçirmemiz lazım. Sevgi ve barış kültürünü öne geçirmemiz gerekiyor. Bunları yaşatabilirsek o dediğimiz güzel Türkiye’ye gideriz” dedi.
“TÜRKİYE, ADALET, HUKUK DENDİĞİ ZAMAN BİRKAÇ TANE DAVAYA ENDEKSLENEREK DEĞERLENDİRİLMEYE BAŞLANDI”
Konferansın sonunda gelen sorularını cevaplayan Kılıç, uzun yargılama süreçleri hakkında sorulan bir soru üzerine, yargılama süreçlerinin devam ettiğini ve çok fazla detaya girmek istemediğini belirtti. Kılıç sözlerine şöyle devam etti:
"Sadece söyleyeceğim birkaç şey var. Gerçekten bir hukuksuzluk yapılıyorsa, bunu kimsenin savunması mümkün değil. Hele hele bizim gibi hakem bir kuruluşun organının başkanının bunu savunması mümkün olamaz, olmamalı da. Ancak Türkiye'de yaşanan bir şey var. Bunu üzüntüyle seyrediyorum. Türkiye, adalet, hukuk dendiği zaman birkaç tane davaya endekslenerek değerlendirilmeye başlandı. Şimdi uzun tutukluluk, uzun yargılama süreçleri dendi. Doğrudur, bunları bende kabul ediyorum. Türkiye'nin maalesef böyle bir hastalığı var. Böyle bir hastalığımız olmasaydı, AİHM'de 17 bin davamız olmazdı. AİHM, bilmem 3 bine yakın karar veriyor, bu davaların hemen hemen tamamı adil yargılanma ile ilgili. İhlallerin tamamı adil yargılanma ile ilgili. Demek ki, Türkiye'nin bir rahatsızlığı, bir sorunu var. Bu sorunu kimsenin ötelemesi mümkün değil, ancak benim burada eleştirdiğim bir şey var. Bu ülkenin hapishanelerinde 130 bine yakın insan var. Adalet Bakanımızın söylediğine göre yüzde 25 civarı tutuklu, diğer kalanı ise hükümlü. Hatta ben birkaç sene önceki konuşmamda bunu söylemiştim. O zaman bizdeki tutukluluk oranı yüzde 51 idi. Bugünlere bir hayli gelişmiş demek ki, yüzde 25'lere indi. Ben birkaç davanın esas alınarak ya da intibalı ve rütbeli insanların durumları gözetilerek bu olayların üzerine gidilmesini asla istemiyorum. Bu ülkede eğer 120 bin hapishanede yatan hükümlü ve tutuklu varsa ve bunlar uzun tutukluluk hali yaşıyorsa ya da uzun yargılama süreci yaşıyorsa bu ayrımı yapmadan herkes için istemek lazım. Benim üzerinde durduğum bu. Evet bu ülkede uzun tutukluluk ve uzun yargılama ile ilgili sorunlar yaşıyoruz ama bunu ayırarak bir bölüm için söylemek çok adil olmasa gerek. Bunu herkes için, Yozgat'ın dağında ya da Hakkari'nin dağında hakkını hukukunu bilmeyen vatandaş ile aynı cihetle ve aynı azimle onun da hakkını savunmak zorundayız. Onun için bu benim konum, mahkememin konusu. Bir adaletsizlik varsa buna benim sahip çıkmam lazım. Ama ben vatandaşlarım arasına ayırım yaparak değil, kim olursa olsun, hangi rütbede, hangi düşüncede, hangi meslekte olursa olsun, insan ben ona bakıyorum. İnsansa bir zulme, adaletsizliğe uğramışsa yanında ben varım. Onun için düşüncelerinizi yadırgamıyorum. Düşüncelerinize karşı bir şey söylemiyorum'' diye konuştu.
Anadolu Ajansı ve İHA tarafından yayınlanan yurt haberleri Mynet.com editörlerinin hiçbir müdahalesi olmadan, sözkonusu ajansların yayınladığı şekliyle mynet sayfalarında yer almaktadır. Yazım hatası, hatalı bilgi ve örtülü reklam yer alan haberlerin hukuki muhatabı, haberi servis eden ajanslardır. Haberle ilgili şikayetleriniz için bize ulaşabilirsiniz